YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/16745
KARAR NO : 2013/4383
KARAR TARİHİ : 11.03.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalı Kurum işleminin iptaline, emekli aylıklarından yapılan kesinti işlemlerinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, geçirdiği iş kazası nedeni ile 1969 yılından itibaren iş göremezlik aylığı aldığını ayrıca 506 sayılı yasa kapsamında yasal şartları tamamladığından 1979 yılından itibaren de normal yaşlılık – emekli aylığı aldığını, yaşlılık emekli aylığı bağlandığı 1979 yılından itibaren 506 sayılı yasanın 92. maddesi gereği her iki aylığının fazla olanının tamamı ile diğerinin yarısını alması gerektiği halde davalı kurumun her iki aylığını da kesinti yapmaksızın ödemeye devam ederek aradan 30 yıla yakın süre geçtikten sonra kendi yanlışlığına bağlı olarak fazla ödeme yapıldığı iddiası ile kendisine 1979 – 2008 yılları dönemi için yasal faizleri ile birlikte 16.603,74 TL borç çıkartıldığını belirterek borç miktarı ve yasal faizi ile ilgili davalı kurum işlemlerinin iptaline ve ilgili emekli aylıklarından yapılan kesinti işlemlerinin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, davacının yersiz ödenen aylık miktarına ilişkin 13.360,31 TL, yersiz ödenen SYZ miktarına ilişkin 115,29 TL ve yersiz ödenen ek ödeme miktarına ilişkin 276,36 TL olmak üzere toplam 13.751,96 TL borcu bulunduğunun ve bu miktarın 10/07/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı kuruma iadesi gerektiğinin tespitine, bu miktarın üzerindeki davacı adına borç çıkartılmasına ilişkin aksi yöndeki kurum işleminin iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacıya 01/12/1968 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle 10/08/1969 tarihinden itibaren % 40,2 sürekli iş göremezlik derecesi üzerinden 8/45874 tahsis numarası ile sürekli iş göremezlik geliri bağlandığı, davacıya 21/05/1979 tarihli tahsis talebi gereğince 01/06/1979 tarihinden itibaren 2/453765 tahsis numarası ile yaşlılık aylığı bağlandığı, davacıya her iki dosyadan da tam aylık ödendiği, 09/04/2008 tarihli yazı ile davacıya 01/01/2000-18/04/2008 tarihleri arasında ödenen yersiz aylık tutarına ilişkin olarak toplam 16.603,74 TL Kuruma borçlu olduğunun bildirildiği anlaşılmaktadır.
5510 sayılı Kanunun 01/10/2008 tarihinde yürürlüğe giren “Yersiz Ödemelerin Geri Alınması” başlıklı 96. Maddesinde de;”Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara, gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a)Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.” hükmü yer almaktadır.
Mahkemece, 5510 sayılı yasanın 96/1-b. maddesi gereğince işlem yapılarak geriye dönük 5 yıllık fuzuli ödemenin geri istenebileceğine karar verilmesi doğru ise de ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte tahsil edilmesi gerektiği hususu Kurum tarafından tahsil aşamasında değerlendirilmesi gereken bir husus olup bu süre içinde ödenip ödenmeyeceği belli olmayan bir borç için peşinin 10/07/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Kuruma iadesi gerektiği yönünde karar verilmesi doğru değildir.
Ayrıca, davacının talebi Kurum işleminin iptali ile borçlu olmadığının tespitine yönelik olup mahkeme tarafından da davacının borçlu olduğu tutarın tespiti yönünde karar verilmesine göre davanın tespit davası niteliğinde bulunduğu açıktır. Tespit davası olması ve tespit hükmü kurulmuş olmasına göre de nispi harç ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsiz olup, bozma nedenidir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, HMK 370/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerde hükmün 1. bendinin (a) fıkrasında yer alan “ve bu miktarın 10/07/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı kuruma iadesi gerektiğinin” sözcüklerinin silinmesine ve harca ilişkin 2. bendi tamamen silinerek yerine “Harçlar yasası gereğince alınması gereken 18,40 TL maktu harçtan peşin olarak alınan 14,00 TL’nin mahsubu ile eksik kalan 4,40 TL harcın davacı taraftan alınarak hazineye gelir kaydına” ve vekalet ücretine ilişkin 4. bendi tamamen silinerek yerine “Davanın kısmen reddedildiği dikkate alınarak reddedilen miktar üzerinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesi gereğince 1.100,00 TL maktu vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine” sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, aşağıda … temyiz harcının temyiz edenlerden davacıya yükletilmesine, 11/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.