YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/3935
KARAR NO : 2014/9896
KARAR TARİHİ : 26.11.2014
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılardan … ile davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … İlçesi, … Köyü, 109 ada 1 parsel sayılı 411747,55 m2 yüzölçümündeki taşınmaz belgesizden orman niteliği ile davalı Hazine adına tesbit edilmiştir.
Davacı …, 1971 tarih 7 sıra nolu tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava konusu parsel içinde fındık bahçesi ve tarla niteliğinde taşınmazı kaldığı iddiasıyla dava açmıştır.
Birleşen dosya davacısı …, 1987 tarih 15 sıra nolu ve 1978 tarih 21 sıra nolu tapu kayıtları ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava konusu parsel içinde çay bahçesi niteliğinde taşınmazı kaldığı iddiasıyla dava açmıştır.
Birleşen dosya davacısı …, 1989 tarih 9 sıra nolu tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava konusu parsel içinde fındıklık ve çay bahçesi niteliğinde taşınmazı bulunduğu iddiasıyla dava açmıştır.
Birleşen dosya davacısı …, 1991 tarih ve 43 sıra nolu tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava konusu parsel içinde fındık bahçesi ve çaylık niteliğinde taşınmazı bulunduğu iddiasıyla dava açmıştır.
Mahkemece, … tarafından açılan davanın reddine,
… tarafından açılan davanın kabulü ile, … İlçesi, … 109 ada 1 parsel sayılı orman taşınmazı içerisinde 19.07.2011 tarihli fen bilirkişileri raporuna ekli krokide (B), (C) ve (D) harfleri ile gösterilen taşınmazların ayrı ayrı fındık bahçesi vasfında aynı adanın son parsel numarası verilerek davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline,
… tarafından açılan davanın kabulü ile, … İlçesi, … 109 ada 1 parsel sayılı orman taşınmazı içerisinde 19.07.2011 tarihli fen bilirkişileri raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen taşınmazın fındık bahçesi vasfında aynı adanın son parsel numarası verilerek davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline,
… tarafından açılan davanın kısmen kabulü ile, … İlçesi, … 109 ada 1 parsel sayılı orman taşınmazı içerisinde 19.04.2013 tarihli fen bilirkişileri raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen taşınmaza açılan davanın kabulüne, taşınmazın fındık bahçesi vasfında aynı adanın son parsel numarası verilerek davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline, (B), (C) ve (D) harfleri ile gösterilen taşınmazlara açılan davanın reddine,
109 ada 1 parsel sayılı taşınmazın geriye kalan kısımlarının tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline, karar verilmiş hüküm davacılardan … ile davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraz istemine ilişkindir.
Dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu, 3402 sayılı Kanunun 5304 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli taşınmaz orman alanı içinde bırakılmıştır.
1) Mahkeme ilâmı davacı …’ya 14/06/2013 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi ise 07/10/2013 günü hâkimlikçe havale edilmiştir. 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla H.U.MK.’nın 432. maddesine göre temyiz süresi 15 gün olduğu gibi, harca tabi işlemlerde Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 1984/5 E. – 1985/1 K. sayılı ve 25.01.1985 günlü İnançları Birleştirme Kararı uyarınca, harç alınmadan temyiz defterine kaydedilen dilekçeler için H.U.MK.’nın 434/3. maddesinde yer alan (eksik harç ödenmesi halinde yapılacak işlem ile ilgili kuralın benzetme yolu ile uygulanacağı) belirlenmiştir. Bu durumda; temyiz defterine kayıt tarihi itibarı ile temyiz süresi geçirilmiştir. Ayrıca, süre aşımı halinde yine Yargıtay’ın 01.06.1990 tarih 3/4 sayılı İnançları Birleştirme Kararına göre mahkemelerce bu yolda karar verilmesi gerektiği, Yargıtay’ca da verilebileceği benimsenmiş olduğundan, açıklanan olguya göre süre aşımı nedeniyle davacı …’nın temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazları bakımından;
Mahkemece, dava konusu taşınmazın bilirkişi raporuna göre orman sayılmayan yerlerden olduğu, dayanak tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmaza uyduğu gibi taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğu ve adına tescil kararı verilen kişiler yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmişse de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki; davacı gerçek kişilerin dayandığı tapu kayıtları tüm tedavülleri ile dosyaya getirtilip usûlünce keşifte uygulanmamış, dayanılan tapu kayıtlarının kadastro sırasında revizyon görüp görmediği araştırılmamıştır. Yerel bilirkişilerin tapu kayıtlarına, zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüş biçimi, imar ve ihya ile taşınmazın ne şekilde ve nasıl kullandığı hususlarına ilişkin beyanları yeterli ve somut olaylara dayalı olmayan soyut ifadeler içermektedir. Keşfe ziraat mühendisi bilirkişi götürülüp; taşınmazın niteliği hususunda, komşu parsellerin toprak yapısı da mukayese edilmek suretiyle, toprak yapısı ve niteliği araştırılmamış, usûlünce orman araştırması yapılmamış, zilyetlikle taşınmaz edinme koşulları ve davacıların belgesizden edindiği taşınmazın 40/100 dönüm sınırını aşıp aşmadığı yöntemince araştırılmamıştır.
