Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/16583 E. 2012/9114 K. 08.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/16583
KARAR NO : 2012/9114
KARAR TARİHİ : 08.05.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, iş sözleşmesinin işverence çalışma arkadaşlarına karşı gösterdiği tutum ve davranışları sebebi ile iş sözleşmesinin sonlandırıldığını ve feshin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesine dayalı gerçekleştirdiğini, 4857 sayılı Kanun’un 19. maddesi gereğince savunması alınmadan gerçekleştirilen feshin geçerli kabul edilmeyeceğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili; davacının iş sözleşmesinin 13/08/2010 tarihinde amiri konumundaki bir başka çalışanı ve ailesini tehdit etmesi sebebi ile 4857 sayılı Kanun’un 17. maddesi gereği kıdem ve ihbar tazminatları ödenerek feshedildiğini, davacının eyleminin başlı başına tazminatsız feshi gerektirdiğini, ancak müvekkili bankanın iyi niyetli olarak iş sözleşmesini tazminatlı feshettiğini savunmuştur
Mahkemece 4857 sayılı Kanun’un 19. maddesine göre savunması alınmadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili sebeblerle feshedilemeyeceği, fesihten önce davacıdan savunmasının alınmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
4857 sayılı Kanun’un 19. maddesinin 2. fıkrasına göre belirsiz süreli iş sözleşmesi, işçinin davranışı veya yetersizliği ile ilgili bir sebeble feshedilmeden önce hakkındaki iddialara karşı savunma fırsat verilmelidir. İşçinin zihinsel veya bedensel yetersizliği, arkadaşları veya amirleri ile sıkça ve gereksiz yere tartışmaya girişmiş olması gibi durumlarda savunmasının alınması işverenden beklenemez. Keza, 4857 sayılı Kanun’un 25. maddesinin (II) numaralı bendi şartları gerçekleşmiş ise, işveren buna göre bildirimsiz fesih hakkını kullanırken savunma alma zorunluluğu söz konusu olmayacaktır.
Somut olayda; taraflar arasındaki iş sözleşmesi davalı işveren tarafından, davacının iş yerinde birlikte çalıştığı ve amiri konumunda bulunan diğer bir çalışanı ölümle tehdit etmesi ve üzerine saldırması nedeni ile kıdem ve ihbar tazminatları ödenerek 4857 sayılı Kanun’un 17. maddesine göre feshedilmiştir
Banka tarafından, feshe konu olayın ne şekilde geliştiğinin araştırılması yönünde bir komisyon kurulmuştur. İlgili komisyon tarafından bilgilerine başvurulan iş yerinde çalışan diğer işçilerin beyanı ile de, davacının olay tarihinde amiri konumunda bulunun bir başka çalışanın üzerine yürüyerek ve ölümle tehdit ettiği sabittir. Ayrıca komisyon raporunun içeriğinden de, davacının olayın gelişimine ilişkin beyanlarının belirlendiği görülmektedir. 4857 sayılı Kanun’un 25. maddesinin II-d alt bendinde, işçinin işverenin başka işçisine sataşması halinde iş verenin iş sözleşmesini tazminatsız feshedebileceği öngörülmüştür.
Somut olayda, davalı işverenin iş sözleşmesini haklı sebeble feshedebilme imkanı bulunmasına rağmen, davacının kıdem ve ihbar tazminatlarını ödeyerek, 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine dayalı olarak feshettiği görülmektedir . İşverenin, davacının uzun yıllar çalışmış olduğunu dikkate alarak gerçekleştirdiği iyi niyetli davranışı korunmalıdır. Kaldı ki, yukarıda belirtilen komisyon raporu içeriğinde de, fesih öncesinde davacının feshe konu olaya ilişkin beyanlarının belirlendiği sabittir. Bu durumda davacının savunmasının alınmadığından da söz edilmez, davacının iş sözleşmesinin 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi kapsamında geçerli sebeble feshedildiğinin kabulü gerekir. Davanın reddi gerekirken kabulüne hükmedilmesi hatalıdır
Belirtilen sebeblerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 40,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 08/05/2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.