YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6885
KARAR NO : 2014/9650
KARAR TARİHİ : 19.11.2014
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 2008 yılında yapılan kadastro sırasında Arısı Köyü, 108 ada 1 parsel sayılı 1070 hektar 5575,32 m² yüzölçümündeki taşınmaz, orman niteliğiyle davalı Hazine adına tesbit edilmiştir.
Davacılar, 18.06.2008 tarihli dilekçeleriyle, kendilerine ait taşınmazların orman parseli içinde bırakıldığı iddiasıyla irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır.
Mahkemece, her ne kadar çekişmeli taşınmazın tutanağı kadastro mahkemesinde davalı olması nedeniyle kesinleşmemiş ise de, davacıların 10 yıllık süre içinde zilyetlik hukukî sebebine dayanarak dava açamayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 08/05/2012 tarih ve 2012/754 – 6818 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; ”Davacıların dava ettiği ve fen bilirkişinin raporuna ekli krokide (A, B, C ve D) harfleri ile gösterilen taşınmazların 108 ada 1 sayılı orman parseli içinde kaldıkları anlaşılmaktadır. Davacılar, orman niteliği ile Hazine adına tespit edilen taşınmazın bir bölümü üzerinde zilyetliğe dayanarak tapu iptali ve adlarına tescili istemi ile dava açmışlardır. Ne var ki; mahkemenin gerekçesinde de belirtildiği gibi ve dosya arasında bulunan kadastro müdürlüğünün 08.08.2008 tarihli yazısından, çekişmeli 108 ada 1 sayılı parselin dava açıldığı tarihte kadastro mahkemesinde dava konusu olduğu anlaşılmıştır. Somut olayda, eldeki davanın açıldığı tarihte aynı parsel hakkında kadastro mahkemesinde görülmekte olan bir dava (derdest) bulunduğuna göre, eldeki bu dava, 3402 sayılı Kanunun 26/D maddesi anlamında derdest davaya katılmadır. 3402 sayılı Kanunun 26/D maddesi gereğince tespitten önceki haklara dayanılarak aslî müdahil olarak davaya katılan kişilerle ilgili olarak uyuşmazlıkları çözümleme görevi kadastro mahkemelerine aittir. Görev konusu kamu düzeniyle ilgili olduğundan, yargılamanın her aşamasında mahkemece re’sen nazara alınması gerekir. Bu durumda; mahkemece, dava dilekçesinin görev yönünden reddine, dosyanın görevli kadastro mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere işin esası hakkında kesin hüküm oluşturacak biçimde karar verilmesinin doğru olmadığı”na değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra; görevsizlik kararı verilerek dosya kadastro mahkemesine gönderilmiş, mahkemece; davanın kabulü ile Tokat İli, Almus İlçesi, Arısu Köyü, Alankol-İnkaya Mevki 108 ada 1 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi … tarafından hazırlanan ve mahkememize sunulan 14.05.2013 havale tarihli raporuna ekli haritasında; (A) ve (B) harfleri ile gösterilen 4072.04 m2 yüzölçüme sahip bölümünün adanın son parsel numarası ile tarla niteliğiyle davacı … adına, (C) harfi ile gösterilen 2943.14 m2 yüzölçüme sahip bölümünün adanın son parsel numarası ile tarla niteliğiyle davacı … adına, (D) harfi ile gösterilen 3973.68 m2 yüzölçüme sahip bölümünün adanın son parsel numarası ile tarla niteliğiyle davacı … adına, tapuya kayıt ve tesciline, kalan bölümün ise tespit gibi orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş hüküm davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu, 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı içinde bırakılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve adına tescil kararı verilen kişiler yararına 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, dava kadastro tesbitine itiraz davası olduğu halde mahkemece, 108 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline karar verilmeden hüküm kurulmuş olması doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu nedenle; hüküm fıkrasının bir numaralı bendinde “Davanın kabulü ile” ibaresinden sonra gelmek üzere “108 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tesbitinin iptaline” ibaresinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla HUMK.’nın 438/7. maddesine göre düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 19/11/2014 günü oy birliği ile karar verildi.