YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11330
KARAR NO : 2010/584
KARAR TARİHİ : 27.01.2010
Mahkemesi : Adana 1.İcra Mahkemesi
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Asıl ve birleşen şikâyetler sıra cetvelinin iptali istemine ilişkindir.
Asıl dosya şikayetçisi banka vekili, üst sıraya alınan Tasfiye Halinde T. Emlak Bankası AŞ.nin haczinin hukuki geçerliğini kaybettiğini, müvekkili banka haczinin düşmediğini ve aleyhine şikâyet olunan bankanın 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun Ek 5 inci maddesinden yararlanamayacağını ileri sürerek;
Birleşen dosya şikayetçisi banka vekili ise müvekkili bankanın da 5411 sayılı Bankacılık Kanunu gereği garameye girmesi gerektiğini iddia ederek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
İcra Mahkemesince Tasfiye Halinde T. Emlak Bankası AŞ.nin Fon bankası olduğu ve alacağının imtiyazlı bulunduğu, bu nedenle alacağının İcra ve İflas Kanunu’nun 206 ncı maddesi uyarınca üçüncü sıraya gireceği; yeterli avans yatmadığından şikayetçi … Bankası AŞ.nin haczinin düştüğü asıl şikayetin reddine; şikayetçi T. … Bankası AŞ.nin ise 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun Ek 5 inci maddesinin atfıyla Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 21 inci maddesine tâbi olduğu gerekçesiyle birleşen şikayetin kabulüne karar verilmiş; hüküm şikayetçi … Bankası AŞ. ile aleyhine şikâyet olunan Tasfiye Halinde T. Emlak Bankası AŞ. vekilince temyiz edilmiştir.
1- Sıra cetveline itiraz edilebilmesi için satış tarihinde bedeli paylaşıma konu mal üzerinde derdest bir haczin bulunması gerekir. Şikâyetçi … Bankası AŞ vekili 02.03.1998 tarihinde konulan ihtiyati haczin kesinleştiğini ve ayakta olduğunu; birleşen dosya şikayetçisi T. … Bankası AŞ vekili ise bu haczin düştüğünü ileri sürmüştür.
Bu durumda İcra Mahkemesince adı geçen bankanın ihtiyati haczinin, İcra ve İflas Kanunu’nun 264 üncü maddesi uyarınca itirazın iptali davasının (kesinleşme tarihi değil) karar tarihi itibariyle kesin hacze dönüştüğü gözetilmeli ve aynı yasanın 106 ve 110 uncu maddeleri uyarınca iki yıllık süre içinde satış talebinde bulunulup bulunmadığına bakılarak bir karar verilmelidir. Cüz’i de olsa satış avansının yatırılmış olması ile usulüne uygun bir satış talebinin bulunduğu anlamına gelir. Şu kadar ki, İcra ve İflas Kanunu’nun 129/son’a göre satış talebinin düşüp düşmediği de araştırılmalıdır. Eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2- Tasfiye Halinde T. Emlak Bankası AŞ.nin temyiz itirazlarına gelince 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun Ek 5 inci maddesi ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun Geçici 13 üncü maddesi paralel nitelikte olup, üçüncü kişilerin muvazaadan ari hakları aleyhine sonuç doğurması halinde uygulanmazlar. Kaldı ki bu maddelerin uygulanması sonucunda adı geçenin alacağının Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’a tâbi olduğu kabul edilse bile, aynı yasaya tâbi diğer alacaklıların hacizleri karşısındaki konumu 69 uncu maddeye göre belirlenmelidir.
Diğer yandan doğrudan doğruya iflas sıra cetvellerinde uygulanan İcra ve İflas Kanunu’nun 206 ncı maddesi anlamında adı geçen bankaya tanınmış bir imtiyaz da bulunmamaktadır. Yazılı gerekçe ile hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 ve 2 sayılı bentlerde açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, 27.1.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.