Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/4456 E. 2010/7169 K. 09.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4456
KARAR NO : 2010/7169
KARAR TARİHİ : 09.06.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi
Tarih : 11.2.2010
Nosu : 164-18

Davacı vekili tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince hernekadar duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de, davanın niteliği itibariyle bu isteğin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, tekstil alanında faaliyet gösteren şirketin ekonomik kriz nedeniyle borca batık hale geldiğini, sunulan iyileştirme projesinde uygulanacak tedbirlerle borca batıklıktan kurtulabileceğini belirterek, müvekkili şirketin iflasının bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, 3.6.2008 tarihli bilirkişi raporunun sunulmasından karar tarihine kadar davacı şirkette olumlu bir gelişme olmadığı, 30.5.2008 tarihinde verilen tedbir kararlarına rağmen borca batıklık durumunun değişmediği, sermaya artırımı yapılmadığı, bu durumda iyileştirme projesinin şirketin mali durumunu düzeltecek nitelikte olduğunun kabul edilemeyeceği, bilirkişi kurulu raporunda kesin ifadelerin kullanılmayıp, muhtemel kanaatlerden bahsedildiği, bilirkişi raporunun borca batıklık ve mali yöne ilişkin tespitlere itibar edilmişse de iyileştirme projesi bakımından ulaştığı sonucun hükme esas alınmadığı belirtilerek davacının iflasına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketinin malî durumunun ıslahının mümkün olması hâlinde o şirketin iflâsının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. Böyle bir talep üzerine mahkemece bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı tespit edilmeli, borca batık durumda ise bu kez ıslahının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile malî durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak bir sonuca gidilmelidir. Zira önerilen iyileştirme tedbirlerinin şirketin malî durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının belirlenmesi özel bir bilgiyi gerektirdiğinden, bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulması icap etmektedir. Bilirkişi raporunda; öngörülen iyileştirme projesinin uygulanması hâlinde şirketin borca batıklıktan kurtulacağı ve alacaklıların alacaklarını tahsil etme ihtimalinin artacağı, … Tekstil ile yapılan sözleşme bağlamında kısa vadede belli bir düzelmenin sağlanabileceği, şirketin mali durumunun iyileştirilmesi ümidi bulunduğu ve bu nedenle iflâs erteleme koşullarının sağlandığı yönünde görüş bildirilmiştir. Mahkeme ise davacının iflâsına karar vermiştir.
Bilirkişi raporu, soyut olup hüküm kurmaya ve Yargıtay denetimine elverişli değildir. Öte yandan İflâsın ertelenmesinde borca batıklığın tespiti sırasında, rayiç değerlerin esas alınması gerekir. Bu nedenle, şirketin aktifinde yer alan tüm varlıkların rayiç değerlerinin mahkeme tarafından atanan yeminli bilirkişi aracılığıyla tespiti gerekli olup, stokların değerinin bilançodaki kayıtlar üzerinden belirlenmesi de isabetli değildir.
Ancak borca batıklığın tespiti ve projenin değerlendirilmesi amacıyla yargılama sırasında bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen rapordaki anılan eksiklik ve yanlışlıklara rağmen, raporda yetersiz bulunan hususlar hakkında ek ve tamamlayıcı rapor alınmadan veya yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmadan mahkemenin kendisini bilirkişi yerine koyarak yaptığı değerlendirmeye göre davacının iflâsına karar vermesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek hâlinde iadesine, 9.6.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.