Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/2538 E. 2011/3287 K. 11.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2538
KARAR NO : 2011/3287
KARAR TARİHİ : 11.04.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı,murisinin işverene ait işyerinde 1972-2005 yılları arasında geçen çalışmalarının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı murisi olan …’ın davalı işyerinde koruma bekçisi olarak 1972-2005 yıllara arasında çalıştığı halde hizmetlerinin eksik bildirildiğini ileri sürerek bildirilen 13 ay dışındaki hizmetlerinin tesbitini istemiştir
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının hizmet cetveline göre davalı işyerinden 6.5.2004-30.4.2005 tarihleri arasında geçen çalışmalarının Kuruma bildirildiği, işyerinin sadece 1995,1996,1997 ve 2004 yılından sonraki dönem bordoların bulunduğu, işyerinden belgeler sağlıklı tutulmadığından sadece ücret belgelerinin gönderildiği ve senet başlıklı bu ücret belgelerine göre davacıya Mayıs /1995-Mart/1999 tarihleri arasında ücret ödendiği, Valilik onaylı 23.3.1995, 1.4.1997,13.4.2004 tarihli “bekçilik mazbatalarının” bulunduğu anlaşılmaktadır
Gerçekten 506 sayılı Yasanın 79/8 maddesi gereği bu tür davaların 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerekir ise de davacı murisinin başka bir işverenin işyerinde çalışmaksızın 1972 yılından 2005 yılına kadar davalı işverene ait işyerinde çalıştığı iddiasının kanıtlanması durumunda hizmet akti kesintisiz olarak devam ettiğinden hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez . Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 27.2.2008 tarih, 2008/21-113 E:, 2008/207 K. sayılı kararı da bu yöndedir Somut olayda mahkemece davacı murisinin 1999/Mart ayında ücret aldıktan sonra işe ara verdiği kabul edilerek öncesinin hak düşürücü süreye uğradığı kabul edilmiş ise de çalışmanın 1972 yılından itibaren kesintisiz devam edip etmediği, ara verilip verilmediği açıkça ortaya konulmadan hak düşürcü süreden ret karar verilmesi hatalı olmuştur. Öte yandan işe ara verildiği kabul edilse dahi 1999-2004 yılları arasındaki dönem yönünden sadece Çiftçi Mallarını Koruma Başkanı olan …ın beyanına göre değerlendirme yapılarak davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş uyuşmazlık döneminde davalı işyerinde kimlerin koruma bekçiliği yaptığı araştırılarak tesbit edilecek bu kişilerle, davacı murisinin bekçilik yaptığı bölgede arazileri olan kimselerle köy veya mahalle muhtarlarının beyanlarına başvurularak murisin çalışmasının uyuşmazlık döneminde kesintisiz devam edip etmediği ve Kuruma bildirilmeyen hizmetlerinin bulunup bulunmadığı konusunda tüm deliller bir arada değerlendirilerek , çalışmanın kesintisiz kabul edilmesi durumda artık hak düşürücü sürenin dolduğundan bahsedilemeyeceği , 1999/Mart ayında ara verildiğinin saptanması durumunda ise öncesinin hak düşürücü süreye uğradığından reddi gerekeceğinin göz önünde tutularak bir karar verilmesi gerekir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 11.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi