YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7152
KARAR NO : 2012/1216
KARAR TARİHİ : 31.01.2012
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında imzalanan 23.06.2007 tarihli zilyetliğin devri sözleşmesi ile 6.900 m²’lik taşınmazın 175.000.00 TL’lik senet karşılığında müvekkiline devir ve teslimi gerekirken 6000 m²’lik kısmının devredildiğini, zilyetliği müvekkiline devredilen 6.000 m²’lik kısmın boş arazi vasfında olduğunu, müvekkilinin sözleşmeyi yapmaktaki esas amacının kalan 900 m²’lik kısmında bulunan ve daha değerli olan binaları kullanmak olduğunu, bu kısmı kullanamadığı için elde etmek istediği menfaatlerden de büyük oranda yoksun kaldığını, senet bedellerinin toplam 145.000.00 TL’lik kısmının ödendiğini kalan 30.000.00 TL’lik kısmının vadesinin gelmediğini ileri sürerek borçlu olmadığının tespiti ile fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak ve eksik harç bilirkişi incelemesinden sonra tamamlanmak kaydı ile fazla yapılan 75.000.00 TL. tutarındaki ödemelerin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşme tarihinde davacı şirket yetkilisinin … olmadığını, senetlerin alacaklısının müvekkili şirket olmadığını, senetlerde davacı şirketin de borçlu olmadığını, başka bir ifade ile sıfat yokluğundan davanın reddi gerektiğini, 6.000 m²’lik bölümün terk edildiğini, zilyetliğin davacıya devrinin yasa ve şekil itibariyle mümkün olmadığını, baştan itibaren bu durumun bilindiğini, buna rağmen müvekkilinin terkettiği 6.000 m² Tır parkının davacının işgali altına girdiğini, kalan 900 m²’lik kısım içinde yer alan binanın yarısının hazine, yarısının orman arazisi içinde yer aldığını müvekkili şirket yetkilisinin Orman Kanunu’na muhalefetten yargılandığını, iddiaların yerinde olmadığını, sözleşmenin BK.19. vd. maddelerince açıkça kanuna ve kamu düzenine aykırı bulunduğu için geçersiz olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller neticesinde taşınmazın 6.000 m²’lik kısmının zilyetliğinin davacıya devredildiği, üzerinde bina bulunan 900 m²’lik kısmın zilyetliğinin davacıya devredilemediği, yargılama sırasında ödenen 30.000 TL’de dahil toplam 175.000.00 TL’lik ödemenin yapıldığı, davalı husumet itirazında bulunmuş ise de, taraf şirketlerin temsilcilerinin zilyetliğin devri amacı ile hareket ettikleri, ödemede bulundukları resmi mercilerde de bu konuda gerekli müracaatı yaparak sözleşmenin yerine getirilmesi yönünde hareket ettikleri anlaşıldığından bu itiraz yerinde görülmemiş, benimsenen 22.07.2010 tarihli ek bilirkişi kurulu raporuna göre ödenen 175.000.00 TL’nin 105.905,00 TL’lik kısmı yönünden zilyetliğin devri sağlanamadığı için davalının bu miktar kadar sebepsiz zenginleştiği, bu durumda 75.000.00 TL’lik istirdat talebinin yerinde olduğu, dava dilekçesinde vadesi gelmediği için ödenmediği belirtilen 30.000. TL. için menfi tespit talebi olmadığından yargılama sırasında eksik harç yatırılmış olsa da bu konuda karar verilemeyeceği, ıslah dilekçesi ile talep edilen 70.000.00 TL. için davalı süresinde zamanaşımı def’inde bulunduğu ve ıslah tarihi itibariyle 1 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan bu talebin reddi gerektiği gerekçeleri ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Davacı vekilinin temyizi yönünden;
Dava dilekçesinde, toplam 30.000.00 TL. miktarındaki senetlerin henüz vadesi gelmediğinden ödeme yapılmadığı açıklanarak sonuç ve istem bölümünde müvekkili firmanın borçlu olmadığı miktarın tespiti talebinde bulunulmuş ve ayrıca 20.02.2009 havale tarihli dilekçede de sonradan ödenmiş olan bu senetlerle ilgili menfi tespit ve istirdat isteminin mevcut olduğu açıklanarak, eksik peşin harç tamamlanmıştır. Bu durumda mahkemece toplam miktarı 30.000.00 TL. olan senetlerle ilgili açılmış bir menfi tespit davası bulunmadığı gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi uyuşmazlık sözleşmeye dayandığından bu durumda BK’nun 125. maddesi uyarınca somut olay bakımından 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerekirken 1 yıllık zamaşımına göre, ıslah edilen kısım yönünden davanın reddine karar verilmesi de isabetsizdir.
2- Davalı vekilinin temyizi yönünden ;
a) Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve 23.06.2007 tarihli sözleşmeyi imzalayan … ve …’ın davanın tarafı olan şirketler adına sözleşme imzaladıklarını ve sözleşmenin taraflarının bu şirketler olduğunu açıkça belirtmiş olmalarına, davacı şirketin kendisi adına sözleşme imzalayan …’un özel olarak yetkilendirildiğine dair icazet beyanlarına ve sözleşme altında imzaları bulunan kişilerin keşideci ve lehdar oldukları senet bedellerinden taraf şirketlerinin de sorumlu olduklarına dair sözleşmede hüküm bulunmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
b) Taraflar arasındaki 23.06.2007 tarihli sözleşmeye göre davalı şirketin toplam 175.000.00 TL. karşılığında 6.900 m² miktarındaki hazineye ait taşınmazın zilyetliğini davacı şirkete devretmeyi yükümlendiği, devir bedeli olarak kararlaştırılan ve senetlere bağlanmış olan borcun kısmen davadan önce kısmen davadan sonra olmak üzere tamamının ödenmiş olduğu, buna karşılık davalının davacı şirkete 6.000 m²’lik taşınmaz bölümünün zilyetliğini terkedip devrettiği, içinde binalar bulunan 900 m²’lik bölümün zilyetliğinin devrine ilişkin yükümlülüğünü yerine getirmediği dosya içeriğinden anlaşılmıştır. Bu durumda davacının teslim edilmeyen kısma tekabül eden ve ödenmiş olan bedeli davalıdan geri istemekte haklı olduğunun kabulü gerekir. Her ne kadar mahkemece bu konuda bilirkişi raporları alınmış ve ikinci bilirkişi kurulu raporuna göre hüküm oluşturulmuş ise de, raporlar arasındaki çelişki giderilmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş, yeniden bir bilirkişi kurulu oluşturularak mahalinde keşif yapılmak suretiyle sözleşme uyarınca ifa edilmeyen kısım yönünden davalıdan talep edilebilecek fazla ödemenin miktarının saptanması için ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli ve önceki raporlar arasındaki çelişkiyi de giderecek biçimde rapor alınıp tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesinden ibaret olmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda (2/a) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle davacı yararına (2/b)nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı yararına hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 31.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.