YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10344
KARAR NO : 2010/7598
KARAR TARİHİ : 16.06.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih :26/05/2009
Nosu : 2007/405-2009/321
Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesinin süresinden önce davalı yanca usulsüz olarak feshedildiği ve böylece sözleşmenin 29. maddesi uyarınca müvekkili lehine cezai şart alacağının oluştuğunu belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000 TL cezai şart tutarının 10.06.2003 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı yanca kanıtlanamayan davanın reddine dair verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 17.04.2006 tarihli 2005/7550 Esas, 2006/4068 Karar sayılı ilamıyla kararın bozulmasına hükmedilmiştir.
Yerel mahkemece bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiş, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, sözleşme hükümlerine aykırı olarak davalı yanca sözleşmenin feshedildiği ve böylece davacı tarafın cezai şart talebinde haklı olduğu gözetilerek saptanan 260.422 TL cezai şart tutarının davalının ekonomik yönden mahvına sebep olacağı kanaatiyle bu tutarın takdiren 1/10’una düşürülerek davalının 26.042 TL cezai şart tutarından sorumlu tutulması gerektiğinden bahisle davanın kabulüne, 5.000 YTL cezai şart tutarının 05.07.2003 tarihinden itibaren yürütülecek değişen oranlarda reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- TTK.’nun 24. maddesi uyarınca; “Tacir sıfatına haiz bir borçlu Borçlar Kanunu’nun 161. maddesinin 3. fıkrasında yazılı hallerde, fahiş olduğu iddiasıyla cezai şarttan indirim yapılmasını mahkemeden isteyemez.”
Ancak, kararlaştırılan cezai şart miktarının ekonomik yönden borçlunun mahvına sebebiyet verecek ölçüde yüksek olduğunun saptanması durumunda cezai şarttan makul oranda indirim yapılabileceği Yargıtay’ca kabul edilmektedir. Ne var ki, bu şekilde bir indirime gidilebilmesi için borçlunun ekonomik ve sosyal durumu yönünden ayrıntılı bir inceleme yapılması ve kararlaştırılan cezai şartı ödemesinin ekonomik yönden mahvına sebep olup olmayacağı hususunun belirlenmesi gerekmektedir. Somut olayda bu yönler üzerinde araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Mahkemece yapılacak iş davalı şirketin ekonomik ve sosyal durumu yönünden konusunda uzman bir bilirkişiye ticari defter ve kayıtları, bilançoları, vergi dairesine verilen vergi beyannameleri vs. gibi kayıtlar üzerinde inceleme yaptırılarak yukarıda belirtilen indirim koşullarının bulunup bulunmadığı konusunda ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesinden ibaret olmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte belirtilen sebeplerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.