Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/1464 E. 2013/2810 K. 19.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1464
KARAR NO : 2013/2810
KARAR TARİHİ : 19.02.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 05/10/1992-10/12/2006 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerii tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı işyerinde 05.10.1992-10.12.2006 tarihleri arasında bildirilmeyen sigortalılık sürelerinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacının davalı işyerinde 01.06.1995-01.12.2004 tarihleri arasında 506 Sayılı Yasaya tabi olarak hizmet akti ile çalıştığının tespitine,01.12.2004-14.12.2006 tarihleri arasındaki hizmeti kayıtlı olduğundan bu dönem hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Gerçekten; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira, sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında adaletsiz ve haksız bir durum yaratır. Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği ancak yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar
aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının davalı işyerine ait 01.06.1995 tarihli işe giriş bidirgesinin olduğu,ancak 01.06.1995-05.01.1996 tarihleri ile 01.11.1998-30.11.1998 tarihleri arası farklı dava dışı işyerlerince bildirimlerin bulunduğu,davalı işyerinden 04.11.2004-2007 tarihleri arasında bildirimlerin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Somut olaya gelince; mahkemece fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. İhtilaf konusu dönemde davalı işyerinde çalışanlarının beyanlarını yeterince almaksızın ve başkaca işyerlerindeki çalışmalar dışlanmaksızın verilen karar usul ve yasaya aykırıdır.
Yapılacak iş; işyerinin ihtilaflı döneme ilişkin dönem bordrolarında ismi geçen tanıkların ve giderek uyuşmazlık konusu dönemde iş yerine komşu olarak kayıtlı iş yerlerinin Kurumdan sorarak komşu iş yeri tanıklarını tespit edip iş yerine komşu veya yakın işyerlerinden belirlenen çalışanların ve işyeri sahiplerinin beyanlarına başvurarak çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, davacının saha temizlik, otobüs yıkama işçisi olarak çalıştığı iddiası karşısında, bu işi hizmet akdine dayalı olarak mı yaptığı, yoksa iş başına mı ücretle çalıştığı hususları somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan Murat Turizm Ve Akaryakıt Tic. Ltd. Şti.’ne iadesine 19/02/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.