Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/27031 E. 2013/23048 K. 01.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/27031
KARAR NO : 2013/23048
KARAR TARİHİ : 01.11.2013

MAHKEMESİ :… Mahkemesi

DAVA : Davacı, … işcisi olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı T.C. … avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalı … Bakanlığa bağlı … Sağlık İl Müdürlüğü İdari ve Mali İşler Şubesinde alt işveren işçisi sıfatı ile 20.04.2007 tarihinde çalışmaya başladığını ve halen diğer davalı şirketin işçisi olarak çalışmaya devam ettiğini, Sağlık Bakanlığına ait asıl işte çalıştırılmış olması ve işin teknolojik uzmanlık gerektirmemesi sebebi alt işverenler ile davalı … arasındaki asıl işveren-alt işverenlik ilişkinin muvazaalı olduğunu ileri sürerek, çalışma süresini başlangıcından itibaren … işçisi olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, müvekkili idare tarafından, … Sağlık İl Müdürlüğünün veri hazırlama ve kontrol işlerinin diğer davalı şirkete ihale edildiğini, ihale konusu işin uzmanlık gerektiren bir … olması sebebi ile davalı şirket ile aralarındaki ilişkinin muvazaalı kabul edilemeyeceğini, ihale makamı konumunda bulunan idare aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddi gerektiğini savunmuştur.
Diğer davalı şirket vekili, … ile müvekkili şirket arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi ile … Sağlık İl Müdürlüğüne ait bilgi işlem ve otomasyon işlemlerinin davalı şirket tarafından yüklenildiğini, davacının önceki alt işverenle bağlı gerçekleşen hizmetlerinden müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının davalı … Bakanlığına bağlı … Sağlık İl Müdürlüğünde İdari ve Mali İşler Şubesinde kendisine İl Sağlık Müdürlüğü tarafından verilen şifre ile hasta giriş işlemlerini yapma işinde çalıştığı, davalı …’nın asıl işi niteliğinde olan bu hizmetlerin 4857 sayılı … Kanunu’nun 2. maddesine göre alt işverenlere devredilemeyeceği, davacının yaptığı işin teknik ve uzmanlık gerektiren bir … ./..
olmadığı bu sebeple davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu gerekçesi ile davalı … aleyhine açılan davanın kabulüne ve davacının ilk işe başladığı tarihten itibaren … işçisi olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Karar davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı … ile diğer davalı şirket arasındaki hizmet alım sözleşmesinin muvazaalı olup olmadığı ve davacının … sözleşmesinin başlangıcından itibaren Sağlık Bakanlığına ait asıl işte muvazaalı sözleşmeler ile alt işveren işçisi olarak çalıştırılıp çalıştırılmadığı noktasında toplanmaktadır.
Alt işveren, bir işyerinde yürütülen mal ve hizmet üretimine ilişkin asıl işin bir bölümünde veya yardımcı işlerde, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren alanlarda … alan ve bu … için görevlendirdiği işçilerini, sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren olarak tanımlanabilir. Alt işverenin … aldığı işveren ise asıl işveren olarak adlandırılabilir. Bu tanımlamalara göre asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığından söz edebilmek için iki ayrı işverenin olması, mal veya hizmet üretimine dair bir işin varlığı, işçilerin sadece asıl işverenden alman … kapsamında çalıştırılması ve tarafların muvazaalı bir ilişki içine girmemeleri gerekmektedir.
Alt işverene yardımcı işin verilmesinde bir sınırlama olmasa da, asıl işin bir bölümünün teknolojik uzmanlık gerektirmesi zorunludur. 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinde, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin sınırlandırılması yönünde kanun koyucunun amacından da yola çıkılarak, asıl işin bir bölümünün alt işverene verilmesinde “işletmenin ve işin gereği” ile “teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” ölçütünün bir arada bulunması şarttır. 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinin altıncı ve yedinci fıkralarında “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” sözcüklerine yer verilmiş olması bu gerekliliği ortaya koymaktadır. Alt İşverenlik Yönetmeliğinin 11. maddesinde de yukarıdaki anlatımlara paralel biçimde, asıl işin bir bölümünün alt işverene verilebilmesi için “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektirmesi” şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği belirtilmiştir.
İşverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek amacıyla 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinde bazı muvazaa kriterlerine yer verilmiştir. Muvazaa Borçlar Kanununda düzenlenmiş olup, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, kendi gerçek iradelerine uymayan, aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesini arzu etmedikleri, görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir.
Somut olayda; Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları ve davacı şahit anlatımlarından davacının 2007 yılında Sağlık Bakanlığına ait işyerlerinde alt işveren işçisi olarak çalışmaya başladığı anlaşılmaktadır. Davalı … ile alt işverenler arasında 2008 yılından önceki döneme ilişkin imzalanan hizmet alım sözleşmeleri celp edilmemiştir. Dosya içerisinde mevcut olan ve davalılar arasında 2008 yılı sonrasına ilişkin imzalanan hizmet alım sözleşmesinde, sözleşme konusu …, veri hazırlama ve kontrol işletmeni hizmet alımı olarak gösterilmiştir. Dosya içeriğinde davacıya ait görevlendirme yazısı bulunmamaktadır. Şahitler, davacının bilgisayar otomasyon işlemleri ve bilgisayara hasta girişlerini yaptığını beyan etmişlerdir. Bilgisayar otomasyon işlemleri ve bilgisayara hasta giriş işi, asıl işe yardımcı … niteliğinde olup, teknik uzmanlık gerektiren işlerdendir. Bu sebeple davalılar arasındaki hizmet alım sözleşmesinin muvazaalı olduğundan söz edilemez.
Dosya içerisinde mevcut belgeler ile davacının … sözleşmesinin başladığı 2007 yılından itibaren aynı görevde çalıştırılıp çalıştırılmadığı anlaşılamamaktadır.
Davacının, asıl işverene bağlı gerçekleşen çalışma süresinin başlangıcından itibaren, hangi hizmet alım sözleşmeleri kapsamında ve fiilen hangi görevlerde çalıştırıldığı belirlenmeli, görevlendirmelerin geçici olup olmadığı bir değerlendirmeye tabi tutularak sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması hatalı olup bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 01.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.