YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15121
KARAR NO : 2013/3426
KARAR TARİHİ : 28.03.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 1974 yılında kesinleşen arazi kadastrosunda dava konusu taşınmaz, 1479 parsel numarası ile sınırlandırılmıştır. Halen davalılar adına tapuda kayıtlı bulunan çekişmeli …. Köyü …. parsel sayılı taşınmaz üzerinde 6831 sayılı Kanun gereğince yapılıp 2009 yılında kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması ile kısmen orman sınırları dışına çıkarılmıştır. Daha sonra 3402 sayılı Kanunun Ek 4. maddesi gereğince yapılan kadastro çalışmalarında taşınmazın orman sınırı dışına çıkarılan kısmı için tutanak tutulmayarak Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Tasarruf Dairesi Başkanlığının 04.08.2009 tarih ve 2009/15 sayılı genelgesi uyarınca, tapusunun beyanlar hanesine “Taşınmazın 1053,41 m2’lik bölümü Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan sahada kalmaktadır” şeklinde şerh verilmiştir.
Davacı … Yönetimi, kadastro mahkemesine verdiği dilekçede, davalılar adına kayıtlı dava konusu …. Köyü …. parsel sayılı taşınmazda 3402 sayılı Kanunun Ek 4. maddesi gereğince yapılan kadastro çalışmasının askı ilânına çıkarıldığını bildirerek, dava konusu taşınmazın Orman Kadastro Komisyon Başkanlığı tarafından yapılan eylemli orman tespit çalışmalarında kısmen eylemli orman olduğunun tesbit edildiği, taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü ve eğimi itibariyle eylemli orman olduğu iddiasıyla kadastro tespitinin iptaline, taşınmazın eylemli orman olan kısmının orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Kadastro mahkemesince, davanın görev yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmekle dairenin 30/01/2012 tarih 2012/818-539 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiş, dosya görevsizlikle kendisine gelen sulh hukuk mahkemesince davanın kabulüne, Sakarya İli, Geyve İlçesi, Bozören Köyü alanca mevkii 1479 parsel numaralı davalı adına kayıtlı taşınmazın 28.05.2012 tarihli orman mühendisi ve kadastro bilirkişisinin raporunda ve ekindeki krokide (A) harfi ile gösterilen 1053.41 m2’lik kısmın tapusunun iptali ile orman vasfında Hazine adına kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimince temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescil niteliğindedir.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu ve 2/B uygulaması birlikte yapılarak 29.12.2008 tarihinde ilân edilip kesinleşmiştir. Temyiz incelemesine konu, 1479 parselin krokide (A) ile gösterilen kısmının, kesinleşen 2/B sınırları içinde kaldığı orman ve fen bilirkişi raporları ile sabit olmuştur. 6831 sayılı Kanunun 2/B uygulaması ile öncesi orman olan yerler, Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığından ve 2/B uygulamasının kesinleşmesi ile mülkiyet Hazineye geçtiğinden, bu durumda husumet Hazineye de yöneltilmelidir. Hazine, davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanmalı, bu parsel hakkında Hazine tarafından açılmış başka bir dava var ise, bu dava ile birleştirilmeli, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Kabule göre de, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesiyle 3402 sayılı Yasaya eklenen “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” şeklindeki 36/A maddesi ve 17. maddesi ile eklenen “Bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” şeklindeki geçici 11. maddesi hükümleri gereğince davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği gözetilmeden, davalılar aleyhine yargılama giderleri ve avukatlık ücretine hükmedilmesi ve H.M.K.’nun 333. maddesi uyarınca gider avansından kullanılmayan kısmın yatırana iadesine hükmedilmemesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı … Yönetimi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz harcının yatırana iadesine 28/03/2013 günü oy birliğiyle karar verildi.