Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/3143 E. 2010/1850 K. 24.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3143
KARAR NO : 2010/1850
KARAR TARİHİ : 24.02.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Tarih :25/11/2008
Nosu : 2006/318-2008/621

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-
Davacı vekili, müvekkili şirketin dünyaca tanınan ve bilinen bir marka olduğunu, davalının müvekkili şirketin İstanbul tek yetkili satıcısı olarak basiretli bir tacirden beklenmeyecek davranışlarda bulunarak müvekkilinin itibarını ve şöhretini zedelediğini, markayı kötülediğini, daha sonra sözleşmeyi feshettiğini, haksız fesih nedeniyle sözleşme gereği ödenmesi gereken 100.000 USD’nin tahsili amacıyla yapılan takibin vaki itiraz üzerine durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, davalının alacağın %40’ından az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının sözleşmeye aykırı davrandığını, işporta malı kalitesinde ürünler verdiğini, müşteri şikayetlerinin artması, daha fazla mal alımı için baskı yapılması, ütüsüz, etiketsiz ve ambalajsız ürün verilmesi gibi nedenlerle sözleşmenin devamının imkansız hale geldiğini, sözleşmenin bu nedenle feshedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişi incelemesine göre malların protokolde açıklandığı şekilde olmadığı, vasat veya vasatın altında olduğu, sözleşmeye konu lüks mallar sınıfında nitelendirilemeyeceği, davalıya düşük kaliteli mal satılmasından dolayı akdin feshinin haklı olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı vekili, davaya cevabında davacının sattığı ürünlerin kalitesiz ve ayıplı olduğunu savunmuşsa da Kadıköy 1. Noterliğinden gönderilen 31.3.2006 tarihli akdin feshine ilişkin ihtarında; ürünlerin beklenen satış oranlarına ulaşamadığını, reklâm, tanıtım, organizasyon ve işletme giderleri açısından müvekkilinin büyük bir yük altına girdiğini ve ekonomik sıkıntıya düştüğünü belirtmiştir. Dosya içeriğinde de bilirkişi raporlarında açık ayıplı olduğu değerlendirilen malların ayıplı olduğuna ilişkin icra takibinden önce gönderilmiş bir ihtar veya yapılan bir tespit bulunmamaktadır. Davacı tarafından 18.4.2006 tarihinde başlatılan icra takibinden sonra 17.5.2006 tarihinde davalı tarafından gösterilen ürünler üzerinde bilirkişi marifetiyle tespit yapılmış, yargılama sırasında da hükme esas alınan bilirkişi raporunun 4. sayfasında belirtildiği üzere inceleme günü davalının mahkeme kalemine getirdiği ayıplı olduğu iddia edilen ürünler tetkik edilerek rapor tanzim edilmiş, itiraz üzerine düzenlenen ek rapora göre mahkemece hüküm kurulmuştur.
Yukarıda kısaca özetlenen dosya içeriğine göre davalı vekilinin akdin feshi nedenleri arasında belirtmemesine rağmen, davaya cevap dilekçesinde ileri sürdüğü malların ayıplı olduğu şeklindeki savunma dikkate alınrak, davacının satıp satmadığı tartışmalı olan ürünler üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.