Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/8150 E. 2011/8882 K. 25.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8150
KARAR NO : 2011/8882
KARAR TARİHİ : 25.10.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş)Mahkemesi

Davacılar,murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahipleri olan davacıların maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişindir.
Mahkemece, işyerinde dava dışı … … tarafından silahla vurularak öldürülen sigortalının işverenine karşı hak sahiplerince açılan davada, davalı işveren …’ı tamamen kusursuz bulan 29.07.2010 ve 24.01.2011 tarihli kusur raporları dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden 09.12.2008 tarihinde, gece saat 03.00 sıralarında davalıya ait akaryakıt istasyonunda pompacı olarak çalışan sigortalı muris …’ın dava dışı … … tarafından silahla vurularak öldürüldüğü, bu sırada işyerinde başka bir kimsenin olmadığı, ölen …’ın ise pompaların karşısında yazıhanenin girişinde kapı önünde durduğu, … … isimli şahsın etrafa bakındığını görünce ne aradığını, kim olduğunu sorması üzerine aralarında tartışma çıktığı, … …’ın bu arada cebinde taşıdığı makaralı silahı doğrultarak davacılar murisi …’ı başından vurmak suretiyle öldürüldüğü, bu olayla ilgili olarak BafraAğır Ceza Mahkemesi’nin 2009/144 Esas ve 2010/68 Karar sayılı dosyasında yargılanan sanık … …’ın …’ı öldürmekle sonuçlanan gasp eyleminden dolayı mahkum edildiği, olayla ilgili olarak jandarma tarafından tutulan olay yeri inceleme tutanağında sigortalının ölü bulunduğu odanın girişe göre sol arka köşesinde güvenlik kamerasının bulunduğu ayrıca işyerinin değişik yerlerini gösteren 6 adet daha kameranın olduğu, bunların kollukça muhafaza altına alındığı, davalı …’ın 18.3.2009 tarihinde İş Müfettişine verdiği ifadesinde işyerinde güvenlik kamerasının bulunduğunu ancak arızalı olduğu için çalışmadığını beyan ettiği, dosya kapsamından da işyerinde kurulan kameraların çalışıp çalışmadığı husunda bir bilginin olmadığı, ayrıca diğer çalışanların beyanlarından normalde gece vardiyasında iki işçinin çalıştığı, ancak olayın olduğu gece öldürülen sigortalı ile birlikte gece vardiyasına kalacak olan …’nun olaydan 5-6 gün kadar önce ameliyat olduğu için ölen sigortalının tek başına gece vardiyasına kaldığı anlaşılmaktadır.
Hak sahiplerinin işverene karşı açtıkları tazminat istemine ilişkin bu davada alınan kusur raporlarında, davalı işverenin alarm sistemi ile görünür biçimde kamera sistemi kurdurduğundan iş mevzuatı açısından alabileceği başka bir önlemin olmadığı, öldürme eylemini gerçekleştiren kişinin kameraları görmesine rağmen eylemini gerçekleştirdiğini, işçiye ruhsatlı silah verseydi dahi olayın savunma fırsatı vermeden yapılmış olması nedeniyle bunların önleyici olmayacağı gerekçesiyle işverenin ve bu arada davacılar murisinin de kusursuz olduğu yönünde görüş bildirilmiş ise de, işyerindeki alarm sisteminin karakola bağlı olup olmadığının resmi yollardan araştırılmadığı, işçilerin kendilerini koruması amacıyla işyerinde silah bulundurulup bulundurulmadığı ayrıca normalde gece vardiyasına iki işçinin kalmasına rağmen olay gecesi ölen sigortalının tek başına çalışıyor olması ve diğer işçinin de 5-6 gün önce ameliyat olması nedeniyle işveren tarafından önceden nöbete kalacak kişinin belirlenebileceği hususu ile olayın olduğu işyerinin konumu itibarı ile yerleşim yerine uzak mesafede bulunup, ıssız bir yerde bulunuyor olmasıda dikkate alındığında iki işçinin gece nöbete kalmasının emniyet ve caydırıcılık açısından etkisinin bilirkişi raporlarında tartışılmamış olması da hatalıdır.
İnsan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işverenin işçilerin sağlığını ve güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanunu’nun 77. maddesinin açık buyruğudur. Buradaki gereklilik, olayın meydana gelmemesi için bilimsel ve teknolojik olarak alınabilecek başka bir önlemin olup olmadığının araştırılmasıdır.Bir önleme başvurulduğunda ortaya çıkan sonucun veya zararlandırıcı olayın meydana gelme ihtimali yok ise, işveren insan bedeninin kutsallığı kapsamında bu önleme de başvurmakla yükümlüdür.
İş kazasından doğan tazminat davalarının özelliği gereği, İş Kanunu’nun 77. maddesinin öngördüğü koşulları gözönünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken İşçi Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmelidir.
Oysa hükme dayanak alınan 29.07.2010 ve 24.01.2011 tarihli kusur raporlarında, İş Kanunu’nun 77. maddesinin öngördüğü koşullar gözönünde tutularak ve özellikle olayın oluş biçimine ve işyerinin niteliği, konumu nazara alınarak, işverenin işyerinde olayın meydana gelmemesi için bilimsel ve teknolojik olarak alınabilecek önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere uyulup uyulmadığı gibi hususlar yukarıda belirtilen veriler ışığında ayrıntılı bir biçimde incelenerek kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmamıştır. Hal böyle olunca hükme esas alınan kusur raporlarının İş Kanun’un 77. maddesinin öngördüğü koşulları içerdiği, giderek hükme dayanak alınacak nitelikte olduğu söylenemez.
Mahkemece yapılacak iş, işverenin iş kazası sonucu meydana gelen zarar nedeniyle hukuki sorumluluğunun kusura dayalı sorumluluk olduğu esas alınarak, işçi sağlığı ve iş güvenliği dalında uzman bilirkişilere konuyu yukarıda açıklandığı biçimde inceletmek ve özellikle bir akaryakıt istasyonu olan işyerinin konumu ve niteliği gözetilerek bu tür işyerlerinde alınması gerekli önlemlerin neler olduğu gözönünde tutularak, kusurun aidiyeti ve oranlarını saptamaktan ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
O halde, davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, 25.10.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.