YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6531
KARAR NO : 2012/13722
KARAR TARİHİ : 26.09.2012
MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin yayıncısı ve dağıtıcısı olduğu eserlerin satışının yapılması için müvekkili şirket tarafından davalıya teslim edilen ürünlere ilişkin faturalar düzenlendiğini, taraflar arasında yapılan 12.02.2010 tarihli hesap mutabakatında 31.12.2009 tarihi itibariyle 32.321,93 TL alacaklı olduklarının davalı tarafından yazılı olarak teyit edildiğıni, mutabakatla sabit olan ve teyit edilen tutarın ödenmesi için davalıya yapılan müracaatların sonuçsuz kaldığını, alacağın tahsili için davalı aleyhine girişilen icra takibinin icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz sonucu durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili şirket ikametgahı .’de olup davanın yetkisiz yerde açıldığını, yanlar arasında ticari ilişki bulunduğu, vergi dairesi tarafından davacının vergi borcundan dolayı müvekkiline haciz ihbarnamesi gönderildiğini, müvekkili şirket yedinde bulunan davacının mal ve alacaklarına 6183 Sayılı Kanun hükümlerine göre haciz konulduğunu dolayısıyla davacı şirketin müvekkili şirketten olan alacağının vergi dairesine ödenmesi gerekeceğinden davacı şirkete ödeme yapılamayacağını, bu nedenle de davacı şirkete borcu bulunmadığını belirterek davanın usul ve esastan reddine ve icra inkar tazminatına karar verilmisini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller doğrultusunda, davalının mahkemenin ve icra dairesinin yetkisine yönelik itirazının HUMK 10 ve BK nun 73.maddesi gereğince yerinde görülmediği, taraflar arasındaki ticari ilişkiden dolayı davacının davalı şirketten alacaklı olduğu, icra takibinden önce davacının vergi borcu nedeni ile 6183 sayılı Amme Alacaklarını Tahsili Usulü Hakkındaki Kanunun 79.maddesi gereğince davacı şirketin davalı şirket nezdinde bulunan hak ve alacaklarına haciz konulduğu, davacı alacağının vergi dairesinden gelecek ikinci bir bildirime kadar bloke edildiği, davacının davalı nezdindeki hak ve alacağı üzerindeki haczin halen devam ettiği gerekçesiyle davanın reddine ve koşulları bulunmadığından davalı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.Davalı, aleyhindeki icra takibine sebep göstermeden “borcum yoktur” şeklinde itiraz etmiş, itiraz üzerine açılan … bu itirazın iptali davasına karşılık verdiği cevapta ise aslında davacıya takipte talep edilen miktarda borcu bulunduğu ancak vergi dairesince 6183 Sayılı Yasanın 79. maddesi uyarınca kendisine gönderilen haciz ihbarnamesi üzerine davacıya olan borcunu ödemekten çekindiğini ve vergi dairesince bu miktar kadar alacak üzerine bloke konulduğunu savunmuştur. Davacı ise, davalının takibe itirazında böyle bir sebep bildirmediğini bildirmiş olsaydı bu davayı açmayabilecek olduğunu kaldı ki, kendisinin vergi dairesine olan borcu ile ilgili olarak 6111 Sayılı Yasa çerçevesinde vergi dairesi ile protokol imzalayıp borcun yapılandırıldığını anılan protokol uyarınca borç tamamen ödendikten sonra davalıdan olan takip alacağı ile ilgili bloke kaldırılacağından yasal olarak alacağına kavuşma olanağının bulunduğunu iddia etmiştir.Gerçekten davacı dava dışı Vergi Dairesi arasında davacının vergi dairesine olan borcu yönünden protokol düzenlenip borcun yeniden yapılandırıldığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Başka bir anlatımla davacı dava dışı vergi dairesine olan borcunu bu aşamada … değildir. Sözü edilen protokol uyarınca borç tamamen ödenip bittikten sonra vergi dairesinin davacının davalıdan olan alacağı üzerine koyduğu blokenin kaldırılacağı ve davacının alacağını tahsil olanağının doğacağı kuşkusuzdur. Hal böyle olunca mahkemece, sözü edilen protokolün sonuçlanması beklenerek varılacak uygun sonuç dairesince bir karar verilmesi gerekirken bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde karar tesisi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.09.2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
-KARŞI OY YAZISI-
Davacının davalı şirketten olan alacağı dava dışı Vergi Dairesinin 6183 sayılı Kanun’un 79. maddesi uyarınca düzenlenen haciz ihbarnamesi ile haczedilmiştir. Haciz ile borçlunun haczedilen mal üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlanır. Hacizle takip ve dava konusu alacak üzerinde davacının tasarruf yetkisi kısıtlandığından bu alacağın tahsili istemiyle dava açılamaz. Haciz ihbarnamesi gönderilen üçüncü kişi dava konusu alacağı davacıya değil haciz ihbarnamesi gönderen Vergi Dairesine ödemek zorundadır. Davalının takibe itiraz etmemesi halinde davacı davalıdan takip konusu alacağı tahsil ettikten sonra davalı haciz ihbarnamesi sonucu Vergi Dairesine de ödeme yapmak zorunda kalarak mükerrer ödeme yapmış olacaktır. Mahkemece davalının itirazının haklı olduğu kabul edilerek yazılı şekilde davanın reddi usul ve yasaya uygun olup, kararın onanması gerektiği görüşündeyiz. Bu nedenle sayın çoğunluğun bozmaya ilişkin görüş ve düşüncesine katılamıyoruz.