YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7185
KARAR NO : 2010/13653
KARAR TARİHİ : 01.12.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Tarih : 08.12.2009
Nosu : 43-372
Davacı vekili tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahiller Tredaş, … Finansal Kiralama A.Ş. vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
İflasın ertelenmesi talebinde bulunan vekili, ev tipi pişirme cihazları üreten müvekkili şirketin ekonomik kriz nedeniyle borca batık hale geldiğini, sunulan iyileştirme projesinde öngörülen tedbirlerin uygulanmasıyla borca batıklıktan kurtulmasının mümkün olduğunu belirterek müvekkili şirketin iflasının bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, dilekçi şirketin borca batık olduğu, bilirkişi raporuna göre sermaye artışı sağlanması ve ortakların sağladığı kaynakların şirketten çekilmemesi koşuluyla iyileştirme ümidinin bulunduğunu ifade ettikleri, iflas ertelemenin maddi ve şekli şartlarının mevcut olduğu, projenin ciddi ve inandırıcı bulunduğu belirtilerek dilekçi şirketin iflasının bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmiş, hüküm müdahiller Tredaş ve … Finansal Kiralama A.Ş.vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketinin malî durumunun ıslahının mümkün olması hâlinde o şirketin iflâsının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmeli, borca batık durumda ise bu kez ıslahının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile malî durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Zira önerilen iyileştirme tedbirlerinin şirketin malî durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının belirlenmesi özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden, bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulması icap etmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; iyileştirme projesinde öngörülen satış ve kârlılık oranlarının iyimser bir yaklaşımı yansıttığı, 2009 yılında öz kaynaklarda somut bir artış olmadan finansman giderlerinde azalma sağlanamayacağı, amortisman giderleri de dikkate alındığında 2009 yılında öngörülen nakit akışının gerçekçi olmadığı, net işletme sermayesinin döndürülebilir bir yapıdan uzaklaştığı,
uzun vadeli ve düşük maliyetli kaynak bulunarak sermaye artışı yapılması gerektiği, 2009 yılında 200.000. TL sermaye artırımı yapılması, yeni ortak alınması ve ortaklarca sağlanan kaynakların şirketten çekilmemesi koşullarının sağlanması hâlinde iyileşmenin mümkün olabileceği belirtilmiş, mahkemece bu rapor hükme esas alınarak dilekçi şirketin iflâsının ertelenmesine karar verilmiştir.
12.3.2010 tarihli kayyım raporunda; 200.000.TL’lik sermaye artışının yapılmasına rağmen ödemenin yapılmadığı, uyarılara rağmen ortaklara bir kısım ödemeler yapıldığı belirtilmektedir.
Mahkemece, bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle hüküm kurulduğu belirtilmiş ise de söz konusu raporda; iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcılığı, sermaye artışının fiilen sağlanmasına, yeni ortak bulunmasına ve ortakların şirkete sağladıkları kaynakları geri çekmemeleri koşullarına bağlanmıştır. 12.3.2010 tarihli kayyım raporundan bu koşulların gerçekleşmediği, bilâkis ortaklara ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda iyileştirme projesine uyulmadığı ve hükme esas alındığı belirtilen bilirkişi raporuna göre karar verilmediği açıktır. Öte yandan dilekçi şirketin bilanço bilgilerinin gerçek olup olmadığı araştırılmalı, dayanak belgeleriyle uyumu değerlendirilmeli, gerekirse ilgili kişi veya şirketlerden bilgi alınarak, bilançodaki olağan karşılanamayabilecek verilerin gerçekliği araştırılmalıdır. Mahkemece bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle müdahiller vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek hâlinde iadesine, 1.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.