YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8175
KARAR NO : 2010/12458
KARAR TARİHİ : 13.12.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, bozma üzerine ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan … ile … Sigorta AŞ. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, göre davalılardan …’ın tüm temyiz itirazlarının reddine,
2- Davalı Koç Allianz Sigorta A.Ş’nin temyizine gelince;
Dava ,davacının iş kazası sonucu uğradığı %13 oranındaki işgöremezliği nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı, maddi tazminat istemini müteselsil sorumluluk esasına göre olaya neden olan kusurlu 3.kişi ile onun ve işverenin sigorta şirketine yöneltmiştir. Bu yönüyle davalıların Borçlar Kanununun 51. maddesinde düzenlenen eksik teselsül hükümlerine göre davacıya karşı sorumlu oldukları ortadadır. Borçlar Kanununun 51. maddesi hükmü gereğince borçlulardan her biri borcun tamamından tek başına sorumlu olduğundan, borçlulardan birisinin borcunun zaman aşımına uğramış olması alacak miktarına etkili değildir. Bu kuralın doğal bir sonucu olarak da zaman aşımı def’inden ancak kendi borcu zaman aşımına uğramış olan borçlu yararlanabilir ve her davalıya kendi hukuki durumlarına uygun zaman aşımı süresi uygulanır.
Davacı vekilinin birleşen ek dava ile yaptığı ıslah istemine karşılık davalılardan Koç Allianz Sigorta A.Ş. tarafından zamanaşımı def’inde bulunulmuştur.
Borçlar Kanununun 41. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 60. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararın tazmini istemi ile açacağı davaların, zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir. Buna Karşılık, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 109/1. maddesinde “motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar.”, aynı Yasanın 109/2 maddesinde ise “dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.” hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu maddenin özellikle 2. fıkrasında, “dava cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa” ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı üçüncü kişi) yapmış olduğu fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımı uygulanacağı ifade edilmiştir.
Görüldüğü gibi, Borçlar Kanununun 60. ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109/2. maddesindeki düzenlemeler zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. Aralarındaki tek fark, zamanaşımı süresinin trafik kazalarından doğan tazminat talepleri bakımından bir yıl yerine iki yıl olarak öngörülmesidir.
2918 sayılı Yasanın anılan madde hükmünde gözden kaçırılmaması gereken husus, Ceza Kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin sadece eylemin Türk Ceza Kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır: Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında, fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlulular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.10.2001 gün ve 2001/19-652-705, 16.04.2008 gün ve 2008/4-326-325 sayılı kararları ile uzamış zamanaşımı benimsenmiştir).
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, somut olayda trafik kazası 11.09.2000 tarihinde meydana gelmiş olup, davacı vekili 08.04.2008 tarihli ek dava ve 26.06.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile tazminat miktarını artırmış, buna karşılık davalılardan sigorta şirketi vekili süresinde ek dava ve ıslah talebine karşılık zamanaşımı def’inde bulunmuştur.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan Türk Ceza Kanununun 455/1. maddesindeki fiiller için Türk Ceza Kanununun 102. maddesinde öngörülen zamanaşımı 5 yıldır. Bu durumda mahkemece, ek dava ve ıslah dilekçesi ile artırılan miktarların zamanaşımına uğrayıp uğramadığı tartışılmadan ve davalılardan Koç Allianz Sigorta A.Ş. vekilinin zamanaşımı def’ine karşı, olumlu yada olumsuz bir karar verilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalılardan … Sigorta A.Ş.’nin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde … Sigorta AŞ.’ye iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden …’a yükletilmesine, 03.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.