Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/14609 E. 2012/4589 K. 20.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14609
KARAR NO : 2012/4589
KARAR TARİHİ : 20.03.2012

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin 1978 yılından beri ticaretle uğraştığını ve dava konusu olay tarihine kadar ticari itibarının yerinde olduğunu, ancak 2008 yılında dava dışı …isimli şahsın davalı bankadan almış olduğu krediyi ödememesi üzerine müvekkilinin davalı banka tarafından aranarak bahse konu kredi borcunda müşterek borçlu müteselsil kefil olduğunun söylendiğini, müvekkilinin böyle bir borca kefil olmadığını, banka ile müteaddit görüşmeler neticesinde sözkonusu kredi sözleşmesinde müvekkilinin imzasının olmadığının ve sisteme yanlış girildiğinin, anlaşıldığını, bu duruma dair 10.09.2008 tarihli yazının banka tarafından müvekkiline verildiğini sistemdeki hatanın düzeltildiğinin söylenmesine rağmen müvekkilinin başka banka ve finans kuruluşlarına müracaat ettiğinde bahse konu kefil sıfatı nedeniyle kredi notunun düşük olduğu gerekçesiyle kredi verilmediğini, sistemdeki hatanın düzeltilmesi nedeniyle müvekkilinin uğradığı maddi zarara karşılık şimdilik 3.000 TL manevi zarara karşılık 10.000 TL tazminat tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının ve dava dışı …’in evraklarının birlikte giderilmesi nedeniyle sisteme girilirken sehven davacının kefil olarak yazıldığını, daha sonra davacının müracaatı üzerine davacıya bahse konu kredide kefil olmadığına ve sistemdeki hatadan kaynaklandığına dair resmi yazının banka tarafından verildiğini, sözkonusu kaydın düzeltilmesi için Kredi Kayıt Bürosuna bildirimin de yapıldığı, bu suretle davalı olan müvekkili banka tarafından çıkacak olumsuzlukların önüne geçilmeye çalışıldığını, maddi manevi tazminata ilişkin kanuni şartaların oluşmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davacının maddi tazminat istemiyle ilgili olarak, davacının davalı bankanın haksız eylemi nedeniyle zarara uğradığını ispat etmek zorunda olduğu, somut olayda davacının ne şekilde zarara uğradığının kanıtlanamadığı, bilirkişi raporunda da vurgulandığı üzere bankacılık uygulanmasında borcun sona erdiğine dair belgenin getirilmesi halinde kredi başvurularının kabul olunduğu, davacının kredi başvurusunun sözkonusu haksız eylem nedeniyle reddolunduğuna dair herhangi bir bankanın cevabı ve benzeri belge ve somut kanıtı mevcut olmadığı gerekçesiyle maddi tazminat talebinin reddine, yine manevi tazminat istemiyle ilgili olarak, manevi tazminata hükmedilmesi için kişisel yararların haleldar olması ön şartının arandığı, malvarlığına yönelen bir eylem az veya çok kişiyi manevi üzüntüye düşürebilirse de böyle bir üzüntünün BK’nun 49. ve MK’nun 24. maddesinde korunan kişisel hakların ihlalinden doğan bir eylem niteliğinde olmadığı, manevi zarara yönelik somut bir kanıtında mevcut olmadığı gerekçesiyle manevi tazminat talebininde reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 20.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.