Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/10465 E. 2011/12820 K. 22.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10465
KARAR NO : 2011/12820
KARAR TARİHİ : 22.12.2011

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı (üçüncü kişi) vekili, Fatih 3. İcra Müdürlüğü’nün 2008/10071 sayılı Takip dosyasında yazılan talimat uyarınca, Kayseri 5. İcra Müdürlüğü’nün 2008/496 sayılı Talimat dosyasında yapılan 27.11.2008 günlü hacizde cebri icra tehdidi altında dosya borcunun tamamını ödemek zorunda kaldıklarını, iş yerinin borçlu ile ilgisinin bulunmadığını, bu durumun kanıtlanmasına rağmen haksız olarak haciz yapıldığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davacı tarafın fiili haciz yapılmadığı halde dosya borcunun tamamını ödediğini, buna karşı istihkak davası açılamayacağını, ortada yapılmış bir haczin bulunmadığını, öte yandan borçlu şirketin üçüncü kişi şirket bünyesinde faaliyetine devam edeceğinin kamuoyuna duyurulduğunu, mal kaçırmak için danışıklı iş yeri devri yapıldığını, devir gerçek olsa bile İİK’nun 44. maddesindeki gereklerin yerine getirilmediğini, bu nedenle işletmeyi devralan davacının BK’nun 179. maddesi gereğince işletmenin borçlarından sorumlu olduğunu belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu haczin alacaklı vekili tarafından gösterilen, üçüncü kişinin faaliyet adresinde yapıldığı, bu sırada hazır bulunan şirket müdürünün borçlunun gelinen iş yeri ile ilgisinin bulunmadığını belirttiği, ancak alacaklı vekilinin muvazaalı devir yapıldığı gerekçesi ile haciz talep ettiği, üçüncü kişi vekilinin dosya borcunun tamamını yatırdıklarına dair makbuz sunması üzerine fiili haciz yapılmadığı, ortada herhangi bir menkul ya da para haczinin bulunmadığı, paranın re’sen yatırıldığı“ gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Davacı üçüncü kişi 27.11.2008 günlü haciz tutanağı içeriğine göre haciz baskısı altında ve muhafaza işleminin yapılmasını önlemek amacı ile dava açma haklarını da saklı tutarak dosya borcunun tamamını ödediğini belirtip buna ilişkin dekontu sunmuştur. Somut olayda iradi olarak borcun ödenmesinden bahsedilmesi mümkün değildir. Bu koşullarda hacizin yatırılan paraya ilişkin olduğu ve istihkak davasının açılabileceği de Yargıtay’ın istikrar kazanan uygulaması ile kabul edilmektedir.
Bu nedenlerle ortada geçerli bir haczin varlığının kabulü ile işin esasına girilip toplanacak delillere göre bir karar verilmesi gerektiği dikkate alınmadan dava şartı yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir.
Kabule göre de; İcra Müdürünün istihkak davasında taraf sıfatının bulunmadığının dikkate alınmaması hatalı olmuştur.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3.kişiye geri verilmesine 22.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.