YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12450
KARAR NO : 2010/13146
KARAR TARİHİ : 23.11.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkiline zorla ölümle tehdit ederek senet imzalatıldığını, müvekkilinin ortağı adına kayıtlı … plakalı aracın gasp edildiğini, davalı ve arkadaşlarının 10.10.2007’de Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet edildiğini ileri sürerek müvekkilinin 06.12.2007 vadeli 29.055.00.-TL bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkilinden toz şeker, kesme şeker, pirinç gibi mallar aldığını, karşılığında bazen nakit, bazen de kredi kartı ile ödemede bulunduğunu, bakiye borç nedeniyle dava konusu senedin imzalanıp verildiğini, borcunu ödemeyen davacının hileli yollara başvurduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller, davalı kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde davalı defterlerinin kendi lehine yasal delil niteliğini taşımadığı, davalı teslim edilen mal karşılığı senedin alındığını savunmuş ise de, davalının söz konusu malları davacıya teslim ettiğini ispat edemediği, ispat yükünün davalıda olduğu, davalı yanın yemin teklif hakkını kullanmadığı gerekçeleri ile davanın kabulüne, davacının 06.12.2007 vade tarihli 29.055.-TL bedelli kambiyo senedinden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, tarafların tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava konusu bononun tehdit ile alındığı iddia edilerek dava açılmış ve tehdit suçuna ilişkin ceza davasının mahkumiyetle sonuçlandığı, ancak ceza mahkemesi kararının henüz kesinleşmediği dosya içeriğinden anlaşılmıştır.
Bu durumda mahkemece, BK.nun 53.maddesi hükmü gözetilerek konu ile ilgili ceza mahkemesi kararının kesinleşmesi beklenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yön gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 23.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.