YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/705
KARAR NO : 2011/6927
KARAR TARİHİ : 25.05.2011
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Davacı tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahiller Yapı Kredi Bankası AŞ. SGK, Osmangazi Edaş, Maliye, Botaş, Zetoş Ltd.Şti., Başkent Elektrik, Çukurova İth.İhr.AŞ., Safra Yemek AŞ. ve … vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
İflasın ertelenmesi talebinde bulunanlar vekili, müvekkili şirketlerin aynı gruba dahil olduğunu, bunlardan … San.ve Tic.AŞ.’nin lider konumda olduğu, 1974 yılından beri başta savunma sanayi olmak üzere çeşitli alanlarda faaliyet gösterdiklerini, 2000…2001 yıllarındaki krizin etkilerinin grup şirketlerinin mali yapılarını bozduğunu, devam eden süreçte şirketlerinin borca batık hale geldiğini, sunulan iyileştirme projesinde öngörülen tedbirlerin uygulanmasıyla borca batıklıktan kurtulmalarının mümkün olduğunu belirterek iflaslarının bir yıl süreyle ve ertelenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, Hema Dişli Sanayi ve Ticaret AŞ.ile Armasan Armatür Sanayi ve Ticaret AŞ.’nin borca batık olduğu, sunulan iyileştirme projelerinin incelenmesinde ciddi ve inandırıcı olduklarının anlaşıldığı, bilirkişi raporlarının denetime elverişli olup yeterli ayrıntıyı içerdiği belirtilerek iflaslarının ertelenmesine, alınan tüm bilirkişi raporları ve ek raporlarında borca batık olmadığı tespit edilen diğer şirketlerin iflaslarının ertelenmesi istemlerinin reddine, iflaslarına karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiş, karar müdahiller Yapı Kredi Bankası AŞ. SGK, Osmangazi Edaş, Maliye, Botaş, Zetoş Ltd.Şti., Başkent Elektrik, Çukurova İth.İhr.AŞ., Safra Yemek AŞ. ve … vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle birden fazla şirketin birlikte iflâs erteleme talebinde bulunmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre, müdahiller vekillerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2)İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketinin malî durumunun ıslahının mümkün olması hâlinde o şirketin iflâsının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmeli, borca batık durumda ise bu kez ıslahının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile malî durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Zira önerilen iyileştirme tedbirlerinin şirketin malî durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının belirlenmesi özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden, bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulması icap etmektedir. Mahkemece farklı bilirkişilerden alınan heyet raporları arasında çelişki olması nedeniyle son olarak alınan bilirkişi kurulu kök ve ek raporundaki, Kızılkum Projesinden gelecek temettü geliri ile fabrikasını kiraya vermesinden gelecek gelirle Hema Dişli Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin borca batıklıktan kurtulacağı, Armasan Armütür Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin sermaye artırımı taahhüdünde bulunmasının en somut ve gerçekçi iyileştirme tedbiri olduğu, bir kısım sermaye artışı ödemesinin yapıldığı şeklindeki görüş doğrultusunda her iki şirket hakkında iflâs erteleme kararı verilmiştir.
Somut olayda hakkında iflâs erteleme kararı verilen şirketlerden Hema Dişli San. Tic. A.Ş.’nin iyileştirme projesi öngörülen iki gelir kaleminden oluşmaktadır. Birincisi, Sinpaş A.Ş. ile yapılacak “Turizm Kompleksi Hasılat Paylaşım Sözleşmesi” uyarınca Hema Dişli San. Tic. A.Ş.’nin hissedarı olduğu Kızılkum Turizm A.Ş.’den gelecek temettü geliridir. Bilirkişinin de raporuna esas aldığı bağımsız denetim raporuna göre 2009 yılında 13.298.403. USD, 2010 yılında 31.516.383. USD, 2011 yılında 32.644.659. USD, 2012 yılında 45.016.383. USD, 2013 yılında 18.006.553. USD olmak üzere toplamda 140.482.382. USD nakit girişi beklenen bu proje hakkında imar durumu ile ilgili çalışmaların henüz sonuçlanmadığı 9.12.2010 tarihli kayyım raporunda ifade edilmiştir. İkincisi, 5 yıllığına kiraya verilen fabrikanın kira gelirinin Avrasya Konut’a temlik edilmiş olması nedeniyle herhangi bir tahsilat yapılmadığı da anılan kayyım raporuyla tespit edilmiştir. Dolayısıyla Hema Dişli San. Tic. A.Ş.’nin iyileştirme projesinin dayanağı olan iki temel tedbirin beş yılı aşan yargılama sürecinde gerçekleşmediği, fabrikasını kiraya vererek üretimine ara verdiği anlaşılmaktadır.
