YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5392
KARAR NO : 2011/7934
KARAR TARİHİ : 11.10.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar, Kurumca ölüm aylığının geç bağlanması nedeniyle uğradıkları maddi zarardan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.500.00 TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Davalı Kurumun mahkemce davacı … yararına 987.31 TL’sına hükmedilmesine ilişkin karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi sonucunda;
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda değişiklik yapan 5219 sayılı Yasanın 2. maddesi uyarınca 01.01.2010 tarihinden sonra, anılan yasanın 427. maddesindeki kesinlik sınırı, 1.430,00 TL.’ye çıkarılmış olup, inceleme konusu karar bu tarihten sonra verilmiş ve kesinlik sınırının altında bulunmuş olmakla, söz konusu maddelere göre hüküm kesin nitelik taşıdığından 01.06.1990 tarih ve E: 1989/3, K: 1990/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı da göz önünde tutularak, Kurum vekilinin davacı …’a ilişkin hükme yönelik temyiz dilekçesinin, kararın kesinlik sınırları içinde kalması nedeniyle Dairemizce reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun davacı …’a yönelik aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
3-Dava, davacı …’ın eşi diğer davacı …’ın babası olan sigortalının 25.6.2003 tarihinde iş kazası sonucu ölümü nedeniyle Kurumca ölüm gelirinin geç bağlanmasından dolayı davacıların maddi zararının davalı Kurumdan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı … için 1.976.78 TL, davacı … için 987.31 TL olmak üzere toplam 2.964.09 TL’nın davalı Kurumdan tahsiline karar verilmiştir.
506 sayılı Yasanın 99. maddesinde “Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, iş kazası, meslek hastalığı ve ölüm sigortalarından hak kazanılan gelir ve aylıkların, hakkı doğuran olay tarihten itibaren beş yıl içinde istenmezse zamanaşımına uğrayacağı, bu durumda olanların gelir ve aylıklarının beş yıl geçtikten sonra, yazılı istek tarihini takip eden ay başından itibaren başlayacağı, 92. maddesinde ise malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından hak kazanılan aylık ve gelirler birleşirse sigortalıya veya hak sahibine bu aylık ve gelirlerden yüksek olanın tümünün,eksik olanın yarısının bağlanacağı,bu aylık ve gelirler eşit ise, iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından bağlanan gelirin tümünün, malullük,yaşlılık ve ölüm sigortasından bağlanan aylığında yarısının verileceği bildirilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacılar murisinin 25.6.2003 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası sonucu öldüğü, Kurumca 23.11.2006 tarihli müfettiş soruşturmasına göre olayın iş kazası sayıldığı, davacıların 21.8.2003 ve 12.1.2004 tarihli başvurusu üzerine Kurumca 1.2.2004 tarihinden geçerli olmak üzere murisin 1.800 gün sigortalılık süresine göre ölüm sigorta kolundan ölüm aylığı bağlandığı, 12.2.2007 tarihli davacı başvurusu üzerine; Kurumca 21.10.2008 tarihinde davacı eş ve çocuğa bağlanan ölüm aylığının 25.8.2003 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere iş kazası sigorta kolundan ölüm geliri bağlanarak artırıldığı anlaşılmaktadır.
Mevzuatımızda borç ilişkisinin kaynağı; sözleşme, nedensiz zenginleşme, kanundan doğan kusursuz sorumluluk ve haksız eylemdir.
Giderim davasının konusunu zarardan sorumlu olanlara giderinin ödettirilmesi oluşturur. Genel davranış kurallarını hukuka aykırı ve kusurlu olarak ihlal eden ile zarara uğrayan arasında borç ilişkisi meydana gelir. Bunun sonucu olarak zarar veren giderin borcu ile sorumlu tutulur.
Somut olayda, davalı Kurumca denetim görevi yerine getirilip sigortalının iş kazası geçirdiğinin belirlenmediği hak sahibi davacının da kocasının iş kazası sonucu öldüğünü bildiği halde davalı Kuruma müracaat edip uyarma görevini yapmaması, daha doğrusu geç yapması nedeniyle oluşan zararın bir kısmına katlanmak zorunda olduğu, giderek söz konusu alacağın bir faiz alacağı olmayıp maddi zarar alacağı olduğu gözetilmeksizin ve oluşan maddi zarardan BK’nun 44/1. maddesi gereğince bir miktar indirim yapılmaksızın mahkemece bilirkişi tarafından hesaplanan tazminat miktarının tamamının hüküm altına alınmasına karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Davalı Kurumun davacı …’a ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının hükmün kesinliği nedeniyle REDDİNE, kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 11.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.