YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14471
KARAR NO : 2013/3383
KARAR TARİHİ : 28.03.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, …. Köyü 101 ada 98 parsel sayılı 3378,89 m² yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tesbit edilmiştir. Davacı … Yönetimi, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine ve dava konusu parselin tesbit gibi davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmekle, Dairece bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2008/13731-18000 sayılı ve 22.12.2008 günlü bozma kararında özetle; [Hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazın 1964 tarihli memleket haritasında meyve bahçesi rumuzlu orman sayılmayan alanda kaldığının bildirilmesi üzerine Orman Yönetiminin davasının reddine karar verilmişse de, davalının babası…..’ın ormandan tarla açarak fidan dikme suçundan sanık olarak yargılandığı ve Tire Sulh Ceza Mahkemesinin 09.06.1963 gün ve 268-102 sayılı ilâmında mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece hükme dayanak alınan orman yüksek mühendisi ve kadastro teknisyeninin birlikte düzenledikleri 26.06.2008 tarihli raporlarında özet olarak; “Tire Sulh Ceza Mahkemesinin 1963/268-102 sayılı Araplı Köyünden …..’ın mahkumiyeti dosyasında ve yine Tire Sulh Ceza Mahkemesinin 1950/241-338 sayılı dosyasına konu yer için açılan Tire Sulh Hukuk Mahkemesinin 1951/424 Esas ve Tire Asliye Hukuk Mahkemesinin 1956/394 Esas sayılı tazminat ve elatmanın önlenmesi davalarına konu olan taşınmazların dayanak krokilerinin, dava konusu 101 ada 98 sayılı parselin dışında kaldığı ve yörede 3402 sayılı Kanunun 5304 sayılı Kanunla değişik 4. maddesine göre yapılan orman kadastrosu sırasında sözü edilen mahkeme kararına konu yerlerin Hazine adına orman niteliği ile tesbit ve tescil edilen 101 ada 2 sayılı parselin sınırları içine alınmış olduklarını tesbit ettiklerini” bildirmişlerse de, ceza ve tazminat dosyalarının dayanağı krokilerin 101 ada 2 sayılı parselin hangi bölümlerine ait olduğu kadastro paftasında gösterilerek keşfi ve bilirkişi raporlarını denetleme ve izleme olanağı sağlanmamıştır. Gerek 1986 tarihli Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/G, gerekse 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26/g ve 26/2 maddeleri gereğince “Devlet Ormanı olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme kararı bulunan yerlerin Devlet Ormanı olarak sınırlandırılması gerekir. Böyle bir yerin herhangi bir şekilde komisyonlarca sınırlama dışı bırakılmış olması veya orman sayılmamış olması bu yerlerin orman olma niteliğini ortadan kaldırmaz”.
Bu nedenle; yörede 3402 sayılı Kanunun 4. maddesine göre yapılan orman kadastrosuna ilişkin işe başlama, çalışma (özellikle bilirkişilerin raporlarında infaz edildiğinden söz ettikleri Tire Sulh Ceza Mahkemesinin 09.06.1963 tarih 268-102 sayılı ilâmına ilişkin çalışma tutanağı sahifesinin), işi bitirme tutanakları ile askı ilan tutanağının ve tahdit haritasının orjinalinden çekilmiş onaylı fotokopi örneği ile Tire Asliye Hukuk Mahkemesinin 1956/394 Esas sayılı ve Tire Sulh Hukuk Mahkemesinin 1951/424 sayılı tazminat ve elatmanın önlenmesi dosyalarının ve yine Tire Sulh Ceza Mahkemesinin 26.06.1950 gün ve 241-338 sayılı zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılan dava dosyası ya da bu dosya bulunamıyorsa kararı, Orman İdaresinden ve mahkemesinden varsa bilirkişi raporu ile krokiler getirtildikten sonra, önceki bilirkişiler dışında bir orman yüksek mühendisi ve kadastro teknisyeni ya da fen elemanı aracılığı ile ve yerel bilirkişi yardımıyla yeniden yapılacak keşifte, ceza ve tazminat davalarına konu olan taşınmaz ya da taşınmazların yeri, suç zabıt varakası ile keşif tutanaklarındaki mevki, miktar, nitelik ve krokilerinde belirlenen hudut anlatımlarından (şahıs, dere, yol, orman vs.) yararlanılarak kadastro paftası üzerinde nereye isabet ettiğinin duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması; çekişmeli taşınmaz ya da başka bir parsel içerisinde kalıp kalmadığının orman kadastro çalışma tutanaklarından da yararlanmak suretiyle belirlenmesi; orman ve fen bilirkişiden keşfi ve uygulamayı gösterir krokili raporun alınması; ceza dosyasının halefiyet yoluyla davalı yönünden H.U.M.K.’nun 237. maddesine göre kesin hüküm olacağının düşünülmesi; bundan sonra tüm delillerin birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi] gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine ve dava konusu ….. Köyü 101 ada 98 nolu parselin tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu, 3402 sayılı Kanunun 5304 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesi hükmüne göre yapılmıştır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak ve özellikle keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarında ceza davalarına konu olan taşınmazın dava konusu 101 ada 98 sayılı parsel sınırları içerisinde değil, 101 ada 2 nolu orman parseli içerisinde kaldığı, 3402 sayılı Kanunun 5304 sayılı Kanun değişik 4. maddesi hükmüne göre yapılan orman kadastrosu sırasında ceza davalarının gözetilerek sözü edilen mahkeme kararına konu olan yerlerin Hazine adına orman niteliği ile tespit ve tescil edilen 101 ada 2 sayılı parselin sınırları içerisine alındığı, bu durumun orman parselinin edinme sebebi sütununda açıklandığı, çekişmeli taşınmazın, üzerinde 60 yıllık incir ağaçları olan tarım arazisi niteliğinde bulunduğu saptanarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 28.03.2013 günü oy birliği ile karar verildi.