YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1141
KARAR NO : 2011/3391
KARAR TARİHİ : 11.04.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalı işveren nezdinde 01.01.2004-13.05.2005 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurum vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, davacının davalı işverene ait işyerinde 1.1.2004-13.5.2005 tarihleri arasında şoför olarak kesintisiz geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmasının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı işverene ait (…) sigorta sicil nolu işyerinden davacının işe giriş bildirgesinin verilmediği, herhangi bir bildiriminin olmadığı, işyerinin 16.9.2002 tarihinde yasa kapsamına alındığı, 2002 ila 2005 yılları arası dönem bordrolarında bildirilmiş hizmet sürelerinin olmadığı, davalı işverence imzalı ücret bordrosu ibraz edilmediği, davacı …’un davalı Kurumdan sigorta şahsi dosyası iki kez istenmesine rağmen kimlik bilgilerinin yeterli olmadığından dosyasının gönderilmediği, mahkemece de davacının kimliğinin açıkça tespit edilip sigorta şahsi dosyasının temin edilemediği, kurum cevap dilekçesinde davayla ilgili soruşturma istendiği ancak rapor ve tutanakların Kuruma verilmediğinin bildirildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10.maddesinde bu tür hizmet tesbiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Gerçekten ifadesi hükme dayanak alınan tanıklar davacıyla birlikte bu işyerinde çalışan, kayıtlara geçmiş kimselerden ise de; tanıklardan biri davacının çalışmasına dair ve hatta çalışırken kaza geçirdiğini duyduğunu belirtmesine rağmen, bir davalı tanığı (idari işler müdürü) ise; “davacının davalı işyerinin taşeron olarak anlaştığı taşımacılık firmalarından olan … firmasının şoförlerinden olup davalı şirketle ilgisinin olmadığını belirtmesi” karşısında tanık beyanları arasında çelişki olup, başkaca kayıtlı işyeri çalışanı veya aynı çevrede benzer işi yapan başka işverenlerin çalıştırdığı ve bordrolara geçmiş kimselerden de tanık dinlenmemesi nedenleriyle tanık sözleri soyut düzeyde kaldığından inandırıcı güç ve nitelikte bulunmamıştır.
Öte yandan Kurum cevabında geçen müfettiş raporu dosyaya celbedilmeden, davacının doğru kimlik bilgileri tespit edilip bu kimlik bilgisiyle sigorta şahsi dosyası kurumdan istenmeden, tanık beyanlarında geçen taşeron firma ile davalı şirket arasındaki hukuki ilişkinin tespit edilip bu firmanın işyeri dosyası ile dönem ve ücret bordroları celbedilmeden, davacının açmış olduğu varsa iş kazası tazminat davası sonucu araştırılmadan tespite karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Yapılacak iş; Kurum cevabında geçen müfettiş raporu dosyaya celbedilip, davacının doğru kimlik bilgileri tespit edilerek bu kimlik bilgisiyle sigorta şahsi dosyasını Kurumdan istemek, tanık beyanlarında geçen taşeron firma ile davalı şirket arasındaki hukuki ilişkiyi tespit edip bu firmanın işyeri dosyası ile dönem ve ücret bordrolarını dosyaya celbetmek, davacının açmış olduğu varsa iş kazası tazminat dosyası sonucunu araştırmak, davacının tespitini istediği döneme ilişkin imzalı ücret bordrosu getirtilerek, dinlenen tanık beyanlarındaki çelişkileri gidermek, gerekirse davacı ile aynı işyerinde çalışan kayıtlı tanıkların, bulunamadığı taktirde zabıta marifetiyle resen tespit edilecek işyerine komşu olan diğer işyerlerinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının beyanlarına başvurularak çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/8. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 11.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.