YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6732
KARAR NO : 2014/9671
KARAR TARİHİ : 20.11.2014
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve davalı … Yönetimi vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında Sumaklı Köyü 101 ada 59 parsel sayılı 7589,21 m² yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliği ile davalı gerçek kişi adına tesbit edilmiştir.
Davacı Hazine, dava konusu parselin Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler ile kaçak ve yitik kişilerden kalma yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmış, katılan davacı … Yönetimi ise 03.03.2010 tarihli harçlı dilekçe ile taşınmazın orman vasfında olduğu iddiasıyla davaya katılmıştır. Mahkemece, davacı Hazinenin açtığı davanın reddine, katılan davacı … Yönetiminin açtığı davanın kabulüne ve dava konusu Sumaklı Köyü 101 ada 59 parsel sayılı taşınmazın tesbit tutanağının (kadastro tesbitinin) iptali ile taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine; Yargıtay 20.Hukuk Dairesinin 11/02/2013 gün ve 2012/13502 – 2013/1077 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Mahkemece, uzman orman bilirkişi tarafından 1956 ve 1988 tarihli memleket haritaları ile 1952 tarihli hava fotoğrafı üzerinde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın açık alanda (orman sayılmayan alanda) kaldığı belirlenmiştir. Ayrıca, kesinleşmeyen orman tahdit hattının da eski tarihli belgeler ile uyumlu olduğu belirlenmesine rağmen, taşınmazın orman vasfıyla tesciline karar verilmesi doğru değildir. Bu nedenle, katılan … Yönetiminin davasının reddine karar verilmesi gerekir. Ancak, mahkemece, davalı gerçek kişi yararına 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddeleri yapılan zilyetlik araştırması yeterli değildir. Bu nedenle, yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, tesbit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tesbit tutanağı bilirkişileri de taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, taşınmazın öncesi itibariyle niteliğinin ne olduğu, kime ait olduğu, zilyetliğin nasıl meydana geldiği, ne kadar süre ile ne şekilde devam ettiği, bunun ekonomik amacına uygun olup olmadığı, tanıkların bilgi ve görgülerinin hangi eylemli olaylara dayandırıldığı belirlenmeli, yerel bilirkişinin imar, ihya ve zilyetlik olgusunu hangi olaylarla nasıl hatırladıkları saptanmalı, ayrıca taşınmazın değişik bölümlerinden yeterli derinlikten toprak örnekleri alınıp incelenerek, taşınmazların imar ihyaya konu edilip edilmediği, edildi ise, tarihi ve ne kadar süreyle ne şekilde zilyet edildiği, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, çekişmeli taşınmazın fiili durumunu da belirtir şekilde rapor alınmalı, bu bilgiler gözönünde tutularak mahkemece, yukarıda belirtildiği şekilde uzman bilirkişiler marifetiyle inceleme yapılarak, taşınmazın üstün vasfının belirlenmesi, şayet taşınmazın kısmen imar ihya edildiği belirlendiği takdirde, ihya edilerek kültür arazisi niteliği kazandırılan bölümler ile işlenmeyen, imar ihya edilmeyen bölümlerinin ölçülerek belirlenmesi ve teknik bilirkişi tarafından krokisine işlenmesi, bu kısımların ayrıca mahkeme nezaretinde çektirilecek fotoğraflarda da işaretlettirilmesi, kazanılmaya elverişli yerler bulunup bulunmadığı ve kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı araştırıldıktan sonra kısmen kazanılmaya elverişli yerler bulunduğu ve kısmen kazanma koşullarının oluştuğu belirlendiği takdirde, Hazinenin davasının bu bölümler yönünden reddine, imar ve ihya edilmeyen bölümlere ilişkin olarak da kabulüne veya tamamen imar ve ihya edilmediği tesbit edildiği takdirde ise, Hazinenin davasının tamamen kabulüne karar verilmeli, ayrıca, 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, davalı gerçek kişi ve murisleri yönünden de tapu kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı kanunun 03.07.2005 gün 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilip ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, davacı Hazine’nin davasının kısmen kabulüne, müdahil davacı … İdaresi’nin davasının reddine,
Dava konusu Kahramanmaraş İli, Andırın İlçesi, Sumaklı Köyü 101 ada 59 parsel sayılı taşınmazın tesbitinin iptali ile; 13/03/2014 havale tarihli fen bilirkişi raporu ekinde bulunan krokiye göre, (A) harfi ile gösterilen 6136,88 m2 yüzölçümlü yerin aynı ada parsel numarası ile tespit gibi tapuya tesciline,aynı krokide (B) harfi ile gösterilen 1452,33 m2 yüzölçümlü yerin aynı adaya verilen son parsel numarası verilmek suretiyle ham toprak vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve davalı … Yönetimi vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak çekişmeli taşınmazın (B) harfli bölümünün ham toprak niteliği ile Hazine adına, (A) harfli bölümünün ise davalı lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu belirlenerek davalı adına tescile karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimine yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 20/11/2014 gününde oy birliği ile karar verildi.