YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7487
KARAR NO : 2010/13654
KARAR TARİHİ : 01.12.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
Tarih : 16.03.2010
Nosu : 85-74
Davacı vekili tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
İflasın ertelenmesi talebinde bulunan vekili, doğalgaz işlerinin sistemi ve klima alanında faaliyet gösteren müvekkili şirketin ekonomik kriz nedeniyle borca batık hale geldiğini, sunulan iyileştirme projesinde öngörülen tedbirlerin uygulanmasıyla borca batıklıktan kurtulmasının mümkün olduğunu belirterek dilekçi şirketin bir yıl süreyle iflasının ertelenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, dilekçi şirketin borca batık olduğu, iyileştirme projesi olarak sunulan bilgi ve belgelerin hiçbirinin iyileştirme projesi niteliğinde bulunmadığı, sunulan bilgi ve belgelerin ciddi ve inandırıcı olmadığı, gerek mahkemenin gerekse de Yargıtay’ın denetimine elverişli bulunmadığı, bir yıllık tedbir sürecinde olumlu bir gelişme sağlamadığı belirtilerek iflas erteleme talebinin reddiyle iflasa hükmedilmiş, karar dilekçi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketinin malî durumunun ıslahının mümkün olması hâlinde o şirketin iflâsının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmeli, borca batık durumda ise bu kez ıslahının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile malî durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Zira önerilen iyileştirme tedbirlerinin şirketin malî durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının belirlenmesi özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden, bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulması icap etmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında, dilekçi şirketin sunduğu bilançolar üzerinden borca batıklık saptanmış ve bu çerçevede artırılan sermayenin ödenmediği, 2008-2009 yılı mali tabloların sunulmadığı, gerçek anlamda bir iyileştirme projesinin bulunmadığı belirtilmiş, mahkemece bu rapor hükme esas alınarak dilekçi şirketin iflâsına karar verilmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere, şirketlerin aktifinde yer alan tüm varlıkların rayiç değerlerinin (piyasa satış kıymetlerinin) mahkeme tarafından atanan yeminli bilirkişiler aracılığıyla tespiti gerekli olup, bilirkişilerce tespit edilecek gerçek veriler dikkate alınarak şirketlerin borca batıklık bilançosunun yeniden düzenlenmesi gerekir. Mahkemece bu yön gözetilmeden ve dolayısıyla usulüne uygun şekilde borca batıklık saptanmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle dilekçi şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek hâlinde iadesine, 01.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.