YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6435
KARAR NO : 2013/11164
KARAR TARİHİ : 30.05.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 11/08/1991-25/08/1993 ve 01/03/1995-01/01/2002 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma kararına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, davacının davalı işyerinde 11.08.1991-25.08.1993 ve 01.03.1995-01.01.2002 tarihleri arasında geçen ve Kuruma eksik bildirilen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece bozma kararına uyularak istemin kısmen kabulü ile, davacının 11.08.1991-25.08.1993 tarihleri arasında 1991 yılında 140 gün,1992 yılında 360 gün,1993 yılında 236 gün,08.03.1995-31.12.2001 tarihleri arasında toplam 3134 gün işçi olarak çalıştığının tespitine,fazla istemn reddine,506 sayılı yasa madde 60/G uyarınca ilk sigortalılık tarihinin 08.12.1991 olarak alınmasına karar verilmiştir.
Bozma kararından,yalnız kararı temyiz etmiş olan taraf istifade eder.İhtiyari dava arkadaşlarından bazıları,kararı temyiz etmemişlerse,diğerlerinin temyizi üzerine kararın bozulmasından istifade edemezler.Yargıtay’ın bozma kararına uyan mahkeme artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır.Çünkü,mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak doğmuştur.(09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı)Usuli müktesep hak müessesesi HUMK’nda düzenlenmiş olmamakla beraber,Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiş ve geliştirilmiştir.Bazı konuların bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmesi durumunda da usuli kazanılmış hak doğmuş olur.Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün,bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir.Bozma kararına uyan mahkeme,kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez.Yani kesinleşmiş bu kısımlar o kısımlar lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak teşkil eder.Hal böyle olunca, mahkemenin bozmadan önce 08.03.1995 tarihinden önceki sürelerin reddine ilişkin verdiği karar davacı tarafından temyiz edilmediği için davacı yönünden kesinleştiğinden bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken bu süreler yönünden de kabul kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 1.bendinin silinerek, yerine, “1-Davacının 08.03.1995 tarihinden önceki süreye ilişkin talepleri bozmadan önce Mahkememizin 10.06.2009 tarih, 2007/389 Esas ve 2009/246 Karar sayılı kararı ile reddedilerek kesinleştiğinden bu sürelere ilişkin olarak yeniden karar verilmesine yer olmadığına,
Davacının 08/03/1995-31/12/2001 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak asgari ücretle çalıştığının tespitine, fazla istemin reddine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, 30/05/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.