YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6625
KARAR NO : 2014/9407
KARAR TARİHİ : 12.11.2014
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve davalılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
3402 sayılı Kanunun (5831 sayılı Kanunun 9. maddesi ile eklenen), geçici 8. maddesi gereğince yapılan kadastro sırasında Babaköy Köyü, 110 ada 7 parsel sayılı 13163,39 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, fındık bahçesi niteliği ile belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar adına tesbit edilmiştir.
Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazın öncesi orman iken, 23.11.1991 tarihinde kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırları dışında bırakıldığını, ancak, taşınmazın tahdit dışında bırakılma tarihi ile kadastro tesbit tarihi arasında 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresi dolmadığını ileri sürerek, davalılar adına yapılan tesbitin iptali ile taşınmazın Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece, davanın kabulüne; 110 ada 7 sayılı parselin kadastro tespitinin iptali ile … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, davalıların temyizi üzerine, hüküm Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 18.11.2013 tarih 2013/8898 E. – 2013/1230 K. sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Mahkemece, dava konusu taşınmazda, orman kadastrosunun kesinleşme tarihinden dava tarihine kadar sürdürülen zilyetlik süresinin 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde belirtilen 20 yılı bulmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülmüştür. Şöyle ki; yörede 1957 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sonucunda düzenlenen ve bir örneği dosyasına getirtilen orijinalinden fotokopisi çıkarılmış kadastro pafta örneğinden, çekişmeli taşınmazın bulunduğu alanın, arazi kadastrosu sırasında Devlet Ormanı niteliğiyle tesbit harici bırakıldığı anlaşılmaktadır. H.G.K.’nun 24/10/2001 gün ve 2001/8 – 964 – 751 sayılı ve 13/02/2002 gün ve 2002/8 – 183 – 187, 2004/8-15 – 7, 2004/8 – 242 – 292 ve 20. H.D.’nin 2008/20 – 214 – 241 sayılı kararları ile kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tesbit harici bırakılan yerler, orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağından, kesinleşme tarihine kadar sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyecektir. Ancak, bu tarihten sonra sürdürülen zilyetlik ise davacı yararına hak doğurabilecektir. Genel uygulama bu yönde olmakla birlikte, kadastro veya tapulama çalışmaları sırasında, paftasında orman belirtmesi yapılarak tesbit dışı bırakılan yerlerin, resmî belge ve bilgilerden yararlanmak suretiyle yapılacak araştırma sonucu öncesi itibariyle orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi ve mevcut fiilî durum itibariyle de orman olmadığı ve çevre ziraat arazileri ile de bütünlük arzeden yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, yukarıda belirtilen kuralın uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle, bu türden yerlerin 3402 sayılı Kanunun 17. maddesi kapsamında imar ve ihya edilmesi ve olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı süresinin tamamlanması ile de kazanılması mümkündür.
Somut olayda; 19.03.2012 tarihli keşif sonucu alınan orman bilirkişi raporu ile çekişmeli taşınmazın, 1957 yılında yapılan tapulama çalışmalarında orman olarak tesbit harici bırakılan yerlerden olduğu ve kesinleşen orman tahdidine göre orman sınırları dışında bırakıldığı belirlenmesine karşın, öncesi itibariyle orman olup olmadığı, eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarından yararlanmak sureti ile belirlenmediği gibi, orman içi açıklık olup olmadığı hususları da irdelenmemiştir. Dairenin iade kararı üzerine alınan ek raporda eski tarihli memleket haritaları ve hava fotoğraflarındaki konumu gösterilmiş, kısmen açık alanda kaldığı anlaşılmıştır.” denilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucu, davanın kısmen kabulü ile, 110 ada 7 sayılı parselin, fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmının tespitteki vasıflarıyla davalılar adına tapuya kayıt ve tesciline, (B1) ve (B2) ile gösterilen kısımlarının tespitteki vasıflarıyla … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1957 yılında 766 sayılı Kanun uyarınca yapılan kadastro çalışmalarında dava konusu taşınmaz, ormanlık alan olarak tesbit harici bırakılmış, tesbit tarihinden önce 22.05.1991 tarihinde ilânı yapılarak kesinleşen orman kadastrosu ve 3302 sayılı Kanunun 2/B madde uygulama çalışmalarında da orman sınırları dışında bırakılmıştır. Ayrıca, 2859 sayılı Kanun ve 590 sayılı KHK gereği yapılan yenileme çalışmaları 21.02.2005 tarihinde kesinleşmiştir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 16. maddesi ile 3402 sayılı Kanuna eklenen 36/A maddesi gereğince davalılardan onama harcı alınmasına yer olmadığına ve yatırdıkları temyiz harcının istek halinde iadesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 12/11/2014 gününde oy birliği ile karar verildi.