YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/9322
KARAR NO : 2014/9725
KARAR TARİHİ : 24.11.2014
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki müdahalenin önlenmesi ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda, davanın kısmen kabulü kısmen reddi yolunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili ile dahili davalı … Yönetim vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine vekili 16.01.2007 tarihli dava dilekçesi ile Bursa ili, Gemlik ilçesi, Küçükkumla beldesi, Radar Yolu mevkiinde bulunan ve dilekçeye ekli krokide gösterilen 19.792 m² yüzölçümünde zeytinlik niteliğindeki taşınmazı davalının kullandığını, davalının bu taşınmazın adına tescili için Gemlik Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/611 Esas sayılı dosyasında açtığı davanın 6831 sayılı Orman Kanununun 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B maddesi uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarıldığı ve zilyetlikle kazanılamayacağı gerekçesi ile reddedildiğini belirterek, tescil harici bırakılan bu taşınmazın Hazine adına zeytinlik ve 2/B niteliği ile tapuya tesciline, davalıların elatmasının önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili 06.06.2007 günlü duruşmada davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, dava açılan yere müvekkilinin herhangi bir müdahalesi bulunmadığını, 2001/611 Esas sayılı dosyada dava konusu olan yer ile müvekkilinin kullandığı yerin aynı yer olmadığını bildirmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, fen bilirkişi …nın 24.09.2008 tarihli raporunda (A) harfi ile gösterilen yerin zeytinlik niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, beyanlar hanesine “taşınmazın 2/B madde gereğince orman sınırları dışına çıkarılan yerdir” ibaresinin yazılmasına, (B) harfi ile gösterilen yerin orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … vekili ile dahili davalı … Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapusuz taşınmazın kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine dayalı olarak tescili istemiyle daha önce gerçek kişi tarafından açılan davanın reddi üzerine, aynı taşınmazın Hazine adına tescili ve davalının elatmasının önlenmesi talebine ilişkindir.
DELİLLER
1- Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede arazi kadastrosu 1963 yılında kesinleşmiş, taşınmaz tespit dışı bırakılmıştır.
Yörede orman kadastrosu 3116 sayılı Kanuna göre yapılmış ve 1948 yılında kesinleşmiş, 1989 yılında 3302 sayılı Kanuna göre aplikasyon ve 2/B uygulaması yapılmıştır.
2- Gemlik Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/611 E. – 2001/1024 K. sayılı dosyası:
Davacı … vekili 25.05.2001 günlü dilekçesi ile Gemlik ilçesi, Küçükkumla beldesi, Radar Yolu mevkiindeki taşınmazın 30 yıldan fazla zamandan beri müvekkilinin zilyetliğinde olduğunu belirterek müvekkili adına tapuya tescilini talep etmiş,
Mahkemece yapılan keşif sonucu bilirkişi Orman Yüksek Mühendisi Kemal Civcivoğlu, çekişmeli taşınmazın 1948 yılında yapılan orman kadastrosunda orman sınırları içerisinde iken, 1989 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B uygulamasında, 2133-2146 OS noktaları ile belirlenen PXVII sayılı 1981 tarihinden önce orman niteliğini yitirdiği gerekçesi ile orman sınırları dışına çıkarılan alan içinde kaldığını, bilirkişi fen elemanı taşınmazın alanının 19.792 m² olduğunu bildirmiştir.
Mahkemece yargılama sonunda çekişmeli taşınmazın 2/B uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacının bilirkişi orman mühendisi raporunda belirtilen yerin dava konusu yer olmadığı, dava ettikleri yerin orman sınırları dışında olduğu gerekçesi ile temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 25.03.2002 tarih ve 2002/2054 E. -2444 K. sayılı kararı ile hüküm onanmış, tashihi karar talebi de 2002/4060 E. – 4250 K. sayılı kararla reddedilerek kesinleşmiştir.
Gemlik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/524 E. – 1181 K. sayılı dosyasında davacı … vekili, Hazine, Orman Yönetimi ve Belediye aleyhine 2001/611 Esas sayılı dosyada orman mühendisi raporunun gerçeği yansıtmadığı, raporda belirtilen taşınmazın dava ettikleri yer olmadığı, taşınmazın yanlış yerde işaretlendiği gerekçesi ile yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuş, mahkemece 28.11.2013 günlü kararla süre yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
3- Gemlik Asliye Hukuk Mahkemesinin 1987/207 E. – 1995/1095 K. sayılı dosyası:
Davacı … vekili 01.05.1987 tarihli dilekçesi ile üç parça taşınmazın müvekkili adına tescili talebi ile dava açmış, yargılama sonunda 24.03.1995 tarihli fen elamanı Halil Bilici tarafından düzenlenen krokide 3 numara ile gösterilen 8293 m² ve (B) harfi ile gösterilen 8202,79 m² yerin … adına tesciline, krokide (D) harifi ile gösterilen 19.792,70 m² bölüm hakkında davacı talebinden vazgeçtiğinden ve bu bölümün 2/B madde uygulaması ile orman dışına çıkarılan yerlerden olduğundan davacının tescil talebinin reddine karar verilmiş, hüküm Hazine, Orman Yönetimi ve Belediye vekilllerinin temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 14.01.1997 tarih ve 1996/4138 E. – 1997/127 K. sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir.
