YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14087
KARAR NO : 2010/13398
KARAR TARİHİ : 29.12.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespiti ile iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Sosyal Güvenlik Kurumu, … ile … Ltd.Şti. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalılar … Ltd.Şti. ve …’un tüm, davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan davacının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Birleşen Adana 2.İş Mahkemesinin 2001/328 Esas sayılı dosyası ile de davacı 24.03.2000 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tesbitini istemiştir.
Mahkemece, birleşen iş kazası tespit dosyası ile ilgili olay davalı …’ca iş kazası sayılıp gelir bağlandığından, bununda dava konusu kalmadığından SGK ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına, davacı vekilinin beyanı göz önüne alınarak SGK aleyhine masraf ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6.maddesi uyarınca,anlaşmazlık,davanın konusuz kalması,feragat,kabul ve sulh nedenleriyle ; delillerin toplanmasına ilişkin ara kararı gereğinin yerine getirilmesinden önce giderilirse, Tarife hükümleriyle belirlenen ücretin yarısına, karar gereğinin yerine getirilmesinden sonra giderilirse tamamına hükmolunur.
Somut olayda davacının 05.04.2001 tarihli iş kazası tesbitine ilişkin dava dilekçesinde, davalı işyerinde çalışırken meydana gelen kazanın işveren tarafından Kuruma bildirilmediğini belirttiği,davacının Kurumda tescil kaydının bulunmadığı,Adana Sigorta İl Müdürlüğünün 04.05.2001 tarihli yazısına istinaden Adana Grup Başkanlığı tarafından görevlendirilen Kurum müfettişinin 07.05.2001 tarihli görev emri üzerine yaptığı soruşturma sonucunda 11.02.2002 tarihli raporu ile olayın iş kazası olduğu sonucuna vardığı, mahkemece delillerin toplanmasına ilişkin ara kararı gereğinin yerine getirilmesinden sonra birleşen dosyada yazılı şekilde karar verdiği anlaşılmaktadır.Hal böyle olunca, Kurum dava açıldıktan sonra kaza olayından haberdar olması üzerine makul sayılabilecek bir süre içinde müfettiş görevlendirip yapılan soruşturma sonucunda olayın iş kazası olduğunu kabul ettiğine göre, Kurum dava açılmasına sebebiyet vermediğinden davalı Kurum yararına Tarifede yazılı avukatlık ücretinin tamamına hükmolunması gerekirken Kurum yararına avukatlık ücretine hükmolunmaması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasına son bent olarak, “ Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 575,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı Kuruma verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalılara yükletilmesine, 29.12.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, davacının 24.3.2000 tarihinde davalı işverene ait işyerinde çalışırken geçirdiği zararlandırıcı olayın iş kazası olduğunun tespiti, birleştirilen dava ise davacının uğradığı maddi ve manevi zararın giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece iş kazasının tespiti davasının konusu kalmadığından SGK ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına, davalı … aleyhine masraf ve avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, bir miktar manevi tazminatın davalı işverenden tahsiline karar verilmiştir.
Olay tarihinde yürürlükte olan 506 sayılı Yasa’nın 27. maddesinde işverenin iş kazasını o yer yetkili zabıtasına derhal ve Kuruma da en geç kazadan sonraki iki gün içinde yazı ile bildirmekle yükümlü olduğu, işverenin kasten veya ağır ihmali neticesi iş kazasını bu madde uyarınca zamanında Kuruma bildirmemesinden ilerde doğacak Kurum zararlarından işverenin sorumlu olacağı, ayrıca 506 sayılı Yasanın 130. maddesinde sigorta müfettişleri vasıtasıyla SGK’nun işyerlerinde teftiş, kontrol, denetleme yetki ve görevinin bulunduğu bildirilmiştir.
Öte yandan davanın konusuz kalması halinde mahkemenin yargılamaya devam ederek dava açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğunu tespit edip o tarafı yargılama giderlerine bu arada avukatlık ücretine mahkum etmesi gerekir.
Somut olayda iş kazası 24.03.2000 tarihinde cereyan etmiş, kaçak ve sigortasız olarak çalıştırılan davacı 5.4.2001 tarihinde SGK ve işverene karşı açtığı dava ile olayın iş kazası olduğunun tespitini istemiş, dava açıldıktan sonra SGK’ca 7.5.2001 tarihli görev emri ile soruşturmaya başlanıp 11.2.2002 tarihli müfettiş raporu ile olayın iş kazası olduğuna karar verilmiştir.
İş kazasını SGK’na bildirme yükümlülüğü davalı işveren de olup davalı …’da gerekli denetim ve kontrol görevini yerine getirmeyerek davacının sigortasız kaçak işçi olarak çalıştırılmasına sonuçta iş kazasının işverence Kurumdan gizlenmesine sebebiyet vermiştir.
Bu durumda konusuz kalan dava yönünden davanın açılmasına işverenle birlikte sebebiyet veren davalı … yararına avukatlık ücreti verilmemesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan Sayın Çoğunluğun kazalı sigortalının kazayı SGK’na bildirmediği ve dava açılmasına kendisinin sebebiyet verdiği gerekçesiyle davalı … yararına avukatlık ücreti verilmesi gerektiği görüşüyle mahkemenin direnme hakkını da kısıtlayacak biçimde mahkeme kararının bu şekilde düzeltilmesine ilişkin kararına katılmıyorum.