YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/8888
KARAR NO : 2014/9497
KARAR TARİHİ : 13.11.2014
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … ile davalı Hazine vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında Yayla Alaçat Köyü, 146 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının edinme sütununda, dava konusu taşınmazın … tarafından Baki Çavdır’dan satın alındığının tutanağa ekli tarihsiz satış sözleşmesiyle anlaşıldığı, sözleşmenin kuzeyinde okunan göl’ün meradan sonra geldiği ve meranın da 2001 yılında tespit komisyonunca tahdidinin yapıldığı ve taşınmazın tapuya tescili için zilyedi … tarafından Fethiye 2.Asliye Hukuk Mahkemesinde, 2002/108 Esas numarası ile tescil davası açıldığından sözedilerek, 31616,24 m² yüzölçümüyle ve iki katlı kargir ev ve tarla niteliğiyle malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir
Davacı … vekili 01/03/2002 havale tarihli dilekçesiyle, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Girdev Yaylası (Alaçat), Karalar mevkiinde bulunan yaklaşık 150 dönüm (150000,00 m²) miktarındaki tarlanın tapuda kayıtlı olmadığını ve müvekkilinin bu tarlayı malik ve zilyedi olan Baki Çavdır’dan harici satış senedi ile satın aldığını ve eklemeli kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının müvekkili yararına oluştuğunu iddia ederek, taşınmazın Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre müvekkili adına tescili istemiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır. Fethiye 2.Asliye Hukuk Mahkemesince, taşınmaz hakkımda kadastro tutanağı düzenlendiği gerekçesiyle, 01/03/2007 tarih ve 2002/108 E – 2007/42 K. sayılı kararla görevsizlik kararı verilmiş ve dosya kadastro mahkemesine devredilmiştir.
Kadastro Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu Yayla Alaçat Köyü, 146 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tutanağının (kadastro tespitinin) iptaline ve taşınmazın 31616,24 m² yüzölçümü ve iki katlı kargir ev ve tarla niteliğiyle davacı … adına aynı ada ve parsel numarası verilerek tapuya kayıt ve tesciline, bilirkişi krokisinde (A2, A3, A4, B1 ve B2) ile gösterilen taşınmazlara yönelik dava ile Orman Yönetimi aleyhine açtığı davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı … vekili tarafından krokide (A2, A3 ve A4) ile gösterilen taşınmazlara yönelik olarak, davalı Hazine vekili tarafından kabule konu 146 ada 1 parsel sayılı taşınmaz yönünden temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunun 14 ve 17. maddeleri gereğince tescil davası olarak açılan dava, daha sonra taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlenmesi nedeniyle kadastro tespitine itiraza dönüşmüştür.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli taşınmazlar orman alanı dışında bırakılmıştır.
1) Davalı Hazine vekilinin 146 ada 1 sayılı parsele (krokide A1 ile gösterilen bölüm) yönelik temyiz itirazları yönünden;
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli 146 ada 1 parsel sayılı taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve adına tescil kararı verilen davacı … yararına 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu
belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, hüküm yerinde tespitin iptali yerine, tutanağın iptaline karar verilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün ikinci bendinin (a) fıkrasında yer alan “… taşınmazın tutanağının iptali…” ibaresi kaldırılarak, bunun yerine “… taşınmazın kadastro tespitinin iptali…” ibaresinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla H.U.M.K.’nun 438/7 maddesine göre düzeltilmiş bu şekliyle onanması gerekmiştir.
2) Davacı … vekili ile davalı Hazine vekilinin krokide (A2, A3, B1 ve B2) ile gösterilen taşınmazlara yönelik temyiz itirazları yönünden;
Mahkemece, krokide (A2, A3, B1 ve B2) ile gösterilen bölümler hakkında davanın reddine karar verilmiş ise de, karar usûl ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki; uzman bilirkişiler tarafından krokide (A2, A3 ve B1) ile gösterilen bölümlerin 184 ada 1 sayılı mera parseli içinde, krokide (B2) ile gösterilen bölümün ise 135 ada 1 sayılı mera parseli içinde olduğunu bildirmişlerdir. Ancak, dava kadastro mahkemesinde görülmesine rağmen, dava konusu 184 ada 1 ve 135 ada 1 sayılı mera parsellerinin tutanak aslı dosyada bulunmamaktadır. Her iki mera parselinin aynı mahkemenin 2007/35 Esas sayılı dosyasında davalı olduğu ve davanın halen derdest olduğu, Dairece iade kararıyla dosyaya getirtilen mahkemenin 2007/35 Esas sayılı dosyanın incelenmesiyle anlaşılmıştır.
Kadastro davalarında, tutanak aslının dosyada bulundurulması ve çelişkili kararların verilmemesi ve infaz sırasında tereddüt yaratılmaması bakımından aynı parseller hakkında açılan davaların birleştirilerek görülmesi ve taşınmaz hakkında tek sicil (kayıt) oluşturulması usûl hükmü gereğidir. Bu nedenle, aynı parselin dava konusu olduğu davaların H.M.K.’nun 166. maddesi gereğince birleştirilmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, ayrı ayrı görülmesi isabetsiz olmuştur. O halde, dava konusu 184 ada 1 ve 135 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar hakkında tek sicil (kayıt) oluşturulabilmesinin sağlanması bakımından yerel mahkeme hükmünün krokide (A2, A3, B1 ve B2) ile gösterilen bölümler yönünden bozulması gerekmiştir.
3) Davacı … vekilinin krokide (A4) ile gösterilen bölüme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece, krokide (A4) ile gösterilen bölüm hakkındaki davanın reddine karar verilmiş ise de, karar usûl ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki; uzman bilirkişi raporundan, krokide (A4) ile gösterilen taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlenmediği ve bu bölümün “ark” olarak tescil harici bırakıldığı anlaşılmaktadır.
3402 sayılı Kadastro Kanunu hükümleri uyarınca kadastro mahkemeleri, tespit sırasında tutanağı düzenlenmiş taşınmazlarla ilgili uyuşmazlıkları çözmekle görevlidirler. Tutanağı düzenlenmemiş taşınmazlar hakkında açılacak davalara bakma görevi genel hukuk mahkemelerine aittir. Mahkemelerin görevi, kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmesi zorunludur. Mahkemece, tutanak düzenlenmemiş ve kadastro paftasında “ark” olarak gösterilmiş taşınmazla ilgili davada görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet bulunmadığından, yerel mahkeme hükmünün krokide (A4) ile gösterilen bölüm yönünden de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: 1) Yukarıda bir numaralı bentde açıklanan nedenlerle; davalı Hazine vekilinin 146 ada 1 sayılı parsele yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile 146 ada 1 sayılı parsel hakkında kurulan usûl ve kanuna uygun olan hükmün yukarıda gösterilen düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA,
2) İki ve üçüncü bentlerde açıklanan nedenler ile; davacı … ile davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile krokide (A2, A3, A4, B1 ve B2) ile gösterilen bölümler hakkındaki hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde iadesine 13/11/2014 günü oy birliği ile karar verildi.