YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10175
KARAR NO : 2011/8889
KARAR TARİHİ : 25.10.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde Eylül 1998-Temmuz 2002 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava,davacının davalı …’na bağlı Çorlu ilçesindeki okullarda 1998 Temmuz ayından 2002 tarihine kadar hizmet akdine dayalı olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin kısmen kabulü ile davacının davalı … nezdinde 01.09.1998-30.06.2001 tarihleri arasında toplam 450 gün çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının davalı işyerinden bildiriminin olmadığı,Çorlu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün 09.04.2010 tarihli yazısından davacının 1998 Ekim-2001 Haziran ayları arasında Çorlu ilçesindeki okullarda ek ders ücreti karşılığı çalıştığının anlaşıldığı,davacının çalıştığı dönemdeki ek ders ücret çizelgelerinin gönderildiği,davacı ile aynı dönemde görev yapan tanıkların davacının çalışmasını doğruladığı anlaşılmaktadır.
Gerçekten, davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 2. maddesine göre; bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için bir veya daha fazla işveren nezdinde eylemli biçimde hizmet akdine dayalı çalıştığının saptanması zorunludur. Hizmet akdinin unsurları ise belirli bir işverene “zaman” ve “bağımlılık” unsurlarına göre çalışma esasına göre belirlenmiştir. “Bağımlılık” tan amaç bir işverenin göstereceği işi, emir ve talimatına göre yerine getirmek ve onun buyruğu altında bulunmaktır. Bu işin belli bir zaman kesiti içerisinde yerine getirilmesi ve yerine getirmek üzere hazır vaziyette beklemek; hizmet akdinin “zaman” unsurunu oluşturur. Ücretin varlığı ve biçimi hizmet akdinin zorunlu unsuru olarak kabul edilemez. Ancak, akdin kanıtlanması yönünden rol oynayabilir.
Öte yandan,21.5.1977 tarihli … kurumlarında sözleşmeli veya ek ders görevi ile görevlendirilecek uzman ve usta öğreticiler hakkında yönetmelik ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 89. maddesi uyarınca yürürlüğe konulan … öğretmen ve yöneticilerinin ücretli ders saatlerine ilişkin 4.11.1983 tarihli Bakanlar Kurulu kararında kadrolu bulunmayan uzman ve usta öğreticilerin “ders ücreti karşılığı” görevlendirileceği açıkça belirtilmiştir. Ayrıca, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 63. maddesi ( 1475 sayılı Kanun’un 61. maddesi) gereğince 7,5 saatlik çalışma süreleri bir gün kabul edilmektedir.Aynı Kanun’un 13.maddesinde ise kısmi süreli ve tam süreli iş sözleşmeleri ile ilgili düzenleme yer almaktadır.
Somut olayda, davacının davalı işyerinde hizmet akdine bağlı olarak çalıştığı sabit ise de çalıştığı sürenin tepitinde mahkemece alınan 25.02.2010 tarihli bilrkişi raporunda 421 gün, 05.01.2011 tarihli bilirkişi raporunda ise 450 gün çalışma tespit edildiği ve her iki bilirkişi tarafından yapılan bu hesaplamanın, dosyada bulunan okunaklı 2001 yılı ek ders ücret çizelgeleri incelendiğinde 2001 yılı için davacıya ait ek ders ücret çizelgelerine göre davacının aylık girdiği ders saati toplamının 7,5’e bölünmesi üzerine elde edilen gün sayısından fazla olduğu anlaşıldığı halde her iki bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilmeden eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş, davacıya ait okunaklı ek ders ücret çizelgeleri getirtilip,davacının aylık girdiği ders saati üzerinden 7,5 saatlik çalışma süresi bir gün kabul edilmek suretiyle bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi giderecek yeni bir rapor almak ve sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 25.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.