Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/12615 E. 2012/18700 K. 10.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12615
KARAR NO : 2012/18700
KARAR TARİHİ : 10.12.2012

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin davalı aleyhine çeke dayalı alacağının tahsili için ilamsız icra yolu ile takibe giriştiğini davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, müvekkilinin çek bedelini ödediği gibi takibe konu çekin de ayrıca zamanaşımına uğradığını bildirerek davanın reddini istemiştir.Mahkemece, davalının savunması karşısında borcun ödendiği kanıt yükünün davalıda olduğu, ödeme savunmasının usulüne uygun delillerle kanıtlanamadığı, davalının temel ilişkinin alım satımından kaynaklandığına dair beyanı üzerine çekin keşide tarihi ile takip tarihi arasında on yıllık zamanaşımı süresinin geçmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.1-)Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-)Takip, zamanaşımına uğraması nedeniyle kambiyo hukukundan yararlanma haklarını yitiren belgeye dayalı olarak yapılan ilamsız icra takibidir.Taraflar arasında temel ilişki bulunduğu ihtilafsızdır. Nitekim davalı taraf temel ilişkiyi kabul edip, mal bedelini ödediğini savunmuştur. Bu durumda ispat külfeti ödeme savunmasında bulunan davalı yan üzerinde bulunup, mahkemece bu savunmanın ispat edilemediği kabul edilerek hüküm oluşturulmasında bir isabetsizlik yok ise de, çek vasfında olmayan belgeye dayalı olarak yapılan takipte işlemiş faiz talep edilebilmesi için davalı borçlunun BK 101 maddesi gereğince usulüne uygun bir şekilde temerrüde düşürülmüş olması gerekir. Somut olayda davacı alacaklı tarafından davalı borçluya keşide edilmiş bir ihtarname bulunmamaktadır. Bu nedenle davalının takiple temerrüde düştüğü kabul edilerek işlemiş faiz talebinin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm oluşturulması doğru olmadığı gibi faize faiz yürütülecek biçimde bir başka deyişle BK’nun 104/son maddesi hükmüne aykırı şekilde hüküm oluşturulması da kabul şekli itibariyle doğru değildir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 10.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.