Eksik ve yetersiz araştırmaya dayanılarak karar verilemez. O halde; doğru sonuca varılabilmesi için; öncelikle davaya konu taşınmazı kenarlarından çevreleyen tüm taşınmazların tutanak ve dayanağını oluşturan belgeler, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı, tesbit tutanağının düzenlendiği tarihten 15 veya 20 yıl önce çekilmiş hava fotoğrafları ile bu fotoğraflardan üretilmiş memleket haritası, topografik fotogrametri yöntemiyle düzenlenen kadastro haritaları, davacı gerçek kişilerin dayandığı bütün tapu kayıtlarının ilk oluşumundan itibaren denetlemeye elverişli, birbirini takip eden ve bilgisayarda yazılı ve iktisap sebeplerini belirtir şekilde tüm gittileri, varsa krokisi ve kadastro sırasında revizyon görmüş ise revizyon gördüğü parsellerin tutanak örnekleri ile dava konusu taşınmazları birlikte gösterir kadastro paftasının tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğünden getirtilmesi, kök tapu kayıtlarının ilçe tapu müdürlüğünde bulunamaması halinde Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Daire Başkanlığından getirtilerek, halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı ve yerel ve tesbit bilirkişileri marifetiyle yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapıları, bitki örtüsü ve çevreleri incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, fotogrametri yöntemiyle düzenlenen kadastro paftalarında zilyet ve tasarruf edilen yerlerden olup olmadığı belirlenmeli, çekişmeli taşınmazın miktarı ve konumuna göre 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesi gereğince orman içi açıklığı niteliğinde olup olmadığı, orman içi açıklıklarının zilyetlikle kazanılamayacağı gözetilmeli; 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca dayanılan tapu kayıtları varsa tedavülleriyle birlikte yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, bilirkişi ve tanıklardan kayıttaki her sınır hakkında ayrıntılı ve inandırıcı bilgi alınmalı, uygulamada tapu kayıtlarının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar varsa özellikle gözönünde tutulmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, bu yolla dava konusu taşınmazların dayanılan tapu kayıtlarının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı, tesbit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tesbit tutanağı bilirkişileri de taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek, çelişki duraksamasız giderilmeli, dayanılan tapu kayıtlarının dayanağı haritalar varsa kapsamının haritalarına göre belirleneceği düşünülmeli, uygulamada geniş kapsamlı kadastro paftasının ölçeği ile tapu kayıtlarının dayanağı haritanın ölçekleri eşitlenerek haritalar çakıştırılarak yerine uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden varsa değişmez nitelikte sınır yeri sayılabilecek kişi taşınmazlarından da yararlanılmalı, tapu kayıtları ifraz görmüş ise, ifraz haritaya dayandığı takdirde, az yukarıda açıklanan yöntemle haritalar yerine uygulanmalı; ifraz görmemiş ise, ifraz yoluyla oluşan müfrez tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerlerinden yararlanılmalı, uygulamada ifraz yoluyla oluşan müfrez tapu kayıtlarının kapsamının kök tapu kayıtlarının kapsamı içinde aranmasının zorunlu olduğu düşünülmeli, ayrıca, taşınmazın tapu kayıtlarında tarif edilen cinsi de deliller değerlendirilirken gözönünde tutulmalı, tapu kayıtlarında malik olarak gözüken kişiler ile davacı gerçek kişiler arasındaki akdî ya irsî ilişki belirlenmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verecek ve yargı denetimine açık olacak şekilde ölçekli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, tapu kayıtlarının mahalline uyduğu saptandığı takdirde, çekişmeli taşınmazın orman bilirkişi raporu ve rapora ekli memleket haritası ve hava fotoğraflarındaki konumu dikkate alınarak tapu kayıtlarının 4785 ve 5658 sayılı kanunlar kapsamında hukukî değerini yitirip yitirmediği değerlendirilmeli, dayanak tapu kayıtları şayet değişebilir sınırları içeriyorsa, tapu kayıtlarının miktarı ile geçerli sayılması gerektiği düşünülmelidir.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı ve davacıların dayandığı tapu kayıtları kapsamı dışında kaldığı anlaşıldığı takdirde davacıların zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; taşınmazın öncesinde ne şekilde tasarruf edildiği ayrıntılı biçimde açıklattırılmalı, taşınmazların üzerinde taraflar yararına zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli, uzman ziraat mühendisi bilirkişiden; taşınmazın niteliği hususunda, komşu parsellerin toprak yapısı da mukayese edilmek suretiyle, toprak yapısı ve niteliğini belirtir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazda zilyetlik koşulları oluşmuş ise 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, murisler yönünden de tapu ve ilgili kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Kanunun 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükümleri dikkate alınarak sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, tarafların delilleri toplanmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, Hazine ve Orman Yönetimi açısından usûlî kazanılmış haklar da gözönünde bulundurularak ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Kabule göre de; dava kadastro tesbitine itiraz davası olduğuna göre dava konusu 109 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tesbitinin iptaline karar verilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması da doğru değildir.
SONUÇ: 1) Birinci bentde açıklanan nedenlerle, davacı …’nın temyiz dilekçesinin süre yönünden REDDİNE, temyiz harcının istek halinde iadesine,
2) İkinci bentde açıklanan nedenlerle, davalılar Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 26/11/2014 gününde oy birliği ile karar verildi.