YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11835
KARAR NO : 2013/2207
KARAR TARİHİ : 04.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı – karşı davacı … Yönetimi, davacı – karşı davalılar vekili ve müdahiller vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Belginer ve arkadaşlarının murisi …. İlçesi, …… Çiftliği mevkiindeki 1936 tarih 11 numarada tapuda adına kayıtlı taşınmazın, 1974 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında tapu kaydındaki miktarından daha az olarak 60 ve 61 numaralı parsellere revizyon gösterildiğini, tapu kaydı kapsamının bir bölümünün tesbit harici bırakıldığını iddia ederek, 60 ve 61 parseller dışında kalan bu yerin adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece 1984/361E. – 1990/443 K. sayılı kararla dava kabul edilmiş, hüküm Hazine ve Orman Yönetiminin temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 1993/4608 E. – 1147 K. sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “…çekişmeli taşınmazla ilgili kadastro mahkemesinin 1987/204 Esas sayılı orman kadastrosuna itiraz davasının bekletici mesele sayılarak, anılan dava sonuçlandırıldıktan sonra eldeki davanın görülerek bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne, bilirkişi raporunda (A) ile işaretli 18884,82 m2 ve (B) ile işaretli 17382,38 m2 ile gösterilen taşınmazların … mirasçıları adına tesciline, krokide (C) ile işaretli taşınmazla ilgili olarak Orman Yönetiminin dava açmakta muhtariyetine ilişkin verilen kararın Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2003/3817 – 4775 sayılı kararı ile ikinci kez bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Medenî Kanunun 713. maddesinin 3. fıkrasında, tescil davasının Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine veya varsa tapuda malik gözüken kişi ya da bu kişi mirasçılarına karşı açılacağı hükme bağlanmış olup; çekişmeli taşınmazın idarî sınırları içinde yer aldığı …. İlçesi Belediyesinin davayla ilgili kamu tüzel kişiliklerinden olduğu gözetilerek davaya dahil edilip taraf oluşturulduktan sonra yargılamaya devam olunup işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken, dava koşullarından olan taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde hüküm kurulmasının usûl ve kanuna aykırı olduğu” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyularak yargılamaya devam olunmuştur. Bozmadan sonra, … ve arkadaşları, taşınmazın kendi adlarına tapuya tescili istemiyle davaya müdahil olmuşlardır. Orman Yönetiminin, davalı 61 sayılı parselin tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tescili istemiyle mahkemenin 2006/381 Esas sayılı dosyasında açtığı dava, bu dava ile birleştirildikten sonra mahkemece; Mahkemenin 2003/612 Esas sırasına kayden davacı Kemal Belginer tarafından Medenî Kanunun 713. maddesi gereğince açılan tescil davasının esastan reddine, bu davaya müdahil olarak katılan … ile … ve arkadaşlarının talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına (usûlüne uygun olarak harcı yatırılmak suretiyle açılmış bir dava bulunmaması sebebiyle),
Davacı … Yönetimi tarafından Mahkemenin 2006/381 Esas sırasına kayden açılan 61 sayılı parsele ilişkin tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabul, kısmen reddine,
…. İli, ….. İlçesi, ….. Çiftliği, Çayladeresi Mevkiinde kain 61 parsel sayılı taşınmazın bilirkişiler….. ve ….’a ait 01.03.2010 tarihli raporda (B) harfi ile gösterilen 2785,41 m2 ve (D) ile gösterilen 20609,89 m2’lik kısımlarının davalı … mirasçıları … ve arkadaşları adına olan tapu kaydının iptali ile bu kısımların yeni parsel numaraları verilmek suretiyle Maliye Hazinesi adına orman vasfı ile tapuya kayıt ve tesciline,
Davalıların bu kısımlara müdahalelerinin men’ine,
Dava konusu taşınmazların beyanlar hanesinde yazılı bulunan ve Davalı Tedaş lehine olan şerhin orman yapılan kısımlar yönünden terkinine,
karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi, davacılar … ve arkadaşları vekili ve müdahiller … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Medenî Kanunun 713. maddesi uyarınca açılmış tescil davası ile tapu iptali ve tescili ile men’i müdahale istemlerine ilişkindir.
Taşınmazların bulunduğu yerde 1947 yılında 3116 sayılı Kanuna göre orman kadastrosu yapılmıştır. 1987 yılında aplikasyon ve 2/B uygulaması yapılmıştır.
