YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6557
KARAR NO : 2010/10369
KARAR TARİHİ : 28.09.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih : 20.11.2009
Nosu : 218-560
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı dava dilekçesinin görev yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, davalı tarafından müvekkili kurum aleyhine ilamlı icra takibi yapıldığını, takibin dayanağı ilamda TMSF’nin taraf olmadığı gibi, mahkeme aleyhine herhangi bir hüküm de tesis edilmediğini, anılan icra takibinin iptali için İcra Hukuk Mahkemesinde açılan davanın reddedildiğini, ilamın değer açısından temyiz sınırının altında kalması nedeni ile temyiz talebinin reddedildiğini ve kararın kesinleştiğini, bu defa açılan davanın menfi tespit davası olup, davanın dinlenebilmesi için gerekli olan hukuki yararın var olduğunu icra mahkemesince konu ile ilgili olarak verilen kararın kesin hüküm oluşturmadığını, … A.Ş.nin tüzel kişiliğinin devam ettiğini ve takipte muhatap olması gerektiğini belirterek icra takibinden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, dava dilekçesinde dava sebebi olarak ileri sürülen hususlar takip hukukuna ilişkin olması karşısında açılan davanın mahiyeti de dikkate alınarak dava dilekçesinin görev yönünden reddine, görevli mahkemenin İcra Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı yan, aleyhinde başlatılan icra takibinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti isteminde bulunmuştur.
Vakıaların sunulması taraflara, hukuki niteleme ve dilekçelerin yorumlanması görevi hakime aittir. Nitekim mahkemece karar gerekçesinde “dava açılış şekline göre İİK.nun 72.maddesine dayalı olarak icra takibinden sonra açılmış menfi tespit davasıdır” denilmiştir. İcra takibinin iptali istemli İcra Hukuk Mahkemesine başvurulması ve istemin reddine karar verilmiş olması da genel mahkemelerde menfi tespit davasının açılmasına engel değildir. Zira dar yetkili ve şekli inceleme yapan İcra Hukuk Mahkemesi kararları, maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz.
Açıklanan hususlar karşısında mahkemece davanın İİK.nun 72.maddesi anlamında menfi tespit davası olarak nitelendirilmesi ve bu yönde araştırma yapılması gerekirken, yazılı gerekçe ile görevsizlik kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda belirtilen nedenlerle kararın BOZULMASINA, 28.9.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Aslı gibidir.