YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13098
KARAR NO : 2012/5020
KARAR TARİHİ : 27.03.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Dava, Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen icra takibine yönelik itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Davalılar vekili, müvekkillerinden …’in davacı bankanın kredi müşterisi, diğer davalıların sözleşmenin müşterek ve müteselsil kefili olduğunu, sözleşmenin imzalandığını ancak kredinin alınmadığını, banka çalışanlarından dava dışı … Türk’ün usulsüz işlemleri nedeniyle yargılandığını belirterek davanın reddi ile %40 kötüniyet tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller, benimsenen Adli Tıp Kurumu raporuna göre banka ödeme fişlerindeki imzaların davalı …’in eli ürünü olmadığı, davacının dayanağı 21.7.2008 tarihli ibranamenin borcun varlığını ispatlayamadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık imzası inkar edilmeyen banka kredi sözleşmesi uyarınca davacı banka tarafından açıldığı ileri sürülen 15.000 TL miktarlı (icra takibine 17067,55 TL asıl alacak gösterilerek konu edilen) kredinin davalı asıl borçlu …’e ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır. Dosyaya bir örneği sunulan 21.07.2008 tarihli “ibraname” başlıklı belge içeriğinden davalı asıl borçlu …’in davacı bankaya belgede yazılı bulunan diğer hesaplar yanında dava konusu 15.000 TL ticari kredi borcunun da bulunduğunu bildirerek bu miktar borcu kabul ettiği ve belge altını imzalamış olduğu anlaşılmaktadır. Belgede numaraları yazılı hesaplar arasındaki virman ilişkileri de bilirkişi raporunda açıklığa kavuşturulmuştur. Bu durumda mahkemece başlığı ne olursa olsun davalı asıl borçlunun anılan belgedeki beyanının borcu kabul ve ikrar niteliğinde olduğu gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemeştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 27.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.