YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13614
KARAR NO : 2011/9481
KARAR TARİHİ : 05.07.2011
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki sözleşmenin fesihi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili şirketin … İli … İlçesi Organize Sanayi Bölge Müdürlüğünce adına tahsis edilen 1319 ada 4-5 parsel sayılı 7999.98 m² büyüklüğündeki arsa üzerine 1430,16 m² büyüklüğünde prefabrik fabrika binası yaptığını ancak maddi sıkıntı çekmesi üzerine tahsisli arsayı üzerindeki bina ile birlikte önce dava dışı …’e devretme konusunda anlaştıklarını ve adı geçenden bonoları aldıklarını ve … nezdinde devir işleminin yapıldığını, daha sonra …’in de işletmeyi yürütemeyeceğini söylemesi üzerine onun aracılığıyla davalı …’a devir konusunda anlaşmaya varıldığını, karşılıklı taleple aynı yerin bu kez … nezdinde …’a devrinin gerçekleştirildiğini, ancak …’den alınan bonoların yerine …’dan bono alınacağı kararlaştırıldığı halde davalı …’nin bono vermediği gibi devir bedelini de ödemediğini, böylece müvekkilinin kandırıldığını, hiç bir bedel almadan tahsisli arsası ve üzerindeki binanın davalı …’a hileli yollarla devrinin sağlandığını bu hususun ilgili yönetmelik hükümlerine aykırı olduğunu ileri sürerek tahsis işleminin iptali ile tekrar müvekkili adına tahsis yapılmasına ve taraflar arasındaki akdin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, davalının hile iddiasının yerinde olmadığını, bu iddiaya dayalı taleplerin 1 yıllık hak düşürücü süre içinde dile getirilmediğinden reddi gerektiğini, taraflar arasındaki 30.5.2006 tarihli devir sözleşmesi uyarınca … Organize Sanayi Bölgesi yönetiminin de oluruyla arsanın müvekkili adına tahsis edildiğini bu devir esnasında müvekkili tarafından 68.000 TL nakit 4.000 TL çek olmak üzere 72.000 TL ödeme yapıldığını, ayrıca … yönetimine olan 10.962.TL’lik borcun müvekkili tarafından üstlenildiğini, işlemlerin mevzuata uygun olduğunun Sanayi Bakanlığının 27.3.2008 tarihli yazısıyla da teyid edildiğini, davacı ile dava dışı … arasındaki ilişkinin müvekkilince bilinmediğini, davacının tahsis işleminin iptalini istemesindeki amacının başkasına daha yüksek bedelle devretmeyi düşünmesinden ibaret olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı cevap vermediği gibi duruşmalara da katılmamıştır.
Malkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacının hile iddiasının BK’nun 31 maddesi uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde ortaya konulmadığı için dinlenemeyeceği, ödeme yapılmadığından akdin feshi gerektiği ve dolayısıyla tahsisin iptali yönündeki talebine gelince, taraflarca imzalanan 30.5.2006 tarihli devir sözleşmesi uyurınca tahsise ilişkin devrin gerçekleştirildiği, tarafların sözleşmeyle gerçekleşen serbest iradeleri karşısında … yönetim kurulunun taraflardan ödeme belgesi istemesinin hayatın olağan akışına uygun düşmediği, yapılan işlemde usulsüzlük bulunmadığı, davacının taleplerinin TMK’nun 2 maddesine uygun düşmeyeceği, BK’nun 182. maddesi uyarınca satışa konu prefabriğin ve satış bedelinin aynı anda verildiğinin kabulü gerektiğinden satışın veresiye olduğu ve bedelin ödenmediğini iddia eden davacının ispat yükü altında olup HUMK’nun 288 maddesi uyarınca iddiasını kanıtlayamadığı, davalının ticari defterine de delil olarak dayanılmamış ise de … Ticaret Sicil Memurluğunun cevabi yazılarından davalı …’ın sicil kaydına rastlanmadığının bildirilmesi nedeniyle defter incelemesinin yapılamadığı, dava dışı … tarafından verilen bonolar sebepten mücerret olduğundan iddiasının kanıtı olamayacağı, davacı tarafa yemin teklif hakkının hatırlatıldığı halde yemin teklif etmeyeceklerini bildirdikleri, böylece davacının ödeme yapılmadığı iddiasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 5.7.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.