Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/16013 E. 2012/17715 K. 10.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16013
KARAR NO : 2012/17715
KARAR TARİHİ : 10.09.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA :Davacı, kıdem tazminatı ve işçilik alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, davanın açılmamış sayılmasına karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, davacınını kıdem tazminatı ile birlikte bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tarafların duruşma günü davayı takipsiz bırakması sebebi ile dava dosyasının işlemden kaldırılmasına karar verilmesinden itibaren üç ay süre geçmesine rağmen davanın yenilenmediği gerekçesi ile açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili, duruşma gününün usulüne uygun tebliğ edilmeden yokluğunda yargılama yapılarak dosyanın işlemden kaldırılmasına bunun sonucunda davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği gerekçesi ile kararı temyiz etmiştir.
Yargılamanın hukuka uygun ve sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunmanın özgürce ileri sürülebilmesi ve delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri ile mümkündür.
Davanın tarafları ile vekillerinin davaya ilişkin işlemleri öğrenebilmesi için, tebligatın usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin kendilerine bildirilmesi gerekmektedir. Duruşma günü ile tebligatın yapıldığı tarih arasında makul bir süre olmalıdır. Aksi takdirde tarafların hakları kısıtlanmış olur.
Yargılama sırasında yapılan tebliğlerle ilgili tebliğ mazbatalarının ve ilgili diğer belgelerin dosyaya konulması gerekir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve bu Kanunun uygulanması için çıkarılan tüzük hükümleri tamamen şeklidir ve titizlikle uygulanması gerekir. Bir davada yapılan tebligatların usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını hâkim kendiliğinden denetlemelidir. 7201 sayılı Kanun’un 11/i maddesi gereğince vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davacı vekili 09/02/2011 tarihli dilekçesi ile mazeret bildirmiş, 09/02/2011 günlü duruşmada mesleki mazereti kabul edilerek yeni
duruşmanın kalemden öğrenilmesine, aynı günlü duruşma tutanağında iflas müdürlüğünden alacaklar toplantısının yapılıp yapılmadığının sorulması işlemine ilişkin verilen 2 sayılı ara kararında davacı tarafından yargılama giderinin karşılanmasına karar verilerek duruşma günü 06/06/2011 gününe talik edilmiştir. 06/06/2011 günlü duruşmada ise, taraflarca takip edilmeyen davanın yenileninceye kadar 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 409/1. maddesi gereğince işlemden kaldırılmasına, yenileme işlemi yapılmaması sebebiyle üç aylık süre geçtiği gerekçesini içeren 12/09/2011 günlü karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında somut olay değerlendirildiğinde, 09/02/2011 günlü duruşmada verilen ara kararı gereğinin yerine getirilmesi için mesleki mazereti kabul edilen davacı vekiline usulüne uygun bildirimde bulunulmadığı ve bu bağlamda mahkemenin “duruşma gününün kalemden öğrenilmesine” şeklindeki ara kararının da kanuni dayanağı bulunmadığı gibi, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine de aykırılık teşkil ettiği, bildirimin mevzuat kapsamında yöntemince yapılmadığı ve geçersiz olduğu, davacı tarafa hukuki dinlenilme hakkı tanınmadığı anlaşılmaktadır.
Davanın taraflarının, usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.
Bu sebeple, davacı vekilinin kamu düzenine ilişkin olan Anayasanın 36. maddesinde de açıklanan iddia hakkını kullanabilmesi için ara kararının tarafına bildirilmesi ile duruşma gün ve saatini gösterir davetiyenin Tebligat Kanunu ve ilgili tüzük hükümlerine uygun şekilde tebliğ edilmesi yönlerinin gözardı edilerek, dava takip edilmediğinden ve davacının davayı yenileme yükümlülüğünü yerine getirmediğinden bahisle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 10.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.