Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2014/7160 E. 2014/9406 K. 12.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7160
KARAR NO : 2014/9406
KARAR TARİHİ : 12.11.2014

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında Tepecik Köyü 119 ada 25 parsel sayılı 12.217,12 m² yüzölçümündeki taşınmaz, ham toprak niteliğiyle belgesizden Hazine adına tesbit edilmiştir.
Davacı …, taşınmazın 20 yılı aşkın süredir zilyetliğinde olduğunu, bağ olarak kullandığını ileri sürerek, adına tescili istemiyle dava açmış, 26.10.2009 tarihli celsede davasını ıslah ettiğini, 209 ve 210 sayılı parsellerde de hakkı bulunduğunu, bu kısımların da adına tescilini istemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu 119 ada 25 sayılı parselin krokide gösterilen (A) harfi ile gösterilen bülümünün davacı adına, (B) harfi ile gösterilen bölümünün Hazine adına tapuya tesciline, 119 ada 209 sayılı parsel hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine, tesbit gibi tesciline, 119 ada 210 sayılı parsele yönelik davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, tesbit gibi tesciline karar verilmiş, davalı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine hüküm, Yargıtay 20. Hukuk Dairesi’nin 02/04/2012 tarihli ve 2011/16960 E. – 2012/4945 K. sayılı kararıyla bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle: “Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; dava konusu 119 ada 25 parsel sayılı taşınmaza, doğu yönden 128 ada 1 nolu orman parseli komşu olduğundan ve yörede orman kadastrosunun 3402 sayılı Kanunun 5304 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesine göre yapıldığı anlaşıldığından, taşınmazın niteliğinin belirlenmesi ve orman araştırmasının yapılması gerekir. Yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların öncesinin orman sayılan yerlerden olduğunun saptanması halinde; ormanlarda sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceğinden, davanın reddi gerekir. Dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir.
Öte yandan; dava dilekçesinde ve askı ilân süresi içinde 119 ada 209 ve 210 sayılı parsellere karşı dava açılmadığından, kadastro davalarında ıslah ile taraf ve parsel numarası değiştirilemeyeceğinden, mahkemece, ıslah talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, parsellerin tutanaklarının davalı hale getirilerek, yeniden sicil oluşturulması da usûl ve kanuna aykırıdır.” denilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, davanın kısmen kabul kısmen reddine, 119 ada 209 ve 210 sayılı parsellere yönelik ıslah talebinin reddine, 119 ada 209 ve 210 parsellerin tesbit gibi tesciline, 119 ada 25 sayılı parselin tesbitinin iptaline, davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, davalı … Köy Tüzelkişiliğine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiş, davalı Hazine tarafından 119 ada 25 sayılı parsele yönelik olarak temyiz edilmesi üzerine hüküm, Yargıtay 20. Hukuk Dairesi’nin 11.2.2014 tarihli ve 2013/10260 E – 2014/1721 K sayılı kararıyla bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle: “Mahkemece verilen karar usûl ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki; mahkemenin 08/07/2010 gün 2009/3 E. – 2010/37 K. sayılı kararında, çekişmeli 119 ada 25 sayılı parsel hakkında 25/A kısmının davacı adına ve 25/B kısmının ise davalı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiği, bu kararın sadece davalı Hazine tarafından temyiz edilmesi sonucunda kararın bozulduğu ve bunun sonucunda Hazine lehine usûlî müktesep hak doğduğu gözönüne alınmadan 119 ada 25 sayılı parsel sayılı taşınmazın tamamının davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi ve bozma kararında 119 ada 209 ve 210 sayılı parsellere karşı dava açılmadığı ve bu parseller yönünden bir karar verilmemesi gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen, dava konusu olmayan 119 ada 209 ve 210 sayılı parseller hakkında karar verilerek sicil oluşturulmuş olması doğru görülmemiştir” denilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü ile 119 ada 25 nolu parsel içerisinde kalan fen bilirkişilerinin 16.09.2009 tarihli krokili raporunda (A) harfi ile gösterilen 7459,91 m²’lik kısmın kadastro tespitinin iptali ile, bu kısmın aynı ada içerisinde son parsel numarası verilmek suretiyle bağ vasfı ile davacı adına tapuya tesciline, (B) harfi ile gösterilen 4757,21 m²’lik kısmın ise aynı ada ve parsel numarası ile Maliye Hazinesi adına tesbit gibi tesciline,
Dava konusu olmayan 119 ada 209 ve 210 parsel nolu taşınmazlara ait tutanak asıllarının tapu müdürlüğüne geri çevrilmesine karar verilmiş, hüküm davalılardan Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 sayılı Kanunun 5304 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesi hükmüne göre yapılıp 03/09/2008 – 03/10/2008 tarihleri arasında ilân edilen orman kadastrosu ve 15/04/2009 – 15/05/2009 tarihleri arasında ilân edilen arazi kadastrosu vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 12/11/2014 gününde oy birliği ile karar verildi.