Armasan Armütür San. Tic. A.Ş.’nin iyileştirme projesi sermaye artırımı ile fabrika kira gelirine dayanmakta olup, sermaye artırımı taahhüdü ile ilgili bir gelişme olmadığı, iyileştirme projesine göre beklenen aylık 70.000. TL, yıllık 840.000. TL kira gelirinin tahsil edilmediği, dönem net zararının arttığı son kayyım raporunda tespit edilmiştir. Öte yandan şirket aktiflerinin ve duran varlıkların paraya çevrilmesi yolundaki çözümün bir iyileştirme tedbiri olmayıp tasfiye işlemi olduğu, şirket faaliyetinin devamlılığının sağlanmasını amaçlayan iflâs erteleme kurumunun mahiyetiyle bağdaşmadığı, hem (duran varlıklar dahil) aktiflerin tasfiye edilmesinin hem de kiralanmasının zaten kendi içinde bir mantıksal çelişki oluşturduğu izahtan varestedir. Ayrıca şirketlerin karar ve işlemlerin denetlenmesi bağlamında kayyım heyetine her iki şirket tarafından herhangi bir başvurunun dahi yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Hâkimin bilirkişi yerine geçerek olayı çözmesi usule uygun düşmez ise de hâkimin hüküm kurmak için yeterli özel ve teknik bilgi ihtiyacı mevcut bilirkişi raporları ve dosya içeriği ile giderilmişse, somut olayın tüm özellikleri gözetilerek uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesine engel bulunmamaktadır. Bu durumda dosya içeriğinden anlaşılan ve yukarıda özetlenen özel ve teknik bilgiler ile mantık kurallarına ve özellikle iflâs erteleme kurumunun mahiyetinden kaynaklanan ilkelere göre her iki şirketin iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olduğunun kabulü mümkün olmadığı halde, soyut varsayımlar ve yorumlara dayalı bilirkişi görüşüne itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle müdahiller vekillerinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE oyçokluğuyla, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle müdahiller vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA oybirliğiyle, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.05.2011 gününde karar verildi.
-KARŞI OY YAZISI-
İflasın ertelenmesini isteyen şirketler ayrı tüzel kişiliği bulunan alacaklıları, borçluları farklı olan şirketlerdir. Bu şirketlerin aynı gruba dahil olmaları veya bir alacaklıya asaleten yada kefaleten borçlu olmaları iflasın ertelenmesi talebinde birlikte bulunabileceklerine gerekçe yapılamaz.
Şirketler arasında talep konusu bakımından bir teselsül bulunmadığı gibi iflasın ertelenmesi talebinin her biri için aynı sebepten doğduğu da kabul edilemez. Çünkü, her bir şirketin bilançolarındaki aktif ve pasif kalemleri buna bağlı olarak alacaklıları, borçluları farklıdır.
Talepte bulunan şirketlerin durumlarının kötülüğü ayrı ayrı vakıalara dayanmaktadır.
Nitekim, Yüksek Yargıtay aynı işyerinde çalışan işçilerin, o işyerinin sahibi (aynı işveren) ile yapmış oldukları aynı içerikteki hizmet sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar için birlikte dava açamayacaklarına karar vermiştir. (HGK. 18.04.1956 T/36…29, HGK. 11.12.1951 4/177…135; HGK. 03.10.1957 83/79 ve TD. 11.03.1955 1366/1857)
Öte yandan, doktrinde de görüşler de Hukuk Muhakemeleri Usul Kanunu’nun 43. maddesindeki şartlar bulunsa bile birden fazla borçluya karşı birlikte iflas davası (İİK. 156 vd.) açılamayacağı yönündedir (Bkz. Prof. Dr. Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü Cilt 3. sh.3351). Bu da birden fazla borçlunun hasımsız olarak açılan istemde iflasın ertelenmesi talebinde bulunamayacaklarının göstergesidir.
İcra İflas Kanunu’nun 179. maddesinde de, kanun koyucu iflasın ertelenmesi talebi bakımından “ŞİRKETLER VEYA KOOPERATİFLER” dememiş, aksine “ŞİRKET VEYA KOOPERATİF” demek suretiyle iflas ve iflasın ertelenmesi taleplerinin ayrı ayrı açılabileceğini, davacının çoğul değil tekil olduğunu göstermiştir. Bunun aksinin kabulü Yasa’nın lafzi yorumuna da aykırıdır.
İflasın ertelenmesi taleplerinin grup şirketleri tarafından birlikte açılması, bunların ayrı ayrı yatırmaları gereken harçtan kaçınmalarına da imkan verecektir. Harçlara dair düzenlemeler kamu düzeninden sayıldığından başlı başına bu husus bile birden çok tüzel kişinin birlikte iflasın ertelenmesi talebinde bulunmalarına engel teşkil etmektedir.
Borca batıklığın tespit edildiği, ancak iyileştirme projesinin yeterli görülmemesi durumunda erteleme talebinin reddiyle bunun sonucu olarak talepte bulunanın iflasına karar verileceği gözetildiğinde birden çok borçlunun aynı davada iflası istenemeyeceği gibi birden çok borçluda iflasla sonuçlanabilecek olan iflasın ertelenmesi talebinde bulunamazlar.
Öncelikle açıklanan bu nedenlerle yerel mahkeme hükmünün bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun (1) nolu bentteki birden fazla borçlu tarafından iflasın ertelenmesi talebinde bulunabileceği şeklindeki görüşlerine katılamıyoruz.25.05.2011