YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/5633
KARAR NO : 2014/9251
KARAR TARİHİ : 07.11.2014
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı gerçek kişiler vekili, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Ulukapı Köyünde bulunan yaklaşık olarak 7000,00 m² yüzölçümündeki taşınmazın, tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının müvekkilleri yararına oluştuğunu iddia ederek, taşınmazın Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre müvekkilleri adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece, davacı gerçek kişiler yararına T.M.K.’nun 713/1. maddesi uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu, taşınmazın köy yerleşim alanı planı içerinde kalan bölüm yönünden ise mülkiyetin tespitine karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle, davacıların davasının kabulüne ve fen bilirkişi tarafından düzenlenen 04.07.2010 tarihli rapora ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 4847,88 m² ve (B) harfi ile gösterilen 802,41 m² yüzölçümündeki taşınmazların davacılar adına eşit hisset oranında tapuya kayıt ve tescillerine, aynı krokide (C) harfi ile gösterilen 1028,52 m², (D) harfi ile gösterilen 649,45 m² ve (E) harfi ile gösterilen 130,88 m² yüzölçümündeki ve köy yerleşim alanı planı içinde kalan bölümlerin ise, davacıların eşit hisse oranında mülkiyetlerinde olduğunun tespitine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili ve davalı … Kişiliğinin temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 28/01/2013 tarih ve 2012/6561 – 2013/417 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; mahkemece, davacı gerçek kişi yararına T.M.K.’nun 713/1. maddesi uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma, yazılı biçimde hüküm kurulmasına yeterli ve elverişli değildir. Şöyle ki; çekişmeli taşınmaz yörede 1967 yılında yapılan arazi kadastrosunda çalılık ve taşlık olarak tapulama dışı bırakılmıştır. Çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olması, taşınmazın davacı kişiler adına tescili için yeterli bir sebep değildir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesi gereğince orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen il, ilçe ve kasabaların imar planları kapsamında kalmayan araziden masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilip tarıma elverişli hale getirilen (ev ve benzeri tesisler yapmak, dışarıdan toprak getirilerek tarıma elverişli hale getirmek imar ve ihya olarak kabul edilemez) ve imar – ihyanın tamamlandığı tarihten tescil davasının açıldığı güne kadar 20 yıl süreyle zilyet edildiği ileri sürülerek tapuya tescili istenen taşınmazların, Kadastro Kanununun 14. maddesinde yazılı diğer koşulların yanında niteliğinin, imar ve ihya edildiğinin ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun takdirî delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli hava fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ile dava tarihinden 15 – 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen stereoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazın niteliğinin, konumunun ve kullanım durumunun anlatılan bilimsel yöntemle kesin olarak belirlenmesi gerekir. Somut olayda mahkemece, anlatılan biçimde bir araştırma ve inceleme yapılmamış olduğu”na değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulü ile, kadastro bilirkişisi Tolga Çukur’un raporuna ekli 30/12/2013 tarihli krokide (A) harfi ile gösterilen 4847,88 m² ve (B) harfi ile gösterilen 802,41 m²’lik bölümlerin tarla niteliği ile davacılar adına eşit oranda hisse ile tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından esasa yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 05.07.1971 tarihinde ilân edilerek kesinleşen Kirten (Ulukapı) serisi bazında yapılmış orman kadastrosu daha sonra 12.05.1992 tarihinde ilân edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi ise, 1963 yapılıp sonuçları 03.03.1967 – 01.04.1967 tarihleri arasında ilân edilip kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir. Genel arazi kadastrosunda taşınmaz çalılık ve taşlık olarak tapulama harici bırakılmıştır.
Dosya kapsamına, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli (A) ve (B) harfleri ile gösterilen taşınmazların köy yerleşim yeri dışında ve orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve adına tescil kararı verilen kişiler yararına 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 07/11/2014 gününde oy birliği ile karar verildi.