Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/13876 E. 2012/6614 K. 09.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13876
KARAR NO : 2012/6614
KARAR TARİHİ : 09.04.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili; davacının müvekkili şirkete başvurarak işten ayrılmak istediğini belirttiğini, davacının isteği doğrultusunda iş aktinin sona erdirildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacının 26.06.2009 tarihli istifa dilekçesi vererek işten ayrılma iradesini beyan ettiği davalı şirket tarafından istifa nedeniyle geçerle nedenle iş sözleşmesinin sona erdirildiğini belirterek davanın reddine kara verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki iş ilişkinin bozma sözleşmesi yoluyla sona erip ermediği hususu temel uyuşmazlığı oluşturmaktadır.
Bozma sözleşmesi (ikale) yasalarımızda düzenlenmiş değildir. Sözleşme özgürlüğünün bir sonucu olarak daha önce kabul edilen bir hukuki ilişkinin, sözleşmenin taraflarınca sona erdirilmesi de mümkündür. Sözleşmenin doğal yollar dışında tarafların ortak iradesiyle sona erdirilmesi yönündeki işlem ikale olarak değerlendirilmelidir.
İşçi ve işveren iradelerin fesih konusunda birleşmesi, bir taraf feshi niteliğinde değildir. 4857 sayılı İş Kanunu’nda bu fesih türü yer almasa da, taraflardan birinin karşı tarafa ilettiği iş sözleşmesinin karşılıklı feshine dair sözleşme yapılmasını içeren bir açıklamanın (icap) ardından diğer tarafın da bunu kabulü ile bozma sözleşmesi (ikale) kurulmuş olur.
İstifa hizmet sözleşmesinde, bozucu yenilik doğuran bir irade açıklaması olup karşı tarafa ulaşmakla sonuçlarını doğurur. Bu nedenle bu beyandan dönülmesi mümkün değildir. İstifa suretiyle hizmet sözleşmesini bozmuş olan davacının 26.12.2009 tarihli dilekçesi somut olayda işleme konulmuş, davacının istifayı geri alan 28.12.2009 tarihli talebi işverence kabul edilmemiştir. Uyuşmazlıkta çözülmesi gereken husus iddia edildiği gibi istifa iradesinin fesada uğratılıp uğratılmadığı noktasındadır.
Somut olayda davacı 26.12.2009 tarihinde mağaza müdürü … tarafından sözleşmenin 31.12.2009 tarihinde sona erdirileceğinin istifa etmiş gibi dilekçe vermesini aksi taktirde siciline olumsuz şeyler yazılacağının bildirildiği mağaza müdürü tarafından kendi el yazısı ile yazılan istifa dilekçesini imzalamak zorunda kaldığını belirterek iradesinin gerçeği yansıtmadığını ileri sürmektedir. Davalı tanığı olarak dinlenen … davacının performans düşüklüğü nedeniyle işten çıkarıldığı önceleri başarılı bir çalışan olmasına rağmen sonradan rahatsızlıkları dolayısıyla performansının düştüğünü 26.12.2009 tarihli istifa dilekçesinin davacının isteği üzerine kendisi tarafından yazıldığını davacı tarafından imzalandığın bildirmiştir. Bizzat davalı tanığı anlatımlarından da davacının istifa etmediği performans düşüklüğü gerekçesiyle işveren tarafından işten çıkarıldığı anlaşılmaktadır.
4857 sayılı Kanun’un 19. maddesinin birinci fıkrasına göre işveren fesih bildirimini yazılı yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Fesih bildirimi yazılı yapılmamışsa veya fesih sebebi açık ve kesin bir şekilde belirtilmemişse aynı Kanun’un 21. maddesi gereğince geçerli sebep gösterilmediği kabul edilir. Davalı işveren tarafından yazılı bir fesih bildirimi yapılmadığı gibi davacının performansının düşüklüğü kanıtlanamamıştır. Bu durumda davanın kabulü yerine dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davalı işveren tarafından yapılan iş akdinin feshinin geçersizliği ile davacının işe iadesine,
3-Davacının yasal sürede işe başvurmasına rağmen işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının dört aylık ücreti tutarı olarak belirlenmesine,
4-Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok dört aylık ücret ve diğer hakların davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tesbitine,
5-Peşin alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
6-Davacı tarafından yapılan 148,15 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı taraf vekille temsil olunduğundan hükmün verildiği tarihte geçerli olan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hesaplanan 1.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 09.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.