GEREKÇE:
Hazinenin dava dilekçesi ve ekindeki krokiye göre tescilini talep ettiği yer Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/611 E. – 1024 K. sayılı dosyasında bilirkişi raporunda belirtilen 19.792 m² yüzölçümündeki yer olup, aynı yer Asliye Hukuk Mahkemesinin 1987/207 E. 1995/1095 K. sayılı dosyasında … vekilinin açtığı tescil davasında da bilirkişi raporu ekindeki krokide (D) harfi ile gösterilen 19.792,70 m² yüzölçümündeki yerdir. Her iki dosyada da bu bölümler ile ilgili dava reddedilmiştir. Hazine, …’in açtığı davalarda tescil talebi reddedilen 19.792 m² yerin Hazine adına tescilini ve davalının elatmasının önlenmesine karar verilmesini talep etmektedir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın kısmen orman tahdidi içinde kaldığı, kısmen orman sınırları ve 2/B alanı dışında ise de, 2001/611 Esas sayılı dosyada taşınmazın 2/B alanında kaldığı gerekçesiyle dava reddedildiğinden kesin hüküm nedeniyle 14.263,96 m² bölümün 2/B niteliği ile 5528,03 m² bölümün orman niteliyle Hazine adına tesciline karar verilmiştir. Yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hüküm kurmaya yeterli değildir.
Davacı Hazine, Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/611 Esas sayılı dosyasında … tarafından dava konusu yapılan ve tescil talebi reddedilen taşınmazın tescilini talep ettiğine göre, fen bilirkişi yardımıyla yapılan keşifte 2001/611 Esas sayılı dosyadaki bilirkişi raporunda belirtilen yer, kroki uygulanmak suretiyle belirlenip bu yerin Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken dosyadaki bilirkişi rapor ve ek raporlarında 2001/611 Esas ve 1987/207 Esas sayılı dosyalarda tescil talebi reddedilen 19.792 m² yüzölçümündeki yerler kesin olarak belirlenmeden ve bilirkişi raporunda krokide bu bölümler gösterilmeden, kesinleşen kararların kapsamı kesin olarak belirlenmeden hüküm kurulmuştur.
O halde, yerinde fen bilirkişi ve orman mühendisi bilirkişi katılımı ile yeniden keşif yapılıp, Hazinenin dava konusu yaptığı taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesininin 2001/611 ve 1987/207 Esas sayılı dosyalarındaki bilirkişi raporları uygulanmak suretiyle kesin olarak belirlenmeli, bilirkişiler tarafından keşfi izlemeye olanak verecek kroki düzenlettirilmeli, komşu Orhaniye mahallesi 340, 341 ve 363/1 sayılı parseller ile 5817 ve 5818 sayılı parsellerin kadastro tutanak ve dayanağı belgeler de getirtilerek uygulamada bunlardan da faydalanılmalı, kesinleşen kararların kapsamı belirlenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Orman Yönetiminin talebi yönünden de olumlu olumsuz bir karar verilmemesi doğru değildir.
Ayrıca, hükümden sonra 19.01.2011 tarihinde yürürlüğü giren 6099 sayılı Kanunun 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Kadastro Kanununun 36. maddesinde; “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dâhil, yargılama giderine hükmolunmaz” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre “bu kanunun 36/A maddesi hükmü henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dahil yargılama giderleri için de uygulanır” hükümleri uyarınca davalılar aleyhine vekâlet ücreti ve bakiye ilâm harcı dahil yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğinden, 3402 sayılı Kanunun 6099 sayılı Kanun ile değişik 36/A maddesi ile geçici 11. maddesine göre; davacı Hazinenin yaptığı tüm yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına ve aynı Kanun hükmü gereğince davacı Hazine yararına vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına” karar vermek gerekirken, yazılı olduğu şekilde davalı gerçek kişi aleyhine vekâlet ücreti ve bakiye ilâm harcı dahil yargılama giderlerine hükmedilmesi de doğru bulunmamıştır.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı … vekili ile dahili davalı … Yönetimi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 24/11/2014 günü oy birliği ile karar verildi.