YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4357
KARAR NO : 2014/9794
KARAR TARİHİ : 25.11.2014
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili 16.10.2010 havale tarihli dilekçe ile, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliğine dayanarak yörede 6831 sayılı Kanuna göre 23.09.2008 tarihinde ilk kez yapılan ve 19.04.2010 – 19.10.2010 tarihleri arasında ilân edilen orman kadastrosu ve 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde uygulaması sırasında Belkıs Köyü sınırları içinde olup 111 ada 983, 796 ve 945 parsel sayılı taşınmazlara sınır ve tescil harici alanda yer alan 14605 m² yüzölçümündeki taşınmaz ile 109 ada 967, 987 ve 953 sayılı parsellere sınır ve tescil harici alanda yer alan 12195 m² yüzölçümündeki 2 parça taşınmazın tamamının, orman kadastro sınırı içine alınmasının hatalı olduğu, 31.12.1981 tarihi öncesinden beri tarım yapıldığı ve üzerlerinde 30 yaşı aşkın antep fıstığı ağaçlarının bulunduğundan orman niteliğinde bulunmadığı gerekçeleriyle orman kadastrosu içine alınma işleminin iptalini, aksi takdirde 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılmasına ve üzerindeki muhdesatın davacıya ait olduğunun şerh verilmesini istemiştir.
Yargılama sırasında mahkemece re’sen Hazine davaya dahil edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın orman sınırı dışına çıkarılmadığından Orman ve Su İşleri Bakanlığına yönelik davanın husumet yokluğundan, davacının zilyetliğe dayalı olarak orman kadastrosuna itiraz edemeyeceği, yönetimi zorlayıcı nitelikte dava açılamayacağı, eski tarihli haritalarda orman varlığına rastlanmamasına rağmen Çevre İl Müdürlüğünce ağaçlandırma yapıldığı gerekçeleriyle davanın reddine, harç ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1320.- TL vekâlet ücretinin Çevre ve Orman Bakanlığına verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, altı aylık süre içinde açılan orman kadastrosu ve 2/B uygulamasına itiraz niteliğindedir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve 6831 sayılı Kanunun 11. maddesi uyarınca orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ilişkin itiraz davasını hak sahibi gerçek kişilerin açabileceği, dava konusu taşınmazın Hazine adına tapuya bağlandığı ve 2003 yılında ağaçlandırılmak üzere tahsis edildiği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığına göre, davacının, dava konusu taşınmazdaki vaki zilyetliğinin, hukuken korunması gereken hak sahipliği niteliğinde olmadığı anlaşıldığından aktif dava ehliyetinin bulunmadığı, ayrıca; orman tahdidi içinde bulunan taşınmaza ilişkin olarak 31.12.1981 tarihinden önce nitelik yitirdiği gerekçesiyle 2/B madde uygulaması kapsamına alınarak orman rejimi dışına çıkarılmasına ilişkin yönetimi zorlayıcı nitelikte dava açılamayacağı gözönünde bulundurularak hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; askı ilân tarihlerinde açılacak orman kadastrosuna itiraz davalarında vekâlet ücreti 3402 sayılı Kanunun 31/3. maddesi uyarınca takdir edilmesi gerekirken, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenmesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hüküm fıkrasının 4. bendinin tamamen kaldırılarak, bunun yerine, “4) Davalı … (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) kendisini vekille temsil ettirdiğinden 3402 sayılı Kanunun 31/3. maddesi uyarınca davanın önemi, vekilin sarf ettiği emek, tarafların davada iyi niyetle hareket edip etmediği, hak ve eşitlik kuralları gözönünde tutularak belirlenen 200.-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı …’na (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) verilmesine” ibaresinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla H.U.M.K.’nun 438/7. maddesine göre düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 25/11/2014 günü oy birliği ile karar verildi.