Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/14442 E. 2013/20464 K. 12.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14442
KARAR NO : 2013/20464
KARAR TARİHİ : 12.11.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 01.10.2003 tarihinden itibaren davalı işverene ait iş yerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti ile davacıya fazla mesai ücreti, bayram tatili çalışma ücreti, hafta tatili çalışma ücreti adı altında ödenen ücretlerin sigorta prime esas kazanca dahil edilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile, davacının 01.10.2003 tarihinden 30.05.2009 tarihine kadar hizmet aktiyle sürekli olarak çalıştığının tespitine ve davacıya fazla mesai ücreti, bayram tatili çalışma ücreti, hafta tatili çalışma ücreti adı altında ödenen ücretlerin Kuruma bildirilmesi ve Kurum tarafından bu tutarlar üzerinden yasal kesintiler tahakkuk ettirilerek davalı site yönetimine tebliğ edilmesi gerektiğine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 1003301sicil numaralı davalı işyerinden, davacı adına 10.10.2003, 05.10.2004, 10.10.2005, 04.10.2006, 01.10.2007 ve 11.10.2008 tarihlerinde işe giriş bildirgesi verildiği ve 01.10.2003 tarihinden 31.05.2009 tarihine kadar kesintili şekilde çalışma bildirildiği, her dönemin sonunda davacının tüm haklarını aldığına dair ibraname imzaladığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda; davacının hizmet tespitine ilişkin mahkeme kararı yerindedir. Ancak davacıya fazla mesai ücreti, bayram tatili çalışma ücreti, hafta tatili çalışma ücreti adı altında ödenen ücretlerin Kuruma bildirilmesi ve Kurum tarafından bu tutarlar üzerinden yasal kesintiler tahakkuk ettirilerek davalı site yönetimine tebliğ edilmesi gerektiğine dair karar eksik ve hatalıdır.
Prime esas kazancın tespitine ilişkin davanın yasal dayanakları, sigortalı ve işverenin Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyecekleri primlerin matrahını teşkil eden sigortalı kazançlarının nelerden ibaret olduğu ve istisnalarını gösteren (mülga) 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 77/I. maddesi ile 5510 sayılı Kanunun 80. maddesidir.
506 sayılı Kanunun 77/1. maddesinde, prime esas kazançlar üç bent halinde gösterilmiştir. Buna göre; “Sigortalılarla işverenlerin bir ay için ödiyecekleri primlerin hesabında:
a) Sigortalıların o ay için hakettikleri ücretlerin,
b) Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan sigortalılara o ay içinde ödenenlerin,
c) İdare veya kaza mercilerince verilen karar gereğince (a) ve (b) fıkralarında … kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin, Brüt toplamı esas alınır.”
Yasa gereğince, maddenin 2. fıkrasındaki istisnalara girmemesi koşuluyla hizmet akdi karşılığı elde edilen her türlü gelirden sigorta primi kesilmesi söz konusu olmaktadır.
506 sayılı Kanunda ücretin tanımı yapılmamıştır. Fakat m.77/I-a’da sözü edilen “ücretler” kavramı içine asıl ücretle birlikte, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri gibi ücretlerinde girdiği kabul olunmaktadır. Bu ücretlerin sigortalıya fiilen ödenmesi şart olmayıp, onun adına o ay için tahakkuk ettirilmiş olması prime esas kazanca dahil edilmesi için yeterlidir.
Asıl ücretin eki niteliğinde bulunan prim ve ikramiyeler, prime esas kazançlar olarak brüt tutarları üzerinden ödendikleri aylar itibariyle prime esas tutulur. Bunların tahakkuk etmiş olması prime esas tutulmaları için yeterli olmamakta, ödenmiş olması da aranmaktadır (m.77/I-b).
5510 sayılı Kanunun 80/1. maddesinde de;
“4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançları aşağıdaki şekilde belirlenir.
a) Prime esas kazançların hesabında;
1) Hak edilen ücretlerin,
2) Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan o ay içinde yapılan ödemelerin ve işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen tutarların,
3) İdare veya yargı mercilerince verilen karar gereğince yukarıdaki (1) ve (2) numaralı alt bentlerde belirtilen kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin, brüt toplamı esas alınır….
d) Ücretler hak edildikleri aya mal edilmek suretiyle prime tabi tutulur. Diğer ödemeler ise öncelikle ödendiği ayın kazancına dahil edilir ve ücret dışındaki bu ödemelerin yapıldığı ayda üst sınırın aşılması nedeniyle prime tabi tutulamayan kısmı, ödemenin yapıldığı ayı takip eden aydan başlanarak iki ayı geçmemek üzere üst sınırın altında kalan sonraki ayların prime esas kazançlarına ilâve edilir. Toplu iş sözleşmelerine tabi işyerleri işverenlerince veya kamu idareleri veya yargı mercilerince verilen kararlara istinaden, sonradan ödenen ücret dışındaki ödemelerin hizmet akdinin mevcut olmadığı veya askıda olduğu bir tarihte ödenmesi durumunda, 82 nci madde hükmü de nazara alınmak suretiyle prime esas kazancın tabi olduğu en son ayın kazancına dahil edilir. Bu durumlarda sigorta primlerinin, yukarıda belirtilen mercilerin kararlarının kesinleşme tarihini izleyen ayın sonuna kadar ödenmesi halinde, gecikme cezası ve gecikme zammı alınmaz ve 102 nci madde hükümleri uygulanmaz.
6100 sayılı HMK’nun 297. maddesi uyarınca taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bunun yanında hâkim somut olayın özelliğine göre infazda duraksamaya yer bırakmayacak biçimde karar yazma durumundadır.
Davaya konu somut uyuşmazlıkta, davacının noterde düzenlenen ibranamelerde aldığını iddia ettiği, ücretlerin hangi ayda ödendiği ve hangi ayın kazancına dahil edilmesi gerektiği anlaşılamamaktadır. Bu şekilde infazda tereddüt oluşturacak biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş, davacının noterde düzenlenen ibranamelerde aldığını iddia ettiği, ücretlerin hangi ayın kazancına dahil edilmesi gerektiğini açıkça belirterek infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde karar vermekten ibarettir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden …’ne iadesine, 12.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.