1) Müdahiller … ile … ve arkadaşları vekilinin temyizi yönünden;
Davacı …, tescile konu taşınmazların kendi adına olan Ocak 1962 tarih 60 sayılı tapu kaydı kapsamında kaldığı iddiasıyla dava açtığı halde, müdahiller; bu tapu kaydının ifrazen geldiği Temmuz 1936 tarih 11 sayılı tapu kaydına tutunarak davaya katılmışlardır. Müdahale sebebi ile dava sebebi aynı olmayıp farklıdır. Bu nedenle, davaya müdahalenin niteliği ferî olmayıp aslî müdahaledir. Bir davaya aslî müdahil olarak katılmak için de, usûlüne uygun olarak dava harçlarının yatırılması gerekir. Somut olayda müdahiller, müdahale harcı yatırmadıklarından davada taraf sıfatını kazanmamışlardır. Mahkemelerce verilen hükümler de sadece davanın taraflarınca temyiz edilebileceğinden, müdahillerin temyiz dilekçelerinin reddine karar verilmiştir.
2) Dava konusu 61 sayılı parsele ilişkin davacı … Yönetimi ve davalılar … ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazları yönünden;
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli taşınmazın (B ve D) işaretli bölümlerinin orman tahdidi içinde, diğer bölümlerinin de orman tahdidi dışında kalan yerlerden olduğu, bu taşınmazın Gemlik Asliye Hukuk Mahkemesinin 1949/47 – 419 sayılı kararı ile orman sınırları dışına çıkartılan alanda kalmadığı anlaşıldığına ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, bu parsele yönelik hükmün onanması gerekmiştir.
3) Tescil davasına konu (A ve B) işaretli bölümlere ilişkin davacı … mirasçıları … ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece, davacıların 3402 sayılı Kanunun 7/4. maddesi gereğince uyuşmazlık çıkarıp komisyona itirazda bulunmadıkları, kadastro işleminin kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar da 20 yıllık zilyetlik süresinin geçmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Kadastro sırasında dava konusu taşınmazların 60 ve 61 parsel sayılı taşınmazlara uygulanan Ocak 1962 tarih 60 sayılı, 154595 m2 yüzölçümlü tapu kaydı kapsamında kalsa da, bu bölümler kesinleşmiş orman tahdidi içinde kaldığından orman olarak tapulama harici bırakılmıştır. Davacılar, taşınmazların Gemlik Asliye Hukuk Mahkemesinin 1949/47 – 419 sayılı kararı ile orman olmadığının belirlendiği ve dayanak tapu kaydı kapsamında kaldığını ileri sürerek dava açmışlardır. Taşınmazların belirtilen mahkeme kararının kapsamına girmediği yapılan keşif, uygulama ve alınan bilirkişi raporları ile belirlenmiştir. Bu nedenle, mahkeme kararının bu dava için kesin hüküm oluşturması sözkonusu değildir. Ancak, taşınmazların dayanılan tapu kaydı kapsamında kaldığı hususunda da ihtilaf bulunmamaktadır. Sorun, tapulama ekibinin orman tahdit sınırını ve tapu kaydı sınırını oluşturan taşınmazın doğu sınırını, kayıtlarda okunan … Deresi yerine taşınmaz içinde bulunan böcekhane tabir edilen yerden geçirmesinden kaynaklanmaktadır. Zaten, tapulamayı yapan ekip de, taşınmazın tapu sınırı içinde kaldığını belirlemiştir. Ancak, orman tahdit sınırını yanlış uygulamaları nedeniyle kayıt kapsamında kalan davalı taşınmazlar tapulama harici bırakılmıştır. Kural olarak; tapulama harici kalan taşınmazlar hakkında açılan tescil davalarında, tapulama işleminin kesinleşmesinden sonra 20 yıllık zilyetlik süresinin dolması gerekir. Ancak, somut olayın özelliğine göre, bu davanın belirtilen kural kapsamına girdiğinden söz edilemez. Zira, taşınmazlar zaten tapulu olup tapulama ekibinin orman tahdit haritasını hatalı uygulaması nedeniyle tapulama harici bırakılmıştır. Dayanılan tapu kaydı, 3402 sayılı Kanunun 12/4.maddesi; “kadastrosu tamamlanan çalışma alanı içerisinde kalan eski tapu kayıtları, işleme tâbi kayıt niteliğini yitirirler.” hükmü gereğince işleme tâbi kayıt niteliğini yitirse de, delil olma niteliğini taşımaya devam eder. Bu nedenle, esasen tapulu olan ve tapu kapsamında kaldığı hususunda da ihtilaf bulunmayan taşınmazlar yönünden 20 yıllık zilyetlik süresinin aranması doğru olmayıp davanın kabulüne karar verilmesi gerekir.
SONUÇ; 1) Yukarıda birinci bentde açıklanan nedenlerle; müdahiller … ile … ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçelerinin REDDİNE,
2) İkinci bentde açıklanan nedenlerle; dava konusu 61 sayılı parsele ilişkin davacı … Yönetimi ve davalılar … ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile bu parsele ilişkin hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimine yükletilmesine,
3) Üçüncü bentde açıklanan nedenlerle; tescil davasına konu ve fen bilirkişi krokisinde (A ve B) işaretli bölümlere ilişkin davacı … mirasçıları … ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 04.03.2013 günü oy birliği ile karar verildi.