Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/6445 E. 2013/11336 K. 30.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6445
KARAR NO : 2013/11336
KARAR TARİHİ : 30.05.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
KARAR

Dava, davacının davalı işverene ait işyerinde 26.04.1999-20.09.2006 ile 04.10.2006-09.10.2007 tarihleri arası çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece,davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun ispatı konusunda ,mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın 5510 sayılı Yasanın 4/I-a bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin olduğu, geçiş hükümlerini içeren aynı Yasanın Geçici 7. maddesi hükmü gözetildiğinde, somut uyuşmazlığın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 79. maddesidir.
506 sayılı yasanın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla , bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527,30.6.1999 gün 1999/21-549-555,5.2.2003 gün 2003/21-35-64,15.10.2003 gün 2003/21-634-572,3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 10.11.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince;davalı …’ya ait işyerinin 15.05.1999 da kanun kapsamına alındığı,davacının hizmet döküm cetvelinde davalı işyerinden kısmen bildirim bulunduğu, bir kısım dönem bordroları dosyada bulunmakla beraber bu bordroların uyuşmazlık konusu dönemin tamamını kapsamadığı,davacıya ait işe giriş bildirgesine dosyada rastlanmadığı,mahkemece işyerinin elektrik tüketimini gösteren elektrik faturası dökümlerinin ve işyerine ait muhtasar beyannamelerin dosyaya alındığı, bordro tanığı olarak dinlenen tanıkların davalı işverenle davası olduğu mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığı yeterince araştırılmadan , diğer bordro tanıkları araştırılıp dinlenmeden davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş; mahkemece özellikle tekrar uyuşmazlık konusu dönemin tamamını kapsayan dönem bordrolarını istemek duruşmada dinlenen bordro tanıklarının davası bulunduğu göz önüne alınarak mevcutsa işverenle arasında dava bulunmayan bordro tanıklarının adresini Sosyal Güvenlik Kurumu ve zabıta marifetiyle araştırıp,tespit ederek bu tanıkları dinlemek,bordrolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya bunların tanıklığıyla yetinilmediği taktirde, SGK ilgili il müdürlüğünden ,gerekirse zabıta,vergi dairesi ve meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu iş yeri çalışanlarının;yoksa işyeri sahiplerinin daha ayrıntılı bir şekilde araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak,çalışma şeklini ve sürelerini, çalışmanın mevsimlik mi yoksa sürekli mi olduğunu açıklığa kavuşturmak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı yasanın 2,6,9 ve 79/10 maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin ve yukarıda belirtilen hususlara uygun araştırma yapılmaksızın hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ :Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı …’ya iadesine, 30.05.2013 gününde oy birliği ile karar verildi.