Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/31210 E. 2013/23066 K. 01.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/31210
KARAR NO : 2013/23066
KARAR TARİHİ : 01.11.2013

MAHKEMESİ :… Mahkemesi

DAVA :Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 07.06.2006-17.12.2008 tarihleri arasında davalı şirkette depoya bakan satış şefi sıfatıyla çalıştığını, ücretinin sosyal hakları hariç 1.832,41 TL brüt olduğunu, işverenlikçe 16.12.2008 tarihinde imzasız ve usulüne uygun olmayan bir yazı ile gerçek dışı isnadlara ilişkin savunmasının istendiğini, davacının savunması sonrasında istifaya zorlanarak “çalışma hayatında sorun çıkarılacağı” tehdidi ile bir takım belgeler imzalatılmak istendiğini ve ertesi gün işyerine gittiğinde şirket yetkilisi tarafından … sözleşmesinin feshedildiğinin söylendiğini ileri sürerek, ihbar ve kıdem tazminatları ile yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, yemek ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının … sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının … sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-… sözleşmesinin, işçinin kendi isteği ile veya işini savsaması sonucu işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi ve işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık sözkonusudur.
4857 sayılı … Kanunu’nun 25 II- (ı) bendinde, işçinin isteği ile ya da işini ihmal etmesi sonucu işyerindeki işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi hali işverenin haklı fesih sebeperi arasında gösterilmiştir.
… güvenliği hükümleri, işçi sağlığı ve güvenliğini korumaya yönelik titizlikle uyulması gereken kurallardır. Bu konuda işverenin alması gereken tedbirlerin yanında işçinin de yükümlülükleri vardır. İşçinin kasıtlı bir davranışı ya da görevini savsaması sonucu işin güvenliği yönünden bir tehlike belirirse, işverenin derhal haklı sebeple fesih hakkı ortaya çıkar.
İşçinin bu konuda uyarılması veya hatırlatmada bulunulmasına gerek olmadığı gibi, bu konuda belli bir zararın ortaya çıkmış olması da gerekmez. Aynı bentte ayrıca düzenlenmiş olan işçinin otuz günlük ücretin tutarı ile karşılanamayacak bir zarar vermesi, işin güvenliğini tehlikeye düşürmekten bağımsız bir fesih sebebidir.
Öte yandan, 4857 sayılı Kanun’un 25. maddesinin II. bendinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığında işverenin haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır. Yine aynı maddenin II. bendinin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkanı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere kanundaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkanı tanımaktadır.
Somut olayda, davacı, 07.09.2006-16.12.2008 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde şatış şefi olarak çalışmış olup, … Şube depo stoklarından sorumlu satış şefi olarak çalışmakta iken görevinde yaptığı aksaklıkların muhasebe sisteminde fahiş yanlışların ortaya çıkmasına, merkez kayıtlarının hatalar içermesine ve zincirleme bir çok yanlışın ortaya çıkmasına sebep olduğu ve bu durumun da şirketin müşteriler nezdinde itibarını zedelediği, tahsilatların gecikmesine ve kazanç kaybına sebebiyet verdiği, tüm bu olaylar sebebiyle stoklardan sorumlu satış şefliği anlamında işin kontrol ve idaresi, yürütümü, denetimi ile ilgili gözetim yükümlülüğü görevini gereği gibi yerine getirmeyerek görevini savsakladığı ve kayıtlarda oynama yaparak depo açıklarını kapatmaya çalışmak suretiyle işverenin güvenini kötüye kullandığı gerekçesiyle … sözleşmesi 4857 sayılı Kanun’un 25/II-ı. ve e. bentleri uyarınca bildirimsiz ve tazminatsız olarak feshedilmiştir.
Davacı vekili sunduğu dilekçelerdeki beyanlarında, işverenliğin çeşitli illerdeki bölge müdürlerinin ve buna bağlı çalışanların hepsini değiştirmeye karar verdiğini, asıl iradesi bu yönde olduğundan, bazı tasarruflarda bulunarak ilanlar verdiğini ve davacı hakkında asılsız isnadlarda bulunduğunu, işyerinde genel müdürlük ve Türkiye çapındaki işyerleri ile bağlantı sağlayan data hattı mevcut olup, tüm birimlerde yapılan işlemlerin aynı anda genel müdürlük tarafından görüldüğünü ve SAP denilen muhasebe sistemi olup bu sistem gereği gelen fatura ve ödemelerin davacının eline gelmeden muhasebe elemanlarınca sisteme girildiğini, işyerinde yaşanan sorunların Nisan 2008 ayından beri genel müdürlüğün bilgisi dahilinde olmasına rağmen hiçbir tedbir alınmadığını, davacının şahsi kusurunu gerektirecek bir eylem ve davranışının söz konusu olmadığını iddia etmiştir.
Mahkemece, davalı işverenlikçe haklı fesih gerekçesi olarak ileri sürülen usulsüzlük ve aksaklık iddiaları konusunda davacının kusuru bulunup bulunmadığı yönünden mali müşavir bilirkişi aracılığı ile inceleme yapılması gerekirken, hukukçu bilirkişiden alınan rapor ile yetinilmiştir. Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulduğunda, eksik inceleme ile ihbar ve kıdem tazminatlarının kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.