Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/5909 E. 2010/10118 K. 25.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5909
KARAR NO : 2010/10118
KARAR TARİHİ : 25.11.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta meydana gelen 3.820 TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, davalı aracının sürücüsünün %100 kusurlu olduğunu belirterek bu meblağın ödeme tarihinden işleyecek avans faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Başak Groupama Sigorta A.Ş vekili müvekkilinin sigortalının kusuru oranında azami 8.000 TL poliçe limiti ile sorumlu olduğunu, dava açılmadan önce temerrüde düşmediklerini, avans faizi istenemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … duruşmalara katılmadığı gibi davaya yazılı olarakta cevap vermemiştir.
Mahkemece davanın kabulü ile 3.820 TL tazminatın ödeme tarihinden işleyecek avans faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TTK.nun 1301.maddesine dayanılarak açılan maddi tazminat istemine ilişkindir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'(nun 21. maddesi ile ilgili yönetmeliğin 28. maddesinde tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina halinde tebliğin yapılma şartları düzenlenmiştir. Tebligat bilgilendirme yanında belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir. Bu nedenle tebliğ ile ilgili 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve tüzük hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve tüzüğün amacı tebliğin muhatabına ulaşması
konusu ile ilgili olarak kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır. Hal böyle olunca, kanun ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur.
TC Anayasa’sının 36.maddesi hükmüne göre “Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” Yine HUMk.nun 73. maddesi gereğince temel kurala göre, mahkeme tarafları dinlemeden onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez.
Yukarıdaki açıklamalar altında somut olaya bakıldığında dava dilekçesi, davalı …’e Tebligat Kanunu’nun 21. Maddesi ve tüzüğün 28.maddesinde belirtilen şartlara uyulmaksızın ismini vermeyen imzadan imtina eden komsununun beyanına göre usulsuz olarak tebliğ edilmiş olduğundan davalının savunma hakkının kısıtlandığı gözetilmeden yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu durumda mahkemece davalının usulüne uygun şekilde duruşmaya davet edilerek savunma ve delillerini ibraz etmesi için süre verilmesi deliller toplandıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı …’in temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine ve şekline göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’e geri verilmesine 25.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.