Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/5995 E. 2010/13658 K. 01.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5995
KARAR NO : 2010/13658
KARAR TARİHİ : 01.12.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 04.11.2009
Nosu : 157/405

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av…. ile davalı vek.Av….’ün gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin çalıştığı şirkette davalı arasında demir çimento ve alçı alım-satımı yapıldığını, davalının gönderdiği mal karşılığında müvekkilinin çalıştığı şirketin yetkilisinin şehir dışında olmasından dolayı müvekkilinin bono verdiğini, ancak daha sonra bu bononun karşılığında müvekkilinin çalıştığı şirketin yetkilisi … tarafından çekler verildiğini, bononun bedelsiz kaldığını, her iki şirket arasındaki bakiyenin sıfır olduğunu, bonoda “malen” kaydı varken, “nakden” şeklinde tahrifat yapıldığını belirterek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, bononun borç para karşılığında tanzim edildiğini, bonoyu düzenleyenin bilgisizliği nedeniyle “nakden” yerine “makten” yazmasının bononun geçerliliğini etkilemeyeceğini, ispat yükünün davacıda olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının çalıştığı iddia ettiği şirketle arasındaki ilişkinin ispatlanamaması nedeniyle her iki şirket arasındaki ticari defterlerinin incelenmesine gerek olmadığı, Adli Tıp Kurumu raporundan “makten” kaydının ilk halinin tespit olunamadığı, davacının yemin teklif etme hakkını kullanmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Adli Tıp Kurumunun 7.1.2008 tarihli raporunda; “İnceleme konusu senetteki “makten” okunur yazısının başında bulunan “m” harfi olarak okunur harfin “m” ve “n” harflerinin aynı evsaftaki bir kalemle üst üste çakışacak biçimde yazılması ile oluşturulmuş olduğu, “k” harfinin üst bacağı ile “t” harfinin yatay çizgisinin ise farklı fizikî evsafta kalemle oluşturulduğu ve evvelce mevcut yazının “makten” okunur biçimine dönüştürülmüş olduğu belirtilmiştir. 9.7.2009 tarihli aynı Kurumun raporunda da önceki rapora eklenecek herhangi bir hususun bulunmadığı ifade edilmiştir. Bu durumda anılan Adli Tıp Kurumu raporlarına göre bononun ilk düzenlendiği sırada “malen” şeklinde tanzim edildiğinin kabulü gerekir.
O hâlde mahkemece, yukarıdaki kabul şekli esas alınarak davalı tarafın nakit para karşılığında bonoyu aldığını savunması nedeniyle senedin veriliş sebebini talil ettiği gözetilip, ispat külfetinin davalı tarafta olduğunun kabulü suretiyle uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 750.-TL duruşma vekâlet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 1.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.