YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/5760
KARAR NO : 2014/9580
KARAR TARİHİ : 18.11.2014
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı gerçek kişi 03.10.2011 havale tarihli dava dilekçesiyle; davalı Hazine adına tescil edilen 210 ada 5 nolu parselin 20 yılı aşkındır tasarruf ve zilyetliğinde olduğu, 210 ada 7 nolu parselin bir bölümünün de 20 yılı aşkın süredir tasarruf ve zilyetliğinde olduğu iddiasıyla, dava konusu 210 ada 5 nolu parselin tamamı ile 7 nolu parselin kısmen tesbitin iptali ve adına tescili istemiyle dava açmış, müdahil gerçek kişiler 12/06/2012 havale tarihli harçlı dilekçesiyle; çekişmeli 210 ada 7 nolu parselin kendilerine ait olduğu iddiası ile davaya müdahil olmuşlardır.
Mahkemece, davacı ve asli müdahillerin dava konusu taşınmaza kadastro tespitinden önce 20 yıldan fazla nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla zilyet olmadıkları gibi eklemeli zilyetliğin söz konusu olmadığı gerekçesiyle davacı ile asli müdahiller … ve …’ın davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Yörede 3402 sayılı Kanunun 5304 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesi gereğince yapılan orman sınırlandırılması, 12/03/2009 – 13/04/2009 tarihleri arasında ilâna çıkarılmıştır.
1) Davacı …’nun dava konusu 210 ada 7 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazları yönünden:
İncelenen dosya kapsamına, toplanan delillere göre çekişmeli taşınmaz ham toprak niteliğinde ve herhangi bir toprak işlemesi yapılmayan yerlerden olup, zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün onanması gerekmiştir.
2) Davacı …’nun dava konusu 210 ada 5 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazları yönünden:
Mahkemece, davacı ve aslî müdahillerin dava konusu taşınmaza kadastro tesbitinden önce 20 yıldan fazla nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla zilyet olmadıkları gibi eklemeli zilyetliğin de söz konusu olmadığı gerekçesiyle davacının ve asli müdahiller … ile …’ın davalarının REDDİNE karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Şöyle ki; dava konusu 210 ada 5 nolu parsele 2002 yılında davacı … tarafından ev yapıldığı, ondan önce de zilyet ve tasarruf edildiği tanık tarafından belirtilmiş olmasına rağmen, ziraat bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın tarımsal faaliyette kullanılmadığı rapor edilmiş, ancak, çelişkinin giderilmesi için dava konusu taşınmazdaki topraktan numuneler alınmak suretiyle toprağın tarım toprağı niteliğine gelip gelmediği hususu araştırılmamıştır. Yeterli zilyetlik araştırması bulunmadığı gibi, dava konusu taşınmazın sınırında orman bulunduğu halde, orman araştırması da yapılmamıştır. Eksik inceleme ile karar verilemez.
Bu nedenle, öncelikle; mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı yardımıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş
ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu sebeple, yeniden yapılacak keşifte, davacının varsa zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenip, zilyetliğin nasıl ve ne zaman başladığı; kaç yıl süre ile ne şekilde devam ettiği sorulup, yeterli ve kesin yanıtlar alınmalı, dava konusu taşınmazın tesbit tarihinden 20 yıl önceki aktüel durumu gösteren memleket haritası ve hava fotoğrafları ile fotogrametri yöntemiyle düzenlenen kadastro paftaları özel streskop aletiyle incelenerek taşınmazın o yıllarda kullanılıp kullanılmadığı saptanmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar (gerçek kişiler) yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, (murisler) yönünden de tapu ve ilgili kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Kanunun 3.7.2005 gün 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bentde açıklanan nedenlerle; davacı …’nun dava konusu 210 ada 7 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının reddi ile hükmün bu bölümünün ONANMASINA,
2) İkinci bentde gösterilen nedenler ile; davacı …’nun dava konusu 210 ada 5 parsel sayılı taşınmaz yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu yönden BOZULMASINA 18/11/2014 günü oy birliği ile karar verildi.