Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/27045 E. 2013/23049 K. 01.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/27045
KARAR NO : 2013/23049
KARAR TARİHİ : 01.11.2013

MAHKEMESİ :… Mahkemesi

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, fazla mesai, ücret ile yıllık izin ücreti alacaklarınnı ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 12.11.2008 tarihinden itibaren davalı işyerinde çalıştığını, 2009 yılından itibaren davacının hiç ücret alamadığı aylar olduğunu, günde dört saat fazla çalışma yaptığını, ücretlerinin ödenmediğini, bu sebeplerle … sözleşmesinin davacı tarafından 13.09.2011 tarihli noter ihtarnamesi ile feshedildiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti ve ödenmeyen ücret alacakları istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı … Kanunu’nun 32. maddesinin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir … karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
… sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. … sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında … sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, 6098 sayılı Türk Borçlar
Kanunu’nun 401. maddesine göre tespit olunmalıdır. … sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, asgari ücretten az olmamak üzere emsal ücret göz önünde tutularak belirlenir.
4857 sayılı Kanun’un 8. maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı … sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma şartlarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı Kanun’un 37. maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece resen araştırılmalıdır.
Çalışma hayatında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, … sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı …, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı … bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut olayda, dava dilekçesinde davacının ücreti ile ilgili bir açıklama yer almamaktadır. Davalı taraf, davacının asgari ücret ile çalıştığını savunmuştur. Dosya kapsamına sunulmuş ücret bordrosu bulunmamaktadır. Düzenleme tarihi bulunmayan davalı işverenlik tarafından düzenmiş olan ilgili makama başlıklı belgede davacının aylık 2.500,00 TL ücret aldığı belirtilmiştir. Davacı şahidi …, davacının en son aylık net 2.500,00 TL ücret aldığını, davacının sosyal yardımlarının bulunmadığını; diğer davacı şahidi …, davacının ücretini bilmediğini, sosyal yardımın bulunmadığını beyan etmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının 2.500,00 TL aylık net ücret aldığı kabul edilerek dava konusu alacaklar hesaplanmıştır. Mahkemece, davacı asile aldığı ücret miktarı açıklattırılarak ve yukarıda açıklanan şekilde emsal ücret araştırması yapılarak sonucuna göre tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi ısabetsizdir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 01.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.