Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/12900 E. 2010/8281 K. 30.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12900
KARAR NO : 2010/8281
KARAR TARİHİ : 30.06.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih :03.06.2009
No :605-338
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili dava dışı … Denizcilik San.Tic. AŞ. ile müvekkili arasında akdedilen kredi sözleşmesinin teminatı olmak üzere davalıların hissedar olduğu taşınmaz üzerine 13.2.1997 tarihinde 85.000,-TL limitle ipotek tesis edildiğini, kredinin kat’ı üzerine girişilen ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yanında davalıların ipotek akit tablosundaki kefaletleri nedeniyle ilamsız takip de yapıldığını ve bu takibin borçluların itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve davalıların icra inkâr tazminatı ile mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar taşınmazı ipotekle yüklü olarak sattıklarını ve davalılardan …, … ve …’a vekaleten işlem yapan … …’ın kefalet sözleşmesi yapmaya yetkili olmadığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporuna göre davalılardan …, … ve …’un verdiği vekaletnamede kefalet sözleşmesi yapma yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle bu davalılar hakkındaki davanın reddine; diğer davalı … hakkındaki davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin takip talepnamesindeki koşullarla devamına karar verilmiş; hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı banka ile davalılar … ve … vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- … vekilinin temyiz itirazlarına gelince:
Davacı yanın iddiası davalıların dava dışı şirketin borcunun teminatı olarak tesis edilen ipoteğin akit tablosunun 5 inci maddesindeki beyanları ile borca kefil de oldukları noktasındadır.
Borçlar Kanunu’nda müteselsil kefalet konusu 487 nci maddede düzenlenmiş olup, birinci fıkrasına göre kefil, borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu sıfatıyla veya bu gibi diğer bir sıfatla borcun ifasını deruhte etmişse alacaklı asıl borçluya müracaat ve rehinleri nakde tahvil ettirmeden evvel kefil aleyhine icra takibi yapabilir. Kefalet ile müteselsil borçluluk birbirinden farklı müesseseler olup geçerlilik koşulları, tâbi oldukları hüküm ve sonuçlar da birbirinden farklıdır.
Davacının dayandığı akit tablosunun 5 inci maddesinde davalıların ipotek limiti miktarınca borcun tamamından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarına dair bir ibare bulunmakta ise de, kefalete ilişkin bir ifadeye rastlanmamaktadır. Bu durumda davalının kefil olarak değil, müşterek ve müteselsil borçlu olarak kabulü gerektiğinden, İcra ve İflas Kanunu’nun 45 inci maddesinin göz önünde tutulması gerekir. Açıklanan gerekçelerle yerel mahkeme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda (1) sayılı bentte açıklanan nedenle davacı banka ile davalılar … ve … vekillerinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) sayılı bentte açıklanan nedenle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 30.06